Dürüstlük Ekonomisi

durustlukBu sene bir değişiklik yaparak kışın tatile gittim. Türkiye’deki gündem çok yoğundu, herkes dershanelerin kapatılmasını konuşuyordu. Televizyonlarda genellikle iki grup arasındaki çatışma işleniyordu. Eğitim sistemindeki eksiklikler yok denecek kadar az konuşuluyordu.

Dersanelerin kapatılması meselesinde ilginç bir ayrıntı vardı bana göre. Deniyordu ki dersaneler gerçekten de kapatılmak isteniyorsa ilk önce merkezi Üniversite sınavının kalkması ve seçimi Üniversite’lerin kendisine bırakmak gerekir. İşte burası ilginç çünkü bundan sonra herkesin ittifak ettiği şu sonuç ortaya çıkıyordu:

Eğer Üniversite’ler kendileri seçerse işin içine torpil ve rüşvet girer!

Evet torpil ve rüşvet meselesinde herkes ittifak ediyordu. Hangi görüşten olursa olsun herkes ortak bir şeyi itiraf ediyordu. Türk toplumu dürüst bir toplum değildi. Bunu herkes bal gibi biliyordu. Yani bir toplum yeterince dürüst olmadığı için kendi sistemini bir türlü kuramıyordu.

Zaten dikkat edin, bu tarz toplumlarda güven bunalımı had safhada olduğu için sonucu hüsranla biten iş ortaklıkları mevcuttur. Türkiye’de birisiyle bir iş yapacağınız zaman “acaba beni kazıklar mı” sorusunu sormayan birisini tanımıyorum dersem yeridir.

Tatilim bittikten sonra Amerika’ya döndüm. Dönüşümün ilk günü Türkiye’de gündem tekrar değişmişti. Bu sefer 3 Bakan’ın oğulları dahil pek çok kimse hakkında yolsuzluk haberleri patlak vermişti. Ergenekon Davasından tanıdığımız meşhur cesur savcı Zekeriya Öz yapacağını yine yapmıştı. Bu sefer milyon Euro’ların ayakkabı kutularının içine konulduğu büyük yolsuzluk ortaya çıkmıştı. 80 milyar Euro’nun İran’a verilmek üzere olduğunun altı çiziliyordu. Ne yazık ki bu sefer işin ucu Hükümet’e de dokunduğu için Savcı Zekeriya Öz  5 Polis müdürü ile birlikte görevden apar topar alınmıştı. Bütün bu gelişmeler elbette gündeme bomba gibi düşmüştü.

Yani ilk önce dersaneler sonra da büyük yolsuzluk gündeminin ortak yönü yeterince dürüst bir toplum olmayışımızdan kaynaklanıyor. Bundan dolayı istediğimiz yeni Ekonomik sistemini bir türlü oturturamıyoruz. İnsanlar hangi partiye oy vereceğini şaşırmış durumda. Kiminle iş yapacağı konusunda aşırı kuşkucu. Artık cemaat, kemalist, sağ, sol tartışmaları insanlara çok fazla anlam ifade etmiyor. İnsanlar artık sadece güvenebilecekleri insanlar arıyorlar.

Bakanlar ve politikacılar hakkında çok fazla tweet atılıyor ama bence toplum da yeterince dürüst değil. Sanki “Nasılsanız öyle yönetilirsiniz” Hadisi Şerifi en çok bize bakıyor.

Son zamanlarda etik toplum olarak kendisini tarif eden dürüst toplum tanımlamasına su gibi ihtiyacımız var. Yetimin hakkını koruyan, sözünde duran, iş ortaklıklarında güvenilir olan, haram maldan yılandan korkar gibi kaçan insanlara ihtiyacımız var.

Dürüstlük yeni para birimidir.
(Honesty is the new currency)

Evet şu anda dünyanın gündeminde bitcoin yeni para birimi olarak gösterilse de bence artık dürüstlük yeni para birimidir. Ancak dürüstlük ile geleceğimizi satın alabileceğiz. Sadece dürüstlükle zengin olabileceğiz.

Ancak şu anda toplum olarak büyük bir güven bunalımı yaşıyoruz. İçimizde yaşadığımız bütün bu çatışmalar dürüst insanlarla dürüst olmayan insanların savaşıdır. Geleceğin dürüst kahramanlarına selam olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s