Türk Elitistler

elitistKas sistemi görünmez zırhına bürünmüş olarak farklı bir şekilde kendine hayat buldu. Bunun içinde kaybolanların hikayeleri ise incelemeye değer. Şöyle ki; Kas sistemini benimseyenler eğitimliler ve kendini elitist olarak tanımlıyorlar. Çok güzel bir kızla veya çok yakışıklı bir erkekle flörtü tercih ediyorlar. Her yerden yemek yemezler, görgü kurallarına hassastırlar, popüler yabancı kitapları okurlar, konuşmaları düzgündür ve prensipli insanlardır. Film izlemeye, yabancı magazini takip etmeye bayılırlar.

Yalnız gözleri çok yukarıdadır, elitist bir çevrenin dedikodusu önemli olduğu için kariyer ve eş tercihine oldukça dikkat ederler. Bundan dolayı da geç evlenirler. Hayat hakkında ahkam kesmek için zamanları olur, hayat hakkında gerçekten de iyi laf yapalar. Başkalarına hayat dersi vermeye bayılırlar. Bundan dolayı topluma hayat dersi veren Yılmaz Özdil gibi diyalektik  ve popülist yazlarları tercih ederler. Kendilerini mütevazi olarak tanımlasalar da davranışları, markalı kıyafetleri, takıldıkları lokantalar ve aylık harcamalarıyla kendileriyle çelişirler.

İnsanların inançlarına saygılıdırlar ancak öyle bir çevrenin içine girmemeye de gayret gösterirler, özellikle öyle bir çevreyle anılmanın rahatsızlığından son derece kaçınırlar. En önemli özellikleri ise pozitif olmaları, etraflarına neşe saçmalarıdır. Onları sürekli tebessüm ederken görürsünüz. Kendi duygularını açmaktansa başkaları üzerinden açma eğilimleri gözükür. Duygularını açıktan  paylaşmanın bir zayıflık emaresi olduğunu düşündüklerinden başkalarını nazara vererek aslında kendilerini anlatırlar.

Özel konuşmalarla içlerini yokladığınızda herkesten daha çok Arabeskçi olurlar. Hızlı bir çevrenin etkisiyle size hayatınızda duymadığınız hain, yokkabaz ve tilkileri anlatırlar. Kendi hikayelerinde de büyük acılar vardır. Elitist bir çevrenin bedelini birebir yaşayanlar size aslında Türk toplumunun birbirine ne kadar çok benzediği hakkında iyi fikir verir. Aşk acıları, uğradıkları ihanetler, ayrılıklar, firaklar derken kendiniz ile Nişantaşı’ndaki güzel bir kızla arasında sadece bir dudak kadar uzaklığın olduğunu farkına varırsınız.

Elitist tercihleri topluma üstten bakma olarak algılansa da aslında onlar için sadece bir yaşam biçimidir. Gerçeklerden kaçışın, Alice Harikalar dünyasına göçün sırlı çizgilerini bulmak için bir kaçışın öyküsüdür. Elitist dünyaları onlara sıkıntılarını unutturur, geçici olarak vaveyladan uzak, sevgi sözcüklerinin arkasına sığınarak büyük acıları saklar.

Türk Elitislerde ilginç bir özgüven anlayışı vardır. Siz menemen yapan ve kuru soğanla karnını doyurabilen bir sevgiliyi tercih etseniz de elitistlerin makyajlı güzelleri sizi bile kendi dünyalarına çekmeyi başarır. Çekim kuvvetleri çok uzun sürmez çünkü özgürlüklerine çok düşkündürler ve Ataerkil toplum yapısını kesinlikle reddederler. Bayanlarının bundan dolayı feminist çizgide oldukları görülür.

İlginç bir şekilde eşcinsellerin hakkını korumakta çok hassastırlar. Aynı duygu ve düşünceyi paylaşmayanları defterden rahatlıkla silebildikleri gözükür. Aslında bu hassasiyet azınlık haklarına olan duyarlılıktan dolayıdır yoksa eşcinselliğin direkt kendisiyle ilgili değildir. Bundan dolayı mesela hayvan haklarını, Ermeni ve Rum Türk vatandaşlarının haklarını delicesine savunurlar çünkü onlar da azınlıktır. Yani kim azınlıksa duygusal ivmeleri o yöne kayar.

İncinebilirlikleri o kadar hassastır ki, yanlış bir hareket yaptığınızda sizi kolay kolay affetmezler. Onlar için her şey zarif, nazik ve mükemmel olmalıdır. Özellike çevrenin mutlaka kabul ettiği bir davranış biçimi olmalıdır. Normal sevgilinize öfkelendiğinizde bağırdığınız gibi ona öyle bağıramazsınız. Bu tarz sürtüşmeler ayrılık sebebidir. Bundan dolayı ilişkileri çok uzun sürmez, çok ayrılık yaşarlar, hayattan tatmin duyguları kısa vadelidir. Çevrelerinde futbolcu, müzisyen, yönetmen ve oyuncu gibi ünlüler olsa da biraz içlerine girerseniz onlarla paylaşabileceğiniz şeyin sandığınızdan da fazla olduğu kanaatine varırsınız. Aslında elitistlerdeki el-alem ile Anadolu’daki el-alem arasında çok fark yoktur çünkü ikisi de el-alem ne der diye sorar.

Manevi ihtiyaçlarını karşılamak için Yoga, Zen gibi öğretileri tercih ederler. Bazılarının da Tasavvufla ilgilendiği görülür ama bu tasavvuf anlayışı genellikle Namazsız, niyazsız bencil bir ruhsal tatmin anlayışıdır. Bundan dolayı İtikad anlayışları oldukça zayıftır yine de dinci diye geçinelere dürüstlüklerinden dolay beş basarlar.

Yurt dışında master yapanları şimdi Amerika’yı tercih etmekte. Eskiden Fransızca popüler olduğu için soluğu Paris’ta alırlardı. Amerika’ya gelenleri ise varlıklı oldukları için ortalama bir Türk’ün çektiği çileleri çekmez. Pompacılık, hamallık, pizzacılık, garsonluk gibi gençliğinde kazanabileceği en önemli deneyimlerden mahrum kalırlar. Daha çok kendi yakın elitist arkadaş grubuna katılarak hafta sonlarını kulüplerde ve eğlence merkezlerinde geçirirler. Zaten alkol onların vazgeçilmez hayat kaynağıdır.

Türk Elitistler henüz tam olarak incelenmemiş Türk Kas sistemini temsil eden önemli bireyleridir. Numuneleri Türk toplumunda az olsa da popülerlikle her zaman baskın olurlar ve hatta topluma yön verirler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s