Bireysel Davanız Olsun

bireyselTürkiye’deki siyasi tartışmaların bizi derinden etkilediğinden şüphe yok ancak buna bir de kendisini tamamen kaptıranlar var. Yine de beni asıl korkutan ait olduğu parti, cemiyet, tarikat, camia, cemaat ve her ne topluluk ise dediklerini mutlak doğru ya da yanlış kabul ederek mücadele eden insanların varlığıdır. Bu korkunç bir durum zira yaşadıklarımız insanların kendilerine ait fikirlerinin olmadığı ve grup aidiyetinin bireyselliği bastırdığı anlamına geliyor.

Yanlış anlaşılmasını önlemek için şunu baştan itiraf edelim; Bir gruba ait olmak ve kutsal değerlerine katkıda bulunmak niyetiyle okul, dernek, burs, hayır kurumu vs. hizmetlerle topluma hizmet etmek alkışlanması gereken bir durumdur. Bir cemaatte bulunup Allah rızası için öğrenci yetiştirmek veya siyasi bir partiye üye olup kutsalına değer katmak gibi tercihlere saygı duyulması gerekir.

Ancak Türkiye özellike son zamanlarda muhafazakarların  tartışmalarında gözden kaçan bir husus var. O da grup çatışmalarında ülkedeki bireyselliğin de ne kadar çok düşük düzeyde olduğunun kanıtıdır. Grup liderlerinin yaptığı açıklamalara göre kendi düşünce biçimini şekillendirmesi, doğru ve yanlış kıstaslarını kendi tercihlerinden ziyade grubunun tercihlerine göre ayarlaması, eğlendiği mekandan tutun çalıştığı iş yerine kadar kendi grup bireyleriyle sürekli vakit geçirmesi, zor zamanlarda grup sadakatine uymayan insanları gazeteden, dergiden veya şirketten atması derken bireysellik te beraberinde kayboluyor.

Kendi grubunun doğrularını müdafaa etmek başka bir konu, burada ona girmiyoruz. Burada kastettiğimiz günlük hayatımızın da grup aidiyetine göre aşırı derecede şekillendiği gerçeğidir. Bir kaç gün önce kardeşim medyadaki tartışmalar üzerine “İnsanların kendi fikri yokmuş” gerçeğini dile getirirken ona şunu söyledim: “İnsanların bireysel davası yok”.

Bireysel Dava Edinmek

Bireysel bir dava bir insanın kendi hayatı için kendisine biçtiği misyonu ifade eder. Grup aidiyeti olduğu gibi aynı anda bir insanın kendine ait kişisel bir davası da olabilir. Şahsen sinema ve girişimciliği farklı ele alıp kendi Türk Anadolu insanımızı eğlence ve kapitalist dünyayla barıştırmak benim kendi kişisel davamdır. Bloglarımı takip edenler ne kasttettiğimi gayet iyi anlıyordur. Sinema ve Girişimciliğin tekrar ele aldığım “Startup Alaturka, Yeni Girişimin Bizcesi” kitabımda bu hususlara detaylı değinmiştim.

Şehitlere yönelik bir dernek kurmak, yetimlere ilelebet sahip çıkmak, sporun bir dalında okul açarak ülkeye başarılı sporcular kazandırmak, başarılı bir startup (yeni tekno girişim) şirketi kurmak, yurt dışına Türk öğrenci göndermek, en çok konuşulan yabancı dillerini (İngilizce, İspanyolca, Çince) öğrenmek ve öğretmek, Afrika’daki aç insanların yardımına koşmak, Güneydoğu’da dev bir Kütüphane açmak, başarılı bir film veya dizi oyuncusu olmak, ülkenin en iyi mimarı olmak, Kuran’ı Kerimi ezberleyip hafız olmak, Türkiye’de ilk Bilim Kurgu filmi çeken yönetmen olmak, Uluslarası başarılı ilk milli Tenis raketi olmak, ünlü bir roman yazarı olmak, çok iyi bir Psikyatrist olmak vs.. liste uzatılabilir.

Etrafınıza iyi bakın, bir taraftan Amerika’nın Silikon Vadisi’nin bireylerinin ürünlerini tüketiyor, diğer taraftan da Hollywood yıldızlarının bizim görsel dünyamızı ele geçirdiğine şahit oluyoruz. Siz her gün günlük siyasi bültenleri kovalarken canını dişine takmış maceraperest girişimciler, oyuncular, yönetmenler, iş adamları yıllar sonrasına yatırım yapıyorlar.

Zamanı geliyor, onların telefonlarını, sitelerini, araçlarını, otomobillerini kullanıyoruz. Müzik, film ve konsol oyunlarıyla yine onların bize sunduklarıyla eğleniyoruz. Eğlencemizi artık cep telefonlarına sıkıştırmış bulunuyoruz. Kabul edin artık, her ne kadar grup müdafaası yapsanızda onların araçlarını kullanarak yapıyorsunuz. Yani onlar bir avcı siz de onların avısınız. Onlar zengin ve popüler oluyorlar, siz ise bir oyuncu veya kullanıcı. Onlar sizin hangi aygıtları kullanacağınıza, eğlence biçimlerinize ve günlük yaşam tarzınıza müdahele ediyorlar. Onlar üreticiyken siz sadece bir tüketicisiniz. Onlar dava adamı siz ise en fazla davanın adamısınız.

Şu gerçeği kabul edin artık, bireysel dava adamları artık sizin yeni patronlarınız. Zaman zaman yaşları 20-30 arasında değişen, bıyığı yeni terlemiş genç patronlarınız olabiliyorlar. Aralarında 40 yaşına merdiven dayamış olanlar olsa da onların yaşadıkları hayat serüveniyle sizin serüveniniz çok farklı.Onlar kendi belirledikleri hayat çizgisinde ilerlerken siz sadece grup enaniyetinizi okşamakla meşgulsünüz.

Evet sizin de onlar gibi kişisel mefkureniz olsun, olsun ki başkalarıyla çatışmaya vakit bulamayasınız. Olsun ki patron olasınız, olsun ki tek ses, tek yürek, tek birey olasınız. Şu anda siyasi tartışmaların ve çatışmaların içinde olmayanlar genelde vakit bulamayanlardır. Kişisel davası olanın zaten derdi başından aşkındır. Bitirmesi gereken görevler vardır, günlük sorumluluk sahibidir. İçlerinden kimisi grup aidiyetine sahip olsa da “mış” gibi yapıp kendi bireysel hedeflerine devam edendir. Grup davasına sahip çıkana belki sadece kendi grubu saygı duyar ama kişisel davasında başarılı olana bütün dünya önünü ilikler çünkü grubunuz size sadakatinizle muamele ederken bireysel mefkure sahibine liyakatiyle muamele edilir.

Şu anda kana bulanmış Orta Doğu’nun güç çatışması sarmalı arasında boğulmasının sebebi budur. Eğitimsizlikle gelen aşırı dozdaki grup aidiyeti ve liderlerinin ağzından çıkanın kişisel motivasyon namına kıstas alınmasıdır (İran, Afganistan, Irak ve Suriye). Oralarda bireysellik namına hiç bir şey yok. Bizde ise varmış gibi ama aslında yok. Bunu son zamanlarda daha iyi gördük. Dolayısıyla Mustafa Akyol Bey’in   Müslümanlar niçin hep çatışıyor? yazısında belirttiği tespitler yerinde olmakla birlikte aslında Müslüman coğrafyadaki bir zihniyetin sonucudur. Yazıda belirtilen kazan-kazan ilkesi ancak iki tarafın da bir şeyleri riske atmak istemediği durumlar için geçerlidir. Yani gaye-i hayali olmayana şeytan karışır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s