Y Kuşağı Aldatmacası

Full length of young men and women holding cellphoneGezi olaylarında herkes yeni bir kuşak tanımlamasıyla karşılaştı: Y Kuşağı

Y ve Z kuşak tipleri girişimcilik ekosisteminde sürekli işlenen bir konu olmasına rağmen aydınlarımız, akademisyenlerimiz ve politikacılarımız bu tanımlamaları yeni duydular. Bu da gösteriyor ki Üniversiteler başta olmak üzere sair Akademik ve Bilimsel kuruluşlar en son modern Sosyoloji Bilim’den fersah fersah uzaktalar. Yani ülkede bilimsellik olmadığı için meydan gazete köşelerine ve blogçulara kalıyor.

Y kuşağı 1981-2000, Z kuşağı ise 2000’den sonraki nesil olarak tanımlansa da bazıları Y kuşağını 1990’dan sonra tanımlarlar. Kanımca 1988 ve sonrası daha uygun olacaktır Y kuşağı tanımlaması için. Buradaki amaç Y kuşağının teknoloji tüketiminin doruk noktasındaki temsil vurgusudur. Yani Y kuşağını yaş aralıklarıyla tanımlamak yerine Digital Nesil tanımlaması ortak gören ön kabuldür.

Gezi olaylarında UStream’den kişisel canlı yayınlar, Twitter, Facebook, Instagram gibi yaygın sosyal medya kullanımı digital nesle tipik örneklerden. Digital nesli herkes biliyordu ama Y kuşağı tanımlamasını bizim Türk ana akım medyası yeni keşfetti. Yeni keşfetmenin vermiş olduğu ruh haliyle Y kuşağı için destansı yazılar yazıladursun mesele hiç te öyle iç açıcı değil halbuki.

Y kuşağı X kuşağının aksine (1960-1980) çocukluklarını tam yaşayamamış acınası bir nesildir. Misket, yakan top, istop, seksek, körebe, ip çekme, saklambaç, mendil kapmaca gibi oyunları söylediğinizde size bön bön bakan zavallı digital nesildir. Çocukluğunun en güzel yıllarını bilgisayar karşısında veya şimdi de cep telefonuyla tüketen nesildir bu kuşak. Her ne kadar gezi parkını savunsa da gerçek hayatta Bilgisayar veya Cep telefonu oyunlarını parkta gezmeye tercih eden nesildir.

En kötüsü de her istediği hep yerine getirilmiş, bir dediği iki olmamış, digital dünyasında arabaları, uçakları, savaş aletlerini, spor takımlarını istediği gibi yönetmiş bir nesildir. Bundan dolayı sabır duygusu gelişmemiş, en kısa zamanda her istediğine ulaşabileceğini sanan sanal bir gençliktir. X kuşağının 10 yılda tatmış olduğu hazzı, Y kuşağı  bir kaç aya sıkıştırabilmiştir. X kuşağının babasının bir göz ucuyla tırsıp hizaya geldiği zaman dilimleri geride kalmış, büyüklerine asi, itaatsiz ve şımarık bir nesil ortaya çıkmıştır ve adına da Y kuşağı denmiştir.

Özgürlük anlayışları bile ancak kendisini garantiye aldıktan sonra anlam kazanır. Özgürlük tanımlaması yaparken bohemlilik tanımlaması yaptığının farkında değildir.  Siz deyin digital nesil ben diyeyim hazcı nesil.

Uzun ömürlü aşk peşinde koşan X kuşağı türlü türlü acılardan geçerken, Y kuşağı aşkı bir dilim susamak olarak algılamış, her senede bir sevgili değiştire değiştire magazin dünyasına taş çıkartmıştır. Zira Y kuşağı için haz kısa süreli, değişken ve hiç bitmemesi gereken bir olgudur. Aşkı cep telefonlarındaki SMS’e sıkıştıran, Twitter’da mükemmel aşk profili çizen narsist bir nesildir. Bir şeyden hemen sıkılan, sürekli olarak canım sıkılıyor, ne yapayım diyen, uff pufflayan tuhaf bir nesildir.

Başta değindiğimiz gibi Y kuşağı ilk olarak Girişimcilik Ekosistemi tarafından dile getirilmiştir. Onların tüketim alışkanlıkları profil değişkenliklerine göