Medeniyet Dediğin Detaylar

DetaylarYurt dışında vize sıkıntısı yaşıyorum, büyük ihtimalle Türkiye’ye temelli dönüş yapacağım. Bazı arkadaşlar bana en büyük tecrübemi soruyor. Şöyle diyeyim, Amerika’daki serüvenim boyunca edindiğim en önemli tecrübe farklı insanların detay anlayışlarını tanımak oldu.

İş yerinde Çinli, Hintli, Amerikalı, Pakistanlı, Tayvanlı arkadaşlarım oldu. Onlar nasıl düşünür, bir probleme nasıl yaklaşır, üretim anlayışları nedir gibi pek çok yaklaşım sistematiğini öğrenme şansım oldu. Ayrıca sosyal çevremdeki farklı etnisiteden insanların film yorumlarını, hayat tarzlarını ve giyim kuşamlarını görme imkanım oldu.

Kısaca farklı detayları gözlemleme imkanına sahip oldum. Allah insanları gerçekten de farklı farklı yaratmış. Kendi ikizimin bile karakter yapısı ve davranış biçimi benden tamamen farklı. Amerika’da bu kadar çok farklı milletten insanla tanışmak çok önemli bir tecrübe. En azından yediğin lahmacunun, iskenderin çok özel olduğunu anlıyorsunuz. Değerinin farkına varıp insanları olduğu gibi kabullenmeye başlıyorsunuz.

Yalnız bu yazıda belirtmek istediğim konu detayların önemi hakkında. Ben detayların bir medeniyeti oluşturduğuna inanırım. Dün Orta Doğulu bir lokantaya gittiğimizde orada çalışan bir Türk Orta Doğulu personellerin (Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan, Irak vs.) kabalığından yakınıyordu. Amerikalı’lara karşı kaba davrandığının farkında olmayan Orta Doğulu zihin yapısı gerçekten de iş yerlerinde büyük bir sorun. İncelik kibarlık gerektiren işlerde çok başarılı değiller.

İşten hemen kaytarmak istemeler, müşteriye ters cevaplar, küçük meseleleri büyütüp müşteriyle kavgalar, işleri savsaklamalar, işe geç gelmeden tutun erken çıkmalara kadar çok eleştiri alıyorlar. Bizim Türk’lerin de çok geri kalır tarafı yok ancak Orta Doğulu’dan farkımızı burada daha net görme şansı elde ediyorsunuz. Bazen Atatürk’ün bizi Batılılaştırmaya neden bu kadar hevesli olduğunu daha iyi anlıyorum. Türkler burada Avrupai tarzlarıyla büyük saygı görüyorlar yoksa bir gram itibar görmüyorsunuz. Kader planında Avrupalılaşmaya ihtiyacımız varmış ve bu Mustafa Kemal Atatürk’ün eliyle olmuş. İyi kötü yönleri çok tartışılır ancak yurt dışındaki tecrübemden sonra bazı şeyler kafamda daha net oturdu diyebilirim. Avrupalılaşmadan benim anladığım kibarlık gerektiren işlerde gösterilmesi gereken azami refleks kalıplarıdır yoksa kültürlerini kastetmiyorum.

Her neyse, konumuza devam edelim. Başka bir Türk lokantasına bir Amerikalı personel bulmuştum. Benim referansımla işe girmişti ama bizim Türk patronun ona yaptıklarını görünce kendimden utandım. Buradaki personeller işe diyelim tam sabah 8 de gelir ve 4 te ayrılır. Beş dakika fazla çalışmaz, işini iyi yapar, hakkını verir. Karşılığında maaşının tam zamanında ödenmesini talep eder. Yani böyle bir çalışma kültürü vardır ancak Türk patronun geç maaş ödemesinden tutun güven ilişkisine kadar tutumu hayatım boyunca unutamayacağım anılardan biri oldu. Bir daha da bir Türk patrona Amerikalı bir personel bulmayacağım.

Başka bir örnek olarak dün bir Orta Doğulu bayana restoran kapısından çıkarken bir kaç saniyeliğine açık tutup yardımcı oldum. Burada bu ciddi bir kültürdür, Amerikalı’nın kapı kültürü diye bir şeyi vardır. Aynı anda giriş çıkışlarda birbirine yardımcı olursun ve karşı taraf ta mutlaka nezaketen “Thank you!” der. Tabii benim durumumda başörtülü Ortadoğulu bayandan bir teşekkür alma şansım olmadı. Bunu bir Amerikalı’ya yapsaydı onu lokantadan soğutmasına yeterdi. Buradaki yerliler için bu büyük bir ayıp ve önemlisi de kültürsüzlük ve görgüsüzlük. Size çok küçük gelen şeyler buradaki yerliler için büyük oluyor.

