Serendiplik Modeli ve Şansın Hayattaki Yeri

Get-Lucky-How-to-Put-Planned-Serendipity-to Şanslı olmayı kim istemez değil mi? Fırsatlar önümüze gelsin, değerlendirelim aşık olalım, zengin olalım, mutlu olalım ohh ne ala. Keşke hayat bu kadar kontrol edilebilir şey olsaydı. Ancak hayat tamamen belirsizliklerle dolu.

İşte bütün bunları düşünürken sizinle en son zamanlarda okuduğum önemli bir kitabın konusunu paylaşmak istiyorum:  “GET LUCKY How to Put PLANNED SERENDIPITY to Work for You and Your Business”.

Doğrusu uzun zamandır bu kadar faydalı bir kitap okumamıştım. İş hayatında şanslı olmak için planlı tesadüflerle başarılı olmuş Bilişim ve Teknoloji Şirketlerinin hikayeleri anlatılıyor. Kanımca Psikoloji ve Teknolojinin kesiştiği farkındalık durumunu anlatıyor.

Adından da anlaşılacağı gibi “Planned Serendipity” yani planlanmış serendiplik (tesadüf, şans). Sanırım söz konusu kitap Türkçe’ye henüz çevrilmedi. Çevrilince Türk Psikoloji ve Bilişim dünyasının ilgisini de çekeceğinden eminim. Başarı, ilişkiler, buluşlar planlanan bir olgudan ziyade, nedenini bilmeden ve sorgulamadan  ancak cesaretle, kararlılıkla farkındalıkla oluşturulmuş tesadüfler havuzunda deneme yanılma yöntemleriyle elde edilen olay sonuçlarıdır diyor kitap.

Çok mu karışık oldu? O zaman şöyle diyelim. Şans sizin risk alarak kendi oluşturabileceğiniz bir tesadüfler zinciri olabilir. Tesadüf dediğiniz şey rastlantısal başı bozuk olaylar kümesi değildir. Siz ister adına Tevafuk veya Kısmet deyin, serendiplik modeliyle kendi şansınızı kendiniz oluşturabilirsiniz. Buna Kaderin Sahibi de hikmeti gereği izin veriyor ve sizden bunun için yine ter dökmenizi istiyor. O zaman elinizde iki seçenek oluyor, ya hayat sizi bilerek zorluyor ya da rahatınız yerindeyse bu ekosistemi siz kendiniz oluşturup iradenizin hakkını kendiniz verebiliyorsunuz.

1. seçenekte Kader’in zorlamasıyla ilgili hikayeleri çok duymuşsunuzdur. Engelli ve yoksul insanların sıfırdan elde ettikleri başarı hikaye kitapları yok satıyor. Gerçekten de hayatın zorlukları insanlara farklı kapılar açıyor. En ummadığınız zamanlarda en iyi arkadaşlarınızla, sevgilinizle, eşinizle tanışmalarınız muhakkak olmuştur. Şansın beklenmedik zamanlarda geldiğini biliyorduk da ancak ağzına kadar paraya doymuş şirketlerin de kendi planlı şans ekosistemini oluşturabileceğini bilmiyorduk.

İşte farklı başarı hikayeleriyle birlikte ilk defa bu kitap daha çok 2. kısımla ilgileniyor. Yani milyar dolarlık şirketler belirsizlik havuzunun oluşmasına izin vermiş, aylarca ellerine ne geçeceğini bilmeden sabırla çalışanlarını belli işlerde yoğunlaştırmış ve ortaya dev yeni ürünler ve yeni sistemler çıkmış. Bunun için verilen en tipik örneklerden biri Amazon şirketidir.

Eğer siz Amazon’u halen kitap, dvd gibi parakende ürünler satan bir şirket görüyorsanız bakış açınızı şimdiden değiştirin derim. Amazon şirketi bir Teknoloji şirketidir ve bunu da Bulut Teknoloji tabanlı (Cloud based Computing) sistemlerine borçlular. Amazon’un CEO’su Jeff Bezos her çalışanından kendi sisteminin başka platformlarla konuşabileceği bir arayüz ister. İnsanlar doğal olarak web servisleri yazmaya başlarlar. Bu süreç Bulut Teknolojisine kadar uzanır. Jeff Bezos çalışanlarına tanıdığı esneklik hayallerinin ötesinde kendisine yeni kapılar açar. Bugün dünyanın konuştuğu Bulut Teknlojisine sahip şirketlerden biri Amazon’dur. Instagram’ın resimlerini Amazon’un Bulut Teknolojisinde depolayarak başladığını söylersek herhalde işin büyüklük boyutu daha rahat anlaşılır. Bugün Amazon Cloud sistemleri girişimciler için vazgeçilmez bir imkandır.

Kitaptaki başka ilginç bir örnek ise her gün çalışma masamızda kullandığımız postitlerin hikayesidir. 1960’ların sonlarına doğru 3M şirketindeki bilim adamlarından Dr. Spencer Silver dünyanın en iyi yapışkanını üretmek için laboratuvarda gecesini gündüzüne katıyordu. Ancak en iyi yapışkan yerine hafifçe yapıştırılıp çıkartılabilen bir yapışkan keşfedince hayal kırıklığına uğramıştı. Dr. Spencer Silver kendisine göre başarısız olduğunu düşünse de meslektaşı Art Fry bunun not kağıdı için kullanılabileceğini ileri sürdü. Zira Art Fray eskiden klisenin ilahi korosunda kitap sayfalarını işaretleme ihtiyacı duyuyordu çünkü ara koyduğu her kağıt düşüyordu. Kısa zaman sonra ürünü farklı tüketicilere de denettikten sonra aldıkları 90% lık iyi geri bildirimle birlikte ortaya milyon dolarlık farklı bir sektör çıkmıştı.

Amazon ve 3M gibi değişik şirketleri kitapta saymanız mümkün. Facebook, Twitter, İsviçre’deki çılgın deney gibi örneklerin de anlatıldığı kitapta şu sonuca varıyoruz. Biz çok belirsiz bir dünyada yaşıyoruz. Karşımıza ne çıkacağından habersiz, zavallı aciz insanlarız. Milyar dolarlarımız bile olsa egomuzu bir tarafa bırakarak, elimizdeki imkanlarla, ne istediğimizi bilmeden de olsa, planlı rastlantısal bir havuz oluşturup, o havuz içinde iyi bir takım çalışmasıyla, akil insanlara danışarak planlı bir şekilde enemizi, benliğimizi, egomuzu eritebilir ve ortaya mucizeler çıkmasını bekleyebiliriz.

Şans hem hazırlıklı olarak fırsatlarla karşılaşmak hem de bunları sonuna kadar sonucunu sorgulamadan değerlendirmektir. Belirsizliğin hat safhada olduğu işte, ilişkide, projede yani her yerde bizi bekleyen mucizelerin olduğununun farkına varmalıyız. Sezgi, farkındalık, irade, olumlu düşünce, sabır, duyarlılık, çoşku, sevgi, soğukkanlılık ne varsa bunları sonuna kadar kullanıp bize verilenden razı olmalıyız. Gerçekten de hayatta kontrol edebileceğimiz şeyler çok sınırlı. Ne ilginçtir ki insanlar en çok kontrol edemedikleri şeylere üzülüyorlar.  İnsanların sizi sevmesini bekleyemezsiniz, kalpleri siz yönetemezsiniz, herkesi ikna edemezsiniz, insanlara  laf dinletemezsiniz. Bütün insanları mutlu edemezsiniz.

Ancak kendi kalbinizi yönetmeniz sizin elinizde, cesur yürekli olmak, esnek olmak, erdemlerle yaşamak, bir işi sonuna kadar sorgulamadan götürmek sizin cüzi iradenizie verilmiş. Şans bile cüzi iradeyle serendiplik havuzunda yönlendirilebilen pragmatik bir İlahi olguyken bu kadar sorgulamak ta niye. Belirsizlikle mücadelenin en büyük metodu risk almaktır, cesur olmaktır, üzerine gitmektir, erdemli olmaktır. En önemlisi de farkında olmaktır. Ayaklarına kadar gelen şansları kaçıranlar egoları yüzünden farkındalık duygusunu bir kenara bırakanlardır.

Yani şans kapılarını açmak bile aslında bizim cüzi irademize verilmiş. İnanın Kaderin Sahibi herkese şans kapılarının yönünü gösteriyor ve anahtarı da veriyor ama kapının içinden nelerin çıkacağına kendisi karar veriyor. Artık hayatın gizemlerini keşfetmek için daha neyi bekliyorsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s