Trenle Yarışan Kızılderililer

indian_train_race Bu aralar tarihi Amerikan dizilerini tercih ediyorum. Hell on Wheels dizisi de bunlardan. Amerikan iç savaşı bittikten sonra demiryollarını tüm ülkeye yayarken yaşanan politik ve milli sorunları anlatıyor. Bu dizide 1800’lü yıllarda Sanayi İnkılabıyla birlikte süper güç adayı Amerika’nın yurdun dört bir yanına ulaşımı sağlayan demiryollarını nasıl döşediklerine şahit oluyorsunuz.

Bundan dolayı çok iyi bildiğimizi sandığımız Amerika’nın karşılaştığı zorlukları anlamak için izlemeye değer bir dizi. Bu zorlukların en önemlisi ise kanımca Amerika’nın gerçek yerlileri Kızılderililer ile Amerikan hükümeti arasında gerçekleşen çatışmaların konu alınmasıdır.

Gerçekten de tarihte Kızılderililer büyük bir kıyıma uğramış, topraklarından olmuşlardır. Bugün Amerika’nın belli yerleri halen resmi olarak onlara aittir. Yalnız mesele bu kadar basit değil. Demiryolları döşenirken Kızılderili’leri ikna etmeye çalışan Amerika Burjuvası da zaman zaman saldırıya uğrayarak kayıplar veriyor. Yani bir onlar saldırıyor bir bunlar derken tansiyon bir türlü bitmek bilmiyor.

Yolunda giden tek bir şey var o da çıplak ellerle Demiryollarının bütün yurda döşenmeye devam edilmesidir. Demiryolları Amerika tarihinde bir dönüm noktasıdır. Mesafeleri kısaltarak Ekonomiyi canlandırmış ve pek çok kişiye iş kapısı olmuştur. Buradaki en ilginç nokta ise Kızılderililerin bu kadar büyük bir değişimi görmezden gelmesi, onun yerine topraklarını korumak için eski usül stratejilerle mücadele etmesidir.

Neticede Kızılderililer gelişen Sanayi Devrimine ayak uyduramayarak topraklarının büyük bölümünü Amerika’ya kaptırıyor. Ben bu mağlubiyete farklı bir bakış açısıyla bakmayı tercih ediyorum. Onların maruz kaldığı acıklı soykırım hikayeleri gerçek olsa da şu soruyu kendime sormadan edemiyorum. “Kızılderililerin hiç mi suçu yok?”

Tekrar belirteyim ki, Kızılderililerin en büyük suçu çağa ayak uyduramamaları olmuştur. Kendi otantik doğal yaşamlarına razı olmuşlar, çılgınca gelen yeniliği göremeyerek reaksiyoner çizgide kalmışlardır. Bu geleneksel anlayışları kendilerine pahalıya mal olmuş ve pek çoğu 1800’lü yıllarda acımasızca katledilmişlerdir. Zaman zaman onlar da sert karşılık vermiş ve masumların kanına girmişlerdir.

Hell-on-Wheels-wallpaper-Bu kargaşayı ve Kızılderililerin yenilgisini Hell on Wheels dizisinde yarış sahnesi çok iyi anlatır. Yeni yapılacak raylar Kızılderililerin muhitinden geçeceği için kapitalist yöneticiler onları yemeğe davet ederek anlaşmaya çalışır. Topraklarını para karşılığında satmayı reddeden Kızılderililer gururlarını korumuş olsalar da ilginç bir şey olur. Demiryollarından sorumlu yönetici Durant sinirlenerek onları vizyonsuzlukla suçladıktan sonra hiç bir zaman altta kalmayan Kızılderili Baş trene karşı bir yarış önerir. Durant Kızılderili reisin bu meydan okumasını seve seve kabul eder.

Kızılderili reis oğlunu hızlı atıyla trene karşı yarıştırmaya ikna eder. Yarış başlamadan önce kendi vizyonlarının daha büyük olduğunu iddia ederek Durantı güldürür. Hızlı başlangıç yapan oğlu açık ara ileride başlasa da trenin onu geçmesi çok uzun sürmez. Tabii bu kayıp Kızılderili reis için bir utanç kaynağı olmuştur ve olanları şaşkınlıkla karşılar. Hızlı atıyla kimseye yenilmeyen oğlu bir makineye karşı yenilmiştir. Bana en ilginç gelen nokta ise bu yarışı gerçekten de kazanabileceğini düşünmüş olmasıdır.

Bunu şu sebeple anlatıyorum. Genellikle çağa, inovasyona ve yeniliğe ayak uyduramayan milletler boyunduruk altında yaşamaya razı oluyorlar. Sanayi devriminden beri büyük topluluklar Teknolojinin kurbanı oldu ve halen oluyor. Ulaşım, iletişim ve eğitim büyük bir hızla yenilikler sayesinde değişime uğradı.

Şu an yer yüzündeki en fakir ülkeler bu değişime direnç gösteren milletlerdir. Orta Doğu’da bina yarışına giren zihniyet gibi veya Kuzey Kore’de Nükleer başlıklarla güçlü olduğunu sanan milletler gibi. Genellikle bu tarz toplumların bireyleri fakir olurken tepedekiler zengin ve ferah içinde olur. Tek adam modelinde ülke yönetildiği için halk kendi kendini yönetemez, kendi geleceğini şekillendiremez. Hukuki düzenleri zayıf olup yolsuzluk, yağma, torpil, tecavüz, cinayet gibi suçlar toplumda çok yaygındır. Kabile reislerinin dünyayı anlaması şöyle dursun, devlet reisi tam tersine halkını mümkün olduğunca dünyadan koparma gayretindedir çünkü içe kapanık bir topluluk çok daha kolay yönetilir.

Ne zaman kendi ülkemde saçma sapan gündemler görsem aklıma her zaman bu trenle yarışan Kızılderili’ler geliyor. Gerçekleri bir türlü anlamak istemeyen, kendi kabuğunda yaşamayı tercih eden, başka toplumlardan izole yaşayan, kabile gururunun hakim olduğu kaybetmeye her zaman yatkın zihniyettir bu. Bizde Saraylar yapıp itibar arayan aynı paralel zihniyettir. Twitterın etkisini anlamak yerine komplo teorileriyle insanları uyuşturan zihniyet.

Whatsapp gibi bir cep telefonu uygulamasının değerinin başka ülkelerden bile fazla olduğu akıl almaz farklı bir çağı anlamak istemeyen bir zihniyet. Bir cep telefonu uygulamasının bile kendi sarayından daha büyük değerleme yaptığı devri anlamakta direnen zihniyet. Kendi kültürü etrafında içerik üretmekten aciz başka kültürlerin sultası altında yaşamaya mahkum zihniyet. Başarıya aç olduğu için kabile reisinin liderliğiyle övünen, karizmayla doyan, diziyle yatıp diziyle kalkan şekilci zihniyet. Katma değer üretim modellerine kafası basmadığından beton projeleri halka yutturmayı tercih eden zihniyet.

Allah bizi bu zihniyetten korusun diyorum ve bizi merhametli kapitalistler yaparak Amerika’nın gelişim evresinde yapmış olduğu hatalardan beri kılmasını niyaz  ediyorum. Amin.

One thought on “Trenle Yarışan Kızılderililer

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s