2014 Dünya Futbol Şampiyonasından Aldığımız Dersler

worldcup20142014 Dünya Futbol Turnovasını Almanya’nın zaferiyle geride bıraktık. 1990’da Almanya-Argentina maçında yine 1-0’lık skorla Almanya maçı almıştı. O zamanlar maçı İsviçre’de ailemle birlikte izlemiştim. Efsane futbolcu Maradona’nın göz yaşlarına nasıl boğulduğunu dün gibi hatırlıyorum. O zamandan kalan tek fark sanırım Maradona’nın yerini alan Messi’nin mağlubiyetten sonra daha soğukkanlı davranması oldu.

Turnovadaki bütün maçları izleyemesem de önemlilerin hepsini izlemeye çalıştım. Her ne kadar Almanya Argentina’yı yense de akıllarda kalan hiç şüphesiz Almanya’nın Brezilya’yı 7-1 mağlup eden maçı oldu. Bu bağlamda bence turnovadan çıkarmamız gereken dersler olmalı.

Alma kimsenin ahını çıkar aheste aheste

Bizdeki Gezi olaylarından sonra Brezilya’daki protestolar başladığı için işi komplo teorisine vurup her ikisinde de dış güçlerin peşine düşmüştük. Halbuki burada yaşayan Brezilya’lı arkadaşlarıma danıştığımda bana şunu söylüyorlardı:

“Turnova için milyarlar akıtıldı, halk fakirleşti, bir hastaneye bile gittiğinizde yeterli sayıda doktor bulamıyorsunuz, ülkenin alt yapı konusunda ciddi sıkıntıları var, halk artık futboldan hazzetmiyor, kendisine yatırım yapılmasını bekliyor.”

7-1’lik tarihi Almanya mağlubiyetinden sonra bir ülkenin kendi parasıyla nasıl rezil olduğunu görmek gerçekten ibret verici. Sanki bütün dünyanın gözü önünde o fakir bırakılan insanların ahı çıktı. Bundan sonra Brezilya’da ciddi sosyal kırılmalar başgösterebilir. Sonradan Hollanda maçından gelen 3 golle 2 maçta toplam 10 gol yemiş oldular. Sen o kadar yatırım yap, kendi halkını fakir bırak sonra git kendi evinde tarihin en büyük mağlubiyetini tat. Allah’ın haşa sopası yoktur işte.

Demek ki neymiş, Brezilya’daki protestoların bizdeki Gezi olaylarıyla ilgili hiç bir bağlantısı yokmuş. Twitter insanlara sosyal protesto özgürlüğü verdiğinden beri, hakkını topluca aramak ve geçici olarak örgütlenmenin son yaşadığımız dönemin en büyük icadı olduğunu görüyoruz. Toplumların sosyal medyayla nasıl şeffaflaşıp kırılgan haline geldiğini görüp yaşadığımız halde kabullenmekte oldukça zorlanıyoruz.

Olaylara eski öğretilerle tepki veriyoruz. Ben Gezi olaylarının da dış güçlerin eseri olduğunu düşünmüyorum ama şu anda bunu tartışmanın yeri burası değil. İsteyenler geçici örgütlenme ile ilgili doktora tezi sunan ikiz kardeşim Fatih Şen’e danışabilir. Tabii komploculardan bilimsellik beklemiyoruz.

Takım Oyununa Gel

Turnovadan çıkardığım ikinci ders ise Güney Amerika ile Avrupa arasındaki futbol mentalitesi arasındaki farkın ne kadar büyük olduğunu farketmem oldu. Şahsen İsviçre’de küçükken 4 yıllık Futbol Kulübü maceramda Avrupa’nın imkanlarını ve futbol alt yapılarını görme imkanım oldu. Küçücük çocukları güçlü alt yapılarıyla nasıl yetiştirdiklerine şahit oldum. Gerçekten de yetenekli futbolcuların nasıl çıktığı bir sır değil.

