Türkiye’de Bilimkurgu Filmi Çekebilme İhtimali

scene_science_fiction
Bilimkurgu (Science Fiction) filmlerinden en azından birine mutlaka gitmişsinizdir. Yıldız Savaşları (Star Wars), G.I Joe, The Host,  Star Treks, Oblivion, After Earth gibi filmlerin etkisinde kalarak ister istemez aynı soruyu sorma ihtiyacı doğuyor. Türkiye’de ciddi bir bilimkurgu filmi çekilebilir mi?

Hollywood’un düzinelerce filmine aşina bir dünya neslinde görsel şenlik eşliğinde sevdiğiniz bilimkurgu filmleri hayatımızın artık birer parçası. Uzay araçları, yenilikçi iletişim teknolojileri, acayip ulaşım araçları, farklı giyisiler, tuhaf tuhaf canavar veya yaratıklar derken İnsanoğlu’nun en ileri teknolojik devirde hayallerinin limitlerini zorlayan günlük yaşam tecrübesi sizi farklı alemlere götürmüştür muhakkak.

Peki bu kadar çok ayrıntı gerektiren bir sanatı icra etmek Türkiye’de gerçekten çok mu zor? Herhangi bir Türk gencinde veya yönetmen ve yapımcıda böyle bir vizyon var mı? Siz hiç böyle Türkiye’de bir hayali olan insan duydunuz mu? Peki Devlet’in böyle bir teşviki veya vizyonu hiç oldu mu?

Şahsen ben şimdiye kadar bununla ilgili somut bir şey duymadım. Cem Yılmaz’ın GORA veya AROG’u örnek gösteriyorsanız daha çok işimiz var. Dünyayı Kurtaran Adam filminin karizmasını Oğlu ile kurtarıldığını düşünüyorsanız gerçekten de alacağımız çok büyük mesafe var. Burada kastettiğimiz komedi bilimkurgu değil, dram türünde Amerikan standartlarında aksiyon ve kurgu dolu ciddi bir yapımdır.

Yani Türkiye’de bu işi ciddiye alan bir Sinemacı hiç duymadım dersem yeridir. Belki de iyi bir korku ve gerilim filmi çekemeyişimizle aynı sorundur yani ciddiyet! Sinemada ciddiyet ve vizyon sorunumuz olduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki bu durum bilimkurgu film türleri için de geçerli. Ciddiyet olsaydı Cem Yılmaz milyon dolarları harcadığı AROG filminde daha başarılı olurdu. Dikkat ettiyseniz Cem Yılmaz sinemada ciddi rollerde daha başarılı, stand-up’taki formatı sinemaya taşıdığında ise bizi güldüremiyor bile.

Karşılaştırma yaparak Amerikan hayranlığı yapacak halim yok. Bu işe onlar çok önceden başladılar. Kaldı ki Amerika halkında böyle bir kültür de var. Gözlerimle görmesem inanmayacaktım ama bilimkurgu roman hayranlarını siz de asansörde ve iş yerinde her fırsatta kitap okuduklarını görseydiniz siz de durumu yakından anlardınız.

Çılgın bilimkurgu fanatikleri var ve romanlar yok satıyor. Başarılı romanların filmi çekildiği için yazarlar özenle yazıyor. Yani bilimkurgunun Amerikan toplumunda karşılığı var. Filmi çekildiğinde tüketecek milyonlarca insan var. Bu durum bir nesli uzun yıllar boyunca sanal düşünce eğitimiyle yetiştirme politikasından da kaynaklanıyor olabilir veya Anglo-Sakson kültürünün simgelere, hurafelere dayanmasından da olabilir, tam olarak bilemiyoruz.

Ancak Amerika’nın şartları bizi her zaman bağlamaz ve ciddi bir bilimkurgu film türünün Türkiye’de çekilemeyeceği anlamına gelmez. Türk Sinemacıları isterlerse aslında bunu başarabilirler ama bunun için bilimkurgu türlerinde bazı ayrıntılara dikkat etmek gerekir.

Bilimkurgu Fimlerindeki Ayrıntılar

İyi bilimkurgu filmleri aslında az sayıda karakter içerir ve küçük bir mekan etrafında döner. Bir uzay gemisinde, gezegende sınırlı sayıdaki karakterlerle film işlenir. Böylelikle digital efekt, yenilikçi keşif aletleri, hologramlı iletişim araçları, uzay gemisi, ışınlı silahlar gibi nesneler üzerinde daha filmin başında odaklanılır. İzleyici bu görsel şöleni çabuk özümser ve kendini farklı bir alemde bulur. Geriye izleyici için sevdiği karakterlerle özdeşleşmek kalır. Böylelikle senaryo görsel malzeme eşliğinde sınırlı sayıdaki karakterler üzerinden liderlik, vefa, hiyanet, cesaret, özgüven, arkadaşlık ve fedakarlık gibi duygular işlenir. Bundan dolayı kurgu denmiştir çünkü sınırlı sayıdaki karakter iyi görsellikle birlikte kurgu oluşturmak için yeterli yer ve imkan sağlar.

Bunun en klasik örnekleri  Prometheus, Oblivion veya Star Trek filmleridir. Hepsi küçük bir mekanda sınırlı karakter üzerinden işlenir. Az sayıdaki oyuncu karakterlerin üzerlerine teker teker yoğunlaşma imkanı verir ve seyirciye özdeşleşme fırsatı sunar. Bu filmlerin hepsinin kendisine göre felsefesi vardır. Prometheus size filmden sonra İnsan nereden geldi sorusunu sordurtur. Oblivion size duygusal hafızanın makinelerden üstünlüğünü kanıtlar. Star Trek size liderlikte itaat, değişkenlik ve tamamlanma kültürünü gösterir.

En sevdiğim Bilim Kurgu filmi ise Yıldız Savaşları’dır. (Star Wars). Bu filmde acımasız dünyanın yaratık, canavar betimlemesi işlenerek eylemlere vurgu yapılır. Yıldız Savaşları’nda neredeyse her gezegende farklı türde yaratıklar olsa da canavarlaşmanın ruhunuzdan fışkıran kararların etkili olduğu kanıtlanır. Yıldız Savaşları özellikle Amerika’da eski ve yeni nesil arasında köprü kurabilen tek yapıttır zira bu film aslında aynı zamanda bir tarihtir. Ben en son çekilen Yıldız Savaşları’nda bir Beyaz ve Siyahi oyuncunun kahramanlık ve aşk ilişkisini ilginç buldum (Rey ve Finn). Sanki insanoğlunun çeşitlilik adına vardığı nihai noktayı göstermesi açısından manidar. Bu ayrıntı aslında bir bakıma şu an yaşadığımız tarihin algısını da yansıtıyor. Halbuki 1950’lere geri döndüğünüzde böyle bir kahramanlık kurgusu yapamazdınız bile. Siyah ve Beyaz’ın birlikte aynı sudan içemediği yıllar, Little Rock’ta bir liseye kaydolan dört siyahilere karşı toplumun ayaklanması gibi nedenlerden dolayı insanlar o zamanlar bu çeşitliliğe hazır değildi. Dolayısıyla kahramanlık ne sizin renginizle, ne derinizle, ne cinsinizle,  ne de farklı bir yaratık olup olmamanızla ilgili olan bir husustur demeye çalışan bir filmdir Yıldız Savaşları.

Evet bilim kurgu filmlerinde ayrıntılardan bahsettik. Başka bir önemli ayrıntı da çift kahramanlı senaryo üzerine kurulu olmasıdır. Oblivion’da Tom Cruise ve Morgan Freeman, Star Trek’te Kaptan Kirk ve Kaptan Spock, After Earth’de Will Smith ve gerçek oğlu Jaden Smith, Yıldız Savaşları’nın en son filminde Rey ve Finn gibi örnekler verilebilir. Filmlerin ana kahramanı olsa da mutlaka onu tamamlayan yardımcı kahraman karakterler de mutlaka vardır. Aslında bu çift yapı başka film türlerin de özelliğidir ama bilimkurgu türlerinde olmazsa olmazlardandır.

Dediğimiz gibi bilimkurgu filmleri sıradışı teknolojik nesneler üzerinde de oldukça yoğunlaşır. Tom Cruise’ın oynadığı Oblivion filmi bunun için çok tipik bir örnektir. Filmde kullanılan ulaşım aracının özel tasarlanması (bubble ship), keşif aleti “drone” lar, yaşadığı yüksek kuleler gibi çevresel öğeler üzerinde oldukça yoğunlaşılmıştır. Bunlar üzerinde farklı ekipler özel olarak çalışmış ve her türlü detay dikkate alınmıştır. Eğer zamanınızı ayırabilirseniz 21 dakikalı aşağıdaki filmin arka planını gösteren sahneleri izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Gelelim tekrar en başta sorduğumuz soruya. Türkiye’de ciddi bir bilimkurgu çekebilme ihtimali var mıdır? Tam Amerikan standartlarında olmasa bile ben böyle bir ihtimalin olduğunu düşünüyorum. Bu konuyu kardeşimle beyin jimnastiği yaparken ona şunu söylediğimde çok şaşırmıştı.

Mesela Osmanlı’nın Yeniçeri’sini 3000’li yıllara götür ve uzayda bir gezegende ona yeni bir misyon biç! İlginç der demez kendisine bilimkurgu filmlerinin en önemli esnekliğini söyledim. Bilimkurgu filmlerinde zamanla oynamak en çok tercih edilen yöntem. Siz kendi kültürünüzün epik yönlerini bilimkurgu filmlerinde zamanla oynayarak geleceğe taşıyabilirsiniz. Evet epik destanlı hikayeleri gelecekle buluşturmak Türkiye için çok farklı bir vizyon olurdu.  Kısaca bilimkurgu filmlerinde atış serbest, yeter ki tutarlı, ciddi, bol teknolojik öğeli güzel senaryolu bir yapım olsun!

7 thoughts on “Türkiye’de Bilimkurgu Filmi Çekebilme İhtimali

  1. İnşallah olur böyle şeyler ülkemizdede, sanırım abd’de mesela bir oyuncuyu oynatmak için bir kurumdan izin alınması gerekiyormuş. Türkiye’de bu kurumu kurmalı ve işleyişini almalı diye düşünüyorum öncelikle. Belki böyle böyle gelişir.

  2. aslında paraya kıysalar bayada izlernir özelliklede şuan türk filmleri revaçtayken peynir ekmek gibi ilzenir özelliklede reklamını iyi yaparsan mesela tüm kanallara aynı anda bi teaser atarsın şu tarihte şu saatte ekran başında olun felan herkez merak eder o zaman geldimi gene tüm kanallarda fragmanı döndür bakalım film rekor kırar

  3. Geri bildirim: Muhafazakârların Sinemayla İmtihanı | 2kere2beseder

  4. Geri bildirim: Bireysel Davanız Olsun | 2kere2beseder

  5. bence bunlar Türkiye de hayal çünkü ciddi bir bilim kurgu yapıtı üzerinde ciddi olarak emek zaman harcayacak gerçek oyuncuları yetiştirip yeteri kadar para harcayacak adam yok: neden ? bizim türk kültürü müsait değil hatta benim hayalim türkiyede ilk ciddi bilim kurgu filmini çekmekti ama biz türkler bilimi oyun olarak gördüğümüz sürece bir yere varamayacağız teknolojiyi hep dışarıdan alacağız ve dünya sinemasına ağzımız açık olarak uzaktan bakacağız. ( kimse alınmasın bunlar benim naçizane fikirlerim)

  6. türkiyede bilimkurgu çekilme ihtimal mi?….cevaplıyorum hemen…az sabredin şimdi cevaplıyorum….dur bi dakka cevap veriyorum….SSSSIIIIIIIIIFFFFFFIIIIIIIIIIIIIIRRRRRRRR ‘IN ALTINDA……

  7. Bilim kurgu sineması sadece para ve olanaklarla ile ilgili özdeşleştirilecek bir alan olduğunu düşünmüyorum. Popüler kültür sinemasının üstünde yapılan ütopik veya dispotik bilim kurgu filmleri mevcut, örnek vermek gerekirse rus sinemasında stalker, solaris bunlar dışında the man from earth, coherence gibi düşük bütçeli ve ciddi yapımlar mevcut. Bu konuda ciddi anlamda senarist ve yapımcı anlamında boşluklar olduğunu düşünüyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s