Her gün böyle durumlar yaşıyoruz. Artık Müslüman, başörtülü, cemaatçi, laikçi, tarikatçi, partici geçin bunları. Medeniyet detaylarda gizlidir. Kim daha nazik, saygılı, etik ve hoşgörülüyse onunla yola çıkın, ona saygı duyun, onunla iş yapın. Millet farkı gözetmeden kişinin karakter yapısını ve inceliğini anlamaya çalışın.

Geçenlerde bir Türk arkadaşımın dediğini hiç unutmayacağım. Amerika’nın yeşillik ve tabiat olarak harika bir yer olduğunu konuşuyorduk. Şu eyalet şöyle güzel, burası şöyle güzel derken sonunda dedi ki “Usta iyi ki bu memleket Müslüman’ların eline geçmemiş”

Kastettiği referans ise tabii kendi haşa güzel dinimiz değil, bilakis onu yanlış temsil eden sözde Müslümanlar. Hani rantın, yağmacılığın, yolsuzluluğun pişkinlik derecesinde en yüksek makamlarda temsil edilen ve aşağı tabaka tarafından hiç bir sorun yokmuş gibi kabul edilip içselleştirilen yozlaşmış sözde Müslümanlar var ya işte onlar!

Mümkünse detaylar meselesine kendi ailenizden başlayın. Kardeşim yemek yaptığında ona mutlaka “ellerine sağlık” demeden sofradan kalkmıyorum. Aynı şekilde kendisi de riayet ediyor. En küçük bir iyilik için mutlaka “teşekkür ederim” kültürünü özümsemeye bakın. İnanın her gün tekrar ettiğiniz anlamlı bir pozitif kelime sizin hayatınızı değiştirebilir. Sofrada size bir şeyi uzatan kim olursa olun karşılıksız bırakmayın. Tebessüm etmek, güler yüzlü olmak, nazik olmak, her durumda kibar davranmak öğrenilebilen davranış şekilleridir.

Ses tonunuzu ayarlamak, yürüyüşünüze dikkat etmek, kapılara önden girmek, elbiseni temiz tutmak, tatlı söz söylemek Kuran-ı Kerim’de önemle üzerinde durulan detaylardır. Müslümanlar olarak çoğunu uygulamıyoruz. Başka bir Hadisi Şerifte kapıda en fazla 3 defa izin istemenin daha uygun olacağı belirtiliyor.

Şeytan detaylarda gizlidir derler ancak kanımca orası onun vuracağı en önemli hedeftir de ondan. İster hayır, ister şer olsun detaylar herkesi şekillendirebilen bir güce sahiptir. Son olarak ta şunu söylemek istiyorum. Bir yerin medeniyetini araba trafik kültüründen anlayabilirsiniz, çünkü en ince ve bol detaylar orada gizlidir.

3 thoughts on “Medeniyet Dediğin Detaylar

  1. cok hos tecrubeler, bir coguna ben de bizzat sahit oldugum icin yaziyi kendim yazmisim gibi hissettim. tesekkurler.

    (P.s. sondan bi oncekiler kur’an’da degil hadiste gecer 🙂

  2. Düzeltme için teşekkürler. Kapıyı 3 defa izin istemek Sünnet diğerleri Kuran’da geçiyor. Yürüyüş şekli, ses tonu, tatlı söz söylemek, elbiseyi temiz tutmak, kapılara önden girmek ile ilgili ayetler bulabilirsiniz.

    Üç defa izin isteme:
    Bir hadis-i Şerifte de “sizden biriniz (başkasının evine girmek isterken) üç defa izin istesin, kendisine izin verilmezse geri dönsün” denilmektedir. Buhârî, İsti’zan, 13; Müslim, Âdâb, 32, 34, 35, 37; Ebû Dâvud, 127, 130; Tirmizî, İstî’zan, 3; İbn Mâce, Edep, 17).

    • gerçekten öyleymiş. ifadeler yabancı geldi, bir de yürüyüş şeklinin, ses tonunun, kapilara (evlere?) onden girmenin geçtiği ayetleri adab-ı muaşeret olarak okumamıştım doğrusu. hadislere gönderme yapıyorsunuz sandım. bilgilendirme için tekrar teşekkürler. 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s