Topun peşinde koştururken seviye seviye nasıl yükseldiğinizi görüyorsunuz ama işin sırrı sadece alt yapıda değil. Avrupa futbol mentalitesi takım çalışmasının üzerinde çok ciddi duruyor. Ayağa pas, koşarken kafayı kaldırma, yanındakilerini farkedebilme becerisi, toplu hızlı hücüm, uzaktan şut denemeleriyle takımı yormama, kanatları birlikte kullanma, toplu pres, zamanlama gibi bireysellikten ziyade topluca yapabilme becerilerinin üzerinde duruyorlar. Tek başına yetenekli futbolcu yetiştirmenin artık yetersiz olduğu Avrupa için son derece aşikar.

İsviçre’den Türkiye’ye döndüğümde arkadaşlarımla futbol oynarken gördüğüm en büyük fark ilginçti. Türk arkadaşlarım topu sürerken kafasını kaldırmıyordu ve bundan dolayı takım oyunun ilk kuralı çiğnenmiş oluyordu. Her neyse..

Güney Amerika futbolunda ise halen bireysellik hakim. Daha önce Maradona vardı, şimdi yerinde Messi var. Güney Amerika futbolunda halen yeterince takım çalışması yok. Belki de bu kültür farklılığından da kaynaklanabilir. Ancak ben Brezilya’nın da aynı dertten muzdarip olduğunu düşünüyorum. Neymar sakatlandıktan sonra oyun sistemlerinin de bozulduğunu görünce acaba bu bir tesadüf mü diye kendime sormadan edemiyorum. Bence bireysel futbolcu yetiştirme zihniyetinin bir sonucu. Brezilya aslında bir aralar takım oyununu yakalamıştı, sanırım şimdi geleneksel çizgiye kaymaya başladılar.

Evet dün Güney Amerika ile Avrupa karşı karşıya geldi ve Almanya’nın güçlü takım oyunu 22 yaşındaki genç Mario Götze’ye gol attırabilecek kadar önemli olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Yine Sosyal Medya

Turnovanın en ilginç yönlerinden biri ise sosyal medyadaki yansımasıydı. Mesela dün finali arkadaşlarımla birlikte izlerken ilginç bir şey oldu. ESPN’nin sitesinden maçı izlerken görüntü takıldığı için maçı 10 saniyelik gecikmeyle izliyorduk. Yanımdaki arkadaş ise Twitter’dan maçın önemli anlarını anında takip edebiliyordu. Yani biz görüntüyü 10 saniyeyle kaçırsak bile görüntüsüz anında takip edebilecek imkanlar var bugün. Eskiden böyle miydi halbuki. Herkes toplanır, TV’den maçı izler ve maçı sadece kendi arkadaşlarımız arasında yorumlardık hepsi bu kadar.

Şimdi ise bütün dünyayla dünyanın en büyük organizasyonunu tartışma şansınız var. Facebook, Instagram, Twitter futbolla dolup taştı. İnsanlar futbol tutkularını sınırların ötesinde paylaşma imkanı buldu. Yalnız turnovada en azından bir futbolcunun golden sonra toplu selfie yapmasını bekledim ama bu olmadı. Demek ki Oscar törenindeki oyuncular kadar henüz yaratıcı olanı yok. Her yer sosyal medya kardeşim insan bir selfi çeker, alla alla onu da biz mi söyleyeceğiz 🙂

Başarı çok boyutludur

Gelelim turnovadan aldığımız en büyük derse. Turnovaya katılmadığımızdan dolayı maçları yüreği buruk olarak izlememize rağmen Cüneyt Çakır’ın yarı finali yönetmesi bizi oldukça gururlandırdı. Normalde pek çok Türk genci futbolcu olma hevesiyle yanıp tutuşur. Futbolcu olma hevesiyle ömürlerini tüketen gençler tanıyorum ama Çakır bize gösterdi ki başarıya giden yollar farklılık arzedebilir. Sporun futboldan ve futbolcu olmaktan ibaret olmadığını göstermesi açısından Cüneyt Çakır’ın varlığı bence son derece önemliydi, tabii ki anlayana.

Yani ille de topçu veya popçu olman gerekmiyor. Çok farklı alanlarda at koşturabilirsin, bunun için yüreğinin sesini dinleyip hangi alanda tutkulu olduğunu sorgulayabilir ve sevdiğin alanda yeteneğinin olup olmadığını test edebilirsin. Bulursan yolun açık olsun.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s