Startup Girişimcilerin Ruhsal Boyutu

mind-of-the-entrepreneurGenelde Startup’ların (Yeni Tekno Girişim) girişimlerini anlatmaları istenir, kendilerini anlatmaları beklenmez. Startup’lar girişimlerini anlatırken onların olgunluğunu, heyecanını, iletişim becerilerini az çok anlarsınız. Peki gerçekten de acaba onları doğru anlayabiliyor muyuz? Gerçekten de Startup’ların (Yeni Tekno Girişim) ilginç bir ruh dünyası var ama onları anlamak bazen çok zor olabiliyor.

Türkiye’de her şeye sistemci yaklaşıldığı için “insan” faktörü sonraya atılıyor. Yani sistemi oluşturduk mu her şey tıkırında gidecekmiş gibi bir çözüm anlayışı var. Yatırımcı ve uygulama geliştiriciler bulunduğunda her şey tamammış gibi yanıltıcı argümanlar var.

Halbuki girişimcinin psikolojisi bütün girişimi etkileyen en önemli faktördür. Mesela bazılarında görülen onaylanmak, saygı ve şöhret tutkusu gibi girişimcinin tamamlanmamış ruhsal şemaları  şirketteki bütün çalışanlarını etkileyebiliyor. Eğer kişilik sorunları Narsistlik boyutundaysa başka başarılı girişimcilere karşı kıskançlık, küstahlık ve değersizleştirme duygularını göstermesi kaçınılmaz oluyor. Bunun gibi daha çok örnek var.

Startup (Yeni Tekno Girişim) şirketleri henüz kurumsallaşmadığı için başlangıç aşamasındaki şirket tamamen girişimcinin ruhsal dünyasına göre şekilleniyor. Startup’lar Silikon Vadisi’ndeki milyar dolarlık hikayelerden etkilenerek popüler kültürün tuzağına düşebiliyorlar. Kendi yapmak istediklerinden çok dışarıya bağımlılık onların ruhsal dünyalarını da şekillendiriyor.

Özellikle Startup rüzgarının etki alanında kalan girişimciler kendi kültürlerini es geçerek şirket kurmaya kalkıyorlar. Dolayısıyla kendi kendine yabancılaşma başgöstererek büyük şirket CEO’larını aşırı övgü, Silikon Vadisini aşırı methetme, aynen onlar gibi olma arzusu gibi duygular depreşiyor. Türk Startup’ları kendi toplumunun sorunları ve buna uygun ürünler geliştirmek yerine ruhlarında yaratmış oldukları yabancı hayranlığından dolayı hiç bilmedikleri pazarları modellemeye çalışıyorlar.

Sürekli konferanslara, panellere katılarak çevrelerini genişlettiklerinde girişimlerinin kabul göreceğini, yatırımcı bulabileceklerini düşünüyorlar. İyi Networking yaptıkları doğru ancak bunun sadece bir süreç olduğunu göremeyerek sonuca odaklanıyorlar. Takım arkadaşlarıyla geçirmeleri geren zamanı dışarıda harcıyorlar. Bir kaç yazılımcıyı masa başına koyduktan sonra dışarıda patron rollerine bürünebiliyorlar.

Ne yazık ki var böyleleri, Startup’tan önce ve sonraki hallerinde büyük farklar görürsünüz. Bütün bunlar onların ruh dünyalarının nasıl şekillendiği ile ilgili bir husustur. Ayrıca hayattaki değer yargılarıyla ilgili bir durumdur aynı zamanda. Ben yine de Startup’ın ruhsal durumunun iyi bir şekilde baştan yönlendirilebileceğini savunuyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s