Amerika’ya Yeni Gelen Türk’ler

first-time-hereAmerika’ya geldiğimden beri Türkiye’den yeni gelenlerin davranışlarını da gözlemleme imkanım oldu. Kimisi geçici bir süreliğine kimisi uzun vadeli işler için geliyorlar. Genelde Akademik dünyayı hedefleyen öğrenci ve öğretim görevlileri geliyor.

Kendilerini iyice alıştırıp sonra aniden Türkiye’ye geri dönüyorlar. Dolayısıyla özlediklerimizle irtibatımızı devam ettiriyoruz. Bununla birlikte Türkiye’den yeni gelenlerin davranışları bize Türkiye’deki eğitim sistemi, zihin yapısı ve bireysel davranış modelleri hakkında oldukça veri sunuyor. Onları izlerken kendimin de ilk geldiğimdeki benzer davranışları farkediyorum. Dolayısıyla bu yazıyı önce kendi nefsime yazıyorum.

Evvela yeni gelen Türk’ler Amerika’yı çok iyi bildiğini sanıyor. Bunun sebebi de Amerikan kültürünü derinlemesine işleyen Hollywood filmleri olsa gerek. Bunun böyle olmadığını çok geçmeden insan anlıyor tabii. Kültürüne şöyle böyle zamanla alışılsa da buradaki gerçekler Amerikan filmlerinden son derece farklılık arzediyor.

Buraya gelen yeni Türk’ler dinlemesini de bilmiyor. Sözünü tamamlamanıza bir türlü müsaade etmiyorlar. Anlayacağınız ben onlarla konuşurken çok yoruluyorum. Halbuki dinlemek iletişimin ilk sağlıklı adımıdır. Sizin empati yeteneğinizi arttırır, karşınızdakine değer verdiğinizi gösterir. Sanırım kendim de ilk geldiğimde öyleydim. Bir düşünceyi ölesiye savunmak ve karşınızdakini konuşturmamak psikolojisi bende de vardı. Halbuki Amerikan kültürü tartışmaya götürecek bir muhabbeti sevmeyen bir kültürdür. Yani anlayacağınız Türk kültüründe yetişmiş insanlarda ciddi bir tarafgirlik sorunu var. Takım tutar gibi Siyasi Parti, Cemaat veya Atatürk’ü tutuyorlar. Eleştiriye çok açık değiller. Eleştiriyi bir hakaret olarak gören bir zihin yapısı söz konusu.

Başka dikkatimi çeken bir nokta da tarafgirliklerini aşırı derecede önyargılarla beslemiş olmaları ve bunun sonucunda da Amerikan halkına yönelik sabit fikir ve inanışlara sahip olmaları. Böyle olunca kendi kişisel değişiminin önünü kapadığı gibi sadece Türk’lerden oluşan bir çevreye kendilerini hapsedebiliyorlar.

Bilindiği gibi kendini tek boyutlu kanalize etmiş bireylerde de tek tip girişimcilik, tek doğru, tek tip düşünce gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Hayatı siyah-beyaz görme genellikle bu tarz insanlarda görülüyor. Gri tonlarına vakıf olamamak insanı bir fikre saplantılı hale getiriyor ve aksiyonun önüne geçiyor. Türkiye’den yeni geldiğimde onlarca girişimcilik fikrimi nasıl delice anlattığımı dün gibi hatırlıyorum. Girişimcilikte başarının en büyük etkenlerden birisinin esneklik olduğunu acı tecrübelerden sonra daha iyi anlamıştım.

Amerika’ya yeni gelen Türk arkadaşlarımın bazılarında bazı klasik metaforlar göze çarpıyor. En bilindik yanlış metaforlardan biri de Amerikan Halkının varlığını inkar etmek. “Aslında Amerikan halkı yok” diyerek onların 300 yıllık tarihini küçümseyen ve Amerikan halkının toplama bir halk olduğunu iddia eden çok sayıda Türk insanı size gösterebilirim. Buna o kadar aşırı derecede inananTürk arkadaşım var ki anlatamam. Halbuki kendsine özgü müspet veya menfi bir kültür oluşturmuş ve bunu bütün dünyaya pazarlamayı başarabilmiş bir Devletin halkından bahsediyoruz. 300 yıllık tarihinin içine ise çok şeyler sığdırmış önemli bir toplumdur Amerikan halkı. Hiç kimse mükemmel değil, önemli olan bir toplumun güzel yönlerine vurgu yapmak. Ne yazık ki biz bunu çok beceremiyoruz.

En ilginci de Amerika’daya yeni ayak basmış Türk arkadaşlarımda olumsuz düşünme sendromunun bariz şekilde görülmesidir. Bir konuyu, kişiyi veya olayı değerlendirirken işin olumsuz yönünden bakmak aslında Türk’lerin genel karakteristik özelliğidir. Amerika’da yıllarca kalmış ama halen olumsuz düşüncenin zindanlarında mahsur kalan yüzlerce Türk’le tanıştım burada. Halbuki Amerika toplumunun hayat şartları da çok zor ve çetindir. Nice zorluk içerisinde hayatla mücadele veren Amerikalı insan tanıdım. Yine de aynı insanlar her türlü zorluğa rağmen işin olumlu yanından bakmaya çalışan insanlar olduğuna da şahit oldum.

Başka bir sorun da kendini konumlandırma meselesi. Bir defa bir konuşmamızda bir Türk arkadaş Amerika’lıları tanımlarken “yabancılar” ifadesini kullanmıştı. Yanındaki tecrübeli bir arkadaş hemen uyardı. “Onlara yerli demelisin, yabancı olan biziz”. O günden bugüne ben de bu mevzuya dikkat ediyorum, Amerikalı’lardan bahsederken onlara yerliler demeye gayret sarfediyorum. Sizin ülkenize başka bir ülkeden gelen insanların size de yabancı demesini sevmeyeceğinize göre siz de bu konuda dikkatli olmalısınız.

Yeni gelen Türk arkadaşlarımda gördüğüm başka bir özellik te öz güven eksikliği. Kültür şokunun da etkisiyle bu son derece normal aslında. Amerikalı gençlerin iletişime açık ve yardım sever olması bu sorunu gidermede önemli bir etken ancak ilk adımı genelde yine bizim atmamız gerekiyor.

Yeni gelen Türk’lerde dünyayı fethetme gibi yalnızlığı tetikleyen sendromları da gözlemlemek mümkün. İnanılmaz büyük düşünüyorlar, büyük hayaller, büyük hedefler güzel şeyler. Yalnız Amerika küçük fikirlerin üzerine büyük örgütler kurma üzerine kurulu. Büyük düşünme sendromu etkin girişimciliğinin önüne geçen bir etken.  Önemli olan bir fikri küçük düşünüp büyük pazara yayabilmektir. Türk’lerin ise genellikle büyük fikirleri küçü pazarlara uygularken görürsünüz. Bu aslında kendim başta olmak üzere Türk’lerin genel karakteristik özelliğidir. Ne hikmetse bu özelliği değiştirmek te çok zor. Bundan dolayı Yalın Girişim metodlarını en çok bizim öğrenmeye ihtiyacımız var.

Gerçekleri kendimi de eleştirerek, içtenlikle bazı özelliklerimizi dile getirmeye çalıştım. Kimseyi övme veya yerme amacı gütmedim. Biraz da kendimizi de eleştirelim istedim. Alınanlar kusura bakmasın.

3 thoughts on “Amerika’ya Yeni Gelen Türk’ler

  1. Hocam. Gerçekten özlü bir şekilde özetlemişsiniz mevzuyu. Yer yer kendmi gördüm tasvirlerinizde. Ve bu tarz yazılarınızı daha sık bekliyoruz. (yani film felan iyide fazlası sıkıyor 🙂 ) inanın 15 sayfa olsa okurdum 2 dakka sürdü saat şu an adana da 01:03 gece kendime geldim. Gece geç canım sıkılıyor adana sıcak odam sauna gibi ya size bişey diyecem. Şöyle beni alıp götürecek yazı film özellikle belgesel tavsiye edin. Bak mesela paul graham ı yeni tanıdım. o kadar da girişimcilikle alakalı özellikle programlamanın nirvanalarına oynayan yazıları kaçırmamaya çalışır bol bol araştırır okurum. Ya paul u okuyunca en azında ekşide bakınca ,gözümüzün önünde neler varmışda gözümüzden kaçıyormuş. bakıyorum arıyorum buluyorum sonra ufak bir dalgalanma yine ye’s e düşüyorum. ulan koca memlekette bilimsel biri olmaz mı ya. mantıktan ( bir ilim olarak ) bilişim dünyasından gelişmelerden bahsedeceğim muhabbet edeceğim kimse yok iyi mi ?

    Neyse gece gece bu yazı uzar. bir ara bol bol yazacağım ama kısmet. hocam sende sık sık yaz bak hiç alakası olmadığı halde bu seyrek yazmaları başka şeylere yormaya çalıştım. kör şeytan gımbızlıyor. birde biz türkler böyleyizde amerikalılar yabancılara özellikle türklere nasıl bakıyorlar ? hatta türkleri tanıyorlar mı ?

    • Belirttiğin hususlarda yazı yazmaya çalışacağım ancak çalıştığım iş yeri bu aralar çok yoğun olduğu için akşam da vakit bulamıyorum. Sana Numbers dizisini tavsiye ediyorum. 2005 ile 2010 arasında çekilmiş eski bir Amerikan dizisi ama bir Matematikçinin suçluları nasıl yakaladığını anlatıyor.

      Ayrıca Titanic Blood and Steel dizisi çıktı. Ben henüz izleyemedim ama ilginç bir dizi diyorlar. Titanic’in yapım aşamasında yaşananları anlatıyor.

      Ayrıca İspanya’daki Endülüs Emevi Devlet’ini anlatan önemli bir belgesel tavsiye ederim: http://www.youtube.com/watch?v=X_Xnc8ijkrA

      Ben Silikon Vadisine uzak olduğum için ancak İnternet’ten Teknoloji gelişmelerini takip edebiliyorum. Bu konuda şu anda çok yardımcı olamayacağım.

      Ama eğer yeni bir platform öğrenmek istiyorsan Android Platform’unu tavsiye ederim. Bir an önce öğrenmen seni çok ilerilere taşır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s