Titanic Dizisi: Blood and Steel

Titanic Blood And Steel

Titanic Blood And Steel

[Dikkat biraz spoiler içerir.] Titanic deyince akla hiç şüphesiz nasıl battığı gelir. James Cameron’un da filmini çekmesiyle Titanic öyküsü modern dünyanın zihninde iyice yer etmiş durumda. Peki Titanic nasıl ve nerede yapıldı, neler yaşandı, kimin projesiydi. Titanic’in batması neden bu kadar çok ses getirdi? Neydi bunun arkasındaki sır? İşte biz sadece hikayenin sonunu bildiğimizden bu sorulara yeterince cevap veremiyorduk.

12 bölümlük Blood and Steel dizisini Amazon’dan izledikten sonra bütün bu soruların cevaplarını fazlasıyla buldum. İrlanda’nın Belfast şehrinde dünyanın en büyük makinasını zamanının en iyi Mühendisleriyle inşaa etmenin heyecanını ben de birlikte yaşadım. O zamanın en zenginlerinden J.P Morgan ve zengin arkadaşları dünyanın en büyük gemisini yapmak için bütün servetlerini akıtmaya karar verirler. Çok iyi bir Metal Mühendisi olan Dr. Mark Muir J.P Morgan’ı bu projede çalışabilmek için ikna eder ve Belfast şehrinde geminin dayanıklılığı ile ilgili çalışmalara başlar.

Yalnız Dr. Muir kendisini pek çok olayın içinde birden bulur. Bir yandan yeni sevgilisi Sophia ile romantik hayatını ayakta tutmaya çalışırken diğer taraftan da gayri meşru çocuğunu bulma derdindedir. En önemlisi de Titanic’in daha dayanıklı Çelik Teknolojisine sahip olması için gece gündüz çalışmak zorundadır. Katolik olduğunu gizlediği için de ileride başı derde girecektir.

Belfast Şehri

Dünyanın gözü artık İrlanda’nın Belfast şehrinden gelen haberlere odaklanmıştır. Titanic 1909 senesinde başlayıp 3 sene sürmesine rağmen  ünü bütün dünyada çoktan yayılmıştır. Yalnız Titanic’in yapıldığı Belfast şehrinde her şey yolunda değildir.

Bir yandan İngiltere’nin İrlanda’ya olan Özerklik politikaları, diğer yandan Protestanların Katoliklere olan aşırı düşmanlıkları Belfast şehrini daha zorlu hale getirir. Dışarıdan gelen on binlerce yeni işçilerle Belfast şehri ihya olmasına rağmen işçilerin maruz kaldıkları haksızlıklar, iş kazaları derken iş verenlerle işçiler arasında huzursuzluklar başgösterir. O zamanlarda günümüzdeki gibi Sigortacılık Sistemi olmadığı için işçiler bir Dernek (Union) kurarak kendi kendilerine işverenlerinden haklarını aramaya koyulurlar.

Haksız da değildirler çünkü bir işçinin kaza geçirmesi demek bir ailenin aç kalması anlamına gelir. O zamanda şimdiki gibi Teknoloji de yoktu. Bildiğiniz kendi çıplak elleriyle koskocaman bir gemiyi inşa ettiler. Zaman zaman iş kazalarından dolayı ölenleri de hesaba katacak olursak Titanic’in yapımında ne kadar çok kan ve ter aktığını hesap edebilirsiniz. Diziye de boşu boşuna Blood and Steel dememişler.

İşçiler haklarını aramak için zaman zaman grev yaparak işi bırakırlar ve Titanic’in yapımını tehlikeye sokarlar. Bazı işverenler Derneğe üye olanları başkalarına göz dağı vermek için temelli işten kovarken diğer işverenler de işçilerle diyalog yöntemini seçerek onların gazını almaya çalışır. Bunun yeterli olmadığını gören işçiler daha somut adımlar atılmasını talep ederler ve sonunda işçiler taleplerinin çoğunu kabul ettirirler. Yani anlayacağınız günümüzdeki Sendika yapısının resmi olmayan uygulamasını Titanic’in yapımında görüyoruz. Titanic yapımında yaşananlar bir nevi Kapitalist sistemin ihtiyaç duyduğu süspansörleri yaratmış ve günümüzün modern Kapitalist düzenin başlangıç simgesi olmuştur. Zaten o zamanların fakirleri ile zenginleri arasındaki korkunç uçurumun bir yerde patlayacağı baştan belliymiş. Bunu bu diziyi izlerken daha iyi anlıyorsunuz.

Belfast şehrinde işçi-işveren haricinde başka ilginç sorunlar da başgöstermiş. Mesela Kadınlar kendi aralarında toplanarak kendilerinin de oy verebilme hakkını aradıkları ilk zaman dilimleri işte bu zamanlar olmuş. O zamanlar kadınlar oy veremiyordu. Dolayısıyla Kadınlar başkaldırarak oy verebilme haklarını alabilmek için büyük bir mücadele başlatmışlar. Bu mücadele Titanic’in yapımı sürecinde başarıyla neticelenmese de daha sonraki yıllarda meyvelerini vermeye başlamış. Yani Feminism akımının ilk başladığı yılların bu yıllar olduğunu rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz.

Metal uzmanı Dr. Mark Muir işte bütün bu politik ve sosyal gelişmelerin tam ortasındadır. Yalnız benim için en çok dikkat çeken hadise işe girebilmek için Dr. Mark Muir Katolik olduğunu gizlemesi olmuştur. Katolik olduğunu anlamamaları için ismini bile değiştirecektir. Ne var ki daha sonra bu yalan rakipleri tarafından öğrenilecek ve sırf Katolik olduğu için işten atılacaktır. Yine de onun kadar iyi bir Metal Mühendisi bulamadıkları için J.P Morgan tarafından tekrar işe alınacaktır.

Bu bana günümüzdeki bazı kimlik gizleme hadiselerini hatırlattı. Türkiye bir aralar Yahudi veya Ermeni olduğunu gizlemek zorunda kalan insanlarla dolup taşmıştı. İşten atılmamak için Cemaatlere veya Tarikatlara bağlılıklarını gizlemek zorunda kalan insanlar bile tanıdım. Sanırım 100 yıl önce Titanic’in yapıldığı sıradaki bazı kimlik tartışması ve liyakatlik sorunlarını biz şu anda tartışıyoruz. Neyse konumuz bu değil, konumuz Titanic.

Titanic’in yapılışında yaşananlar gerçekten de ibret verici olaylar. Bu kadar çok olayı Türk’ler çekseydi en az 50 bölüm çekeceklerine bahse varım. Halbuki 12 bölümle işin özünü göstererek tadında bırakmışlar. Oyunculuk, sahne tasarımı, gemi inşası dekorları aşırı gerçekçi ve sizi gerçekten de o zamanlara götürüyor.

Titanic’in En İbretlik Tarafı

Bana Titanic’in en ibretlik tarafı nedir diye soracak olursanız derim ki Titanic gerektiğinden çok fazla iddialı bir projeydi. O zamanın White Star Line şirketi başka şirketlerle rekabet adına bütün servetlerini akıtırken proje büyüklüğünün cazibesine de kapılmış ve sonunda kibirlerine yenik düşmüşlerdir. Düşünsenize para, servet, en büyük gemi, bütün gözler sizde yani gerçekten de insanın başını döndürmesi için bütün unsurlar bir arada. Sadece bu da değil, New York Times’tan gelen gazeteci Unsinkable (Batmaz) manşeti attığında hızlarını alamamışlar ve “Tanrı bile batıramaz” küstahlığına kadar gitmişler.

“Tanrı bile batıramaz” küstahlığı bu dizide gösterilmemiş, hatta geminin batışını bile görmüyorsunuz ama dünya alem biliyor ki bu küstahlık Gayretullah’a dokunmuş ve 3 senede zorla inşaa edip gurur duydukları gemi tam 3 gün sonra Okyanus’un dibini boylamış. İbret alana bu çok şey ifade eder. Demek ki neymiş, ne kadar büyük projeler yaparsan yap kendini kaybetmeyeceksin ki bütün kazandıkların bir anda dibe batmasın.

Titanic Blood and Steel dizisi yeni bir yüzyılın başlangıcında gerçekleşen ve önündeki 100 sene sürecek yeni Kapitalist düzene ilişkin önemli ip uçları içeren ilginç sembolik gerçek bir hikayedir. Günümüzdeki karmaşık İşletme ve Projeler dünyasının alt yapı taşlarını barındırır. 1900’lerin başlarında dünyanın en büyük makinasını icat etmenin getirdiği harikulade heyecanının yansımasıdır. Bilgisayarın bile olmadığı zaman diliminde büyük bir gemiyi el ile çizmenin, çıplak ellerle inşaa etmenin getirmiş olduğu derin tutkuyu ve hırsı simgeler. Aslında bir bakıma son derece iddialı ve sürprizlerle geçecek bir yeni yüzyılın işaret fişeğidir.

Yeni bir Yüz Yıl Çağına Girmişken

Şu anda İnternet ve Mobil Teknolojilerle biz farklı ve iddialı yeni bir yüzyıla girmiş bulunuyoruz. Şu andaki Teknoloji çılgınlığını gerçek bir hikaye olarak hepimiz birlikte yaşıyoruz. Bundan dolayı hayatımızı derinden şekillendiren Teknoloji şirketlerine kısaca şu soruyu soruyoruz?

İlerideki yüzyılda ibretlik bir hikaye olarak mı anılmak istersiniz yoksa örnek bir hikaye olarak mı? Fakirin elinden mi tutmak istersiniz yoksa zengini kollamaya devam mı edeceksiniz? Açları mı doyuracaksınız yoksa sadece tokları mı sofranıza davet edeceksiniz? Servetinizin ne kadarını kiminle nasıl bölüşeceksiniz ve bunun için başvurduğunuz argümanlarınız ne olacak? Dünyayı değiştiriyoruz iddiası sizce bu kadar çok kan akan ve aç olan bir dünyada çok fazla iddialı bir ifade değil mi? Neyse..

Evet Titanic 15 Nisan 1912’de yani dizinin çekildiği tarihten tam 100 yıl önce battı ve tam 100 yıl sonra yani 2012’de dizisi çekildi. Bakalım bundan 100 yıl sonra günümüz Teknoloji şirketlerinin filmini nasıl çekecekler?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s