Startup Etkinliklerinin Iskaladığı En Önemli Şey: Şans Havuzu

passionArtık son derece popüler olan startup (yeni girişim) etkinlikleri bütün hızıyla Türkiye’de de devam ediyor. Bu tarz etkinliklerin farklı çeşitleri mevcut. Kimisi kamplar düzenliyor, kimisi toplantılarla insanları bir araya getiriyor, kimisi de asansör konuşmalarıyla (elevator pitch) iyi girişim fikirlerini ortaya çıkarmaya çalışıyor. Genellikle İstanbul ağırlıklı olsa da İzmir ve Ankara’da da bu tarz etkinlikler kendine yer buluyor. Artık Üniversite’ler de işin içine girdiği için startup çılgınlığı bütün yurtta hızla yayılıyor.

İlk öncelikle şunu söyleyelim, bu tarz etkinlikleri yaparak Türkiye’deki girişimcilik ekosistemine katkıda bulunmak bence alkışlanması gereken bir durumdur. Hepsine teşekkür ve şükran borçluyuz. Onların sayesinde bir araya gelerek değişik startup fikirleri ve girişimleri hakkında bilgileniyoruz. Ayrıca bu etkinlikler sayesinde girişimcilik ekosistemindeki bütün oyuncularla tanışma şansını da yakalıyoruz. İnternet üzerinden canlı yayın yapmaları da ayrıca takdir edilmesi gereken bir hizmet. Buraya kadar sorun yok, her şey çok güzel, yurt dışındaki gelişmelerin de yakından takip edilmesi ayrıca güzel.

Ancak kanımca bu tarz önemli aktivitelerin ıskaladığı çok önemli bir şey var:

“Şans Havuzu”

Daha önce Startup Alaturka kitabımda Şans Havuzu’nu “Serendiplik” kavramıyla birlikte etraflıca ele almıştım. Tekrar özetlemek gerekirse; Tarihin akışını değiştiren önemli olaylar ve buluşlar serendipliğin gerektirdiği ortamlarda meydana geliyor. Belirli niyetlerle yola çıkılsa da plansız ve riskli ortamlarda, tamamen belirsizliğin hüküm sürdüğü ve niyet edilenden farklı sonuçlara ulaşan metafizik ortamlara Şans Havuzu diyoruz. Serendipliğin hakim olduğu bu tarz çevrede çatışmalar (collision) olacak, insanların egoları, nefisleri, hisleri yani bütün ruhsal mekanizmaları tetiklenecek, ilham perileri bir insandan diğerine uçacak ve ortaya spontane yollardan yeni mucizeler çıkacak.

Türkiye’deki startup ekinliklerinde Şans Havuzu meselesi tam anlaşılmış değil. Dolayısıyla startup ekosistemindeki sorunlara çok sistemsel yaklaşılıyor. Ofisi, girişimciyi ve yatırımcıyı bir araya getirdik mi ekosistemi kurduk mantığı hakim. Ekosistem küçük olduğu için belli bir süre sonra kısır döngüye giriliyor, herkes birbirini tanıyor ama Türkiye’de asıl olması gereken inovatife dayalı milyar dolarlık global startup örnekleri bir türlü çıkmıyor.

Halbuki Şans Havuzu çok farklı bir şey. Serendiplik havuzunda rastlantısal ve kazara buluşlar meydana gelir. Aşağıda kazara buluşların bir listesini göreceksiniz:

 

Kazara Buluşlar
Mısır Gevreği (Corn Flakes) Mikrodalga Fırın (Microwave) Anestezi X-Ray Cihazı
Viagra Teflon Penisilin Post-it
DVD Internet Facebook Amazon Bulut
Dondurma Külahı Coca-Cola Kibrit E-Posta
Google Mürekkep Püskürtücü Yazıcı Sertleştirilmiş Plastik Dondurma Külahı
Şampanya Cips Kâlp pili Japon Yapıştırıcısı
Havai Fişek Kuduz Aşısı SMS Konyak
Paslanmaz Çelik Bing Bang Teorisi Rosetta Stone Newton Yerçeki Kanunu
Naylon Vazelin Fosfor Buzlu Dondurma
Kahve Oyun Hamuru Yapay Tatlandırıcı Brendi
Kauçuk Lastik Ağız Gargarası Sakız Kellik İlacı
Sprey Çamaşır Suyu Cırt-cırt Bant Hollywood Oscar Töreninin İsmi

 

Yukarıdaki listeden görüldüğü gibi, birbirinden farklı ürünlerden tutun, teorilere kadar hatta Hollywood’a kadar pek çok şey kazara yapılan buluşlar. Farklı niyetlerle yola çıkmışlar, her şeyin mükümmel olmasını beklememişler ve yolda mucizelere tanık olmuşlar. Postitlerin mucidi 3M, Steve Jobs’ın Pixar firması ve Amazon Bulut gibi detaylı şans havuzu örneklerini Startup Alaturka kitabımda bulabilirsiniz.

FikirAcı var mı acı?

Biz şimdilik şunu diyelim ki belirsizlik havuzları Türkiye’deki startupların en çok ihtiyaç duyduğu şey. Bunun tam tersi yapılıyor. Girişimci fikrini ispat etmek için bin bir türlü takla atmak zorunda kalıyor. Piyasadaki rakiplerden başlayarak gelir modeline kadar her şeyin net olmasını istiyorlar. Halbuki gelir modeli, ürünün kendisi ve hatta fikrin kendisi gibi pek çok şey zamanla ortaya çıkıyor. Bu kadar zorlamalarının başlıca nedeni kampların sonunda girişimleri yatırımcıların karşısına çıkartmanın vermiş olduğu mesuliyet duygusudur. Yatırımcılara daha net girişimler gösterebilmek için süzdükçe süzüyorlar ama yeniliğin (inovasyon) fışkırdığı riskli şans havuzlarını ıskalıyorlar.

Girişimcilerin ihtiyaç duyduğu ortamlar ise belirsiz ortamlardır. Şans havuzları fikri olandan ziyade tutkulu olanların paylaştığı ortamlardır. Orada kendi yeteneğiyle rekabet etmeye çalışacak, kıskanacak, imrenecek, hırslanacak, yardımlaşacak, ağlayacak, heyecanlanacak ve gerilecek ki coşku veya hüzün ruhundan yeni fırsatlar ve fikirler fışkırtsın. Yani şans havuzlarındaki yegane amaç ruhun metafizik boyutunu harekete geçirmektir.

Dikkat ederseniz bazen çok başarılı girişim hikayelerinin arkasında çok acıklı farklı hikayeler duyarsınız. Boşanma, aşk acısı, terkedilme, aldatılma, hapis, kovulma, borçlanma gibi imtihanlara maruz kalanların ruhen gerildikleri sırada ortaya koymuş oldukları inanılmaz büyük başarılar girişimciliğin aslında matematikten ziyade ruhsal bir metafizik olgu olduğunun başka bir ispatıdır. Amerikalı’lar bu tarz imtihanlara maruz kalanlardan duydukları ortak bir söylem vardır: “The pain made me who I am..” Yani acı beni kim olduğumu ortaya çıkardı anlamında söylerler. Onun için şans havuzu olup olmadığını anlamak için şu basit soruyu sorun: Acı var mı acı?

 

Türkiye’de Şans Havuzu Oluşturabilmek

Bir keresinde girişimcilik ekosistemindeki önemli birinden şunu duydum: “Biz ilk önce ofis verdik, baktık yeterli değil sonra mentörleri devreye soktuk…”  Bu itiraf gerçek bir şeyin altını çiziyor. Türkiye’de dışarıdaki modeller kopyala yapıştır yapılıyor, sonra da teker teker eksiklikler tespit edilmeye çalışılıyor. Halbuki mentörlerin devreye sokulması da yeterli değil. Hatta asansör konuşmaları gibi girişimcileri bir kaç dakikada tanımaya çalışan programlar da zararlıdır. Tutkulu girişimcileri kendi aralarında etkileşime sokabilecek (toplantı,seminer kastetmiyorum), birbirlerinden düzenli olarak bir şeyler öğrenebilecek, yeri geldiğinde rekabet edecek, yaratıcılıklarını körükleyecek ve en önemlisi de onları kendi kültürleri etrafında bu yolculukta mutlu edecek yeni şans havuzları lazım.

Tutku Ekonomisi

Hiç unutmuyorum, yıllar önce Senaryo Derneğinde hocamız her birimizden diğer hafta için bir senaryo fikri getirmemizi istemişti. Herkes bunun ilk başta kolay olduğunu sanmıştı. Ancak getirdiğimiz fikirleri ortak bir eleştiriye açınca insanlar sürekli fikirlerini değiştirme ihtiyacı hissettiler. Tam dört hafta boyunca insanlar ancak bir senaryo fikri getirebildiler. Sonra sıra sinopsise (senaryonun gelişmiş özeti) gelmişti. Bu da gözüktüğü kadar kolay olmamıştı. Herkesin fikrini çaprazlama olarak herkes eleştiriyor, notlar alınıyor, karakterler değiştiriliyor ve mantık hataları gideriliyordu. Bütün bunlar tamamen sınıfın maximum etkileşimiyle ortaya çıkıyordu.

Hatta yaşı küçük ve senaryo fikri konusunda tutarsız küçük bir bayan arkadaşımız vardı. Hep birlikte ona yardımcı olup nasıl güzel bir senaryo özeti çıkardığımızı dün gibi hatırlıyorum. Filmden senaryodan uzak birisinden bu kadar iyi bir film senaryosu çıkarmak belirsizlik havuzundaki inanılmaz etkileşim sayesinde ortaya çıkıyordu. Fikirler çalışmalar karşılıklı korkusuzca çarpışınca ortaya mucizeler çıkıyordu. Yalnız bu küçük arkadaşımızın dışarıdaki insanlardan ayrılan önemli bir özelliği vardı. Bu arkadaş son derece tutkuluydu, içi ateş gibi yanıyordu. O kadar yanıyordu ki kader yirmi tane adamı bir sınıfta toplayıp sanki onun hizmetine sokmuştu. Kurs bittiğinde elinde elle tutulur bir senaryo fikri olmuştu.

Ben bu tarz tutkulu insanların dünyayı değiştirdiğine inanıyorum. Yani biz bir Tutku Ekonomisi’nde yaşıyoruz. Kim daha çok tutkuluysa gün geliyor onların hizmetçisi oluyoruz. Onların tutkuları yeni dev şirketler, holdingler, kulüpler ve enstitüler çıkartıyor ve günümüzün modern işletmeler dünyasında onların hayallerini yaşıyoruz.

Şans Havuzları bir tutku modelidir. Startup etkinliklerinin de artık bu tarz tutku modellerine kayması gerekir. İyi iş fikri olandan ziyade tutkularını ortaya koyabilecekleri, kendilerini ifade edebilecekleri ve serendiplik havuzunda kendilerinden geçecekleri yeni şanş havuzları lazım. Ne diyelim iyi şanslar..

Fikirler, çok uzun yaşayamaz; eğer insanın onlar için dövüşecek şansı olmazsa

Thomas Mann

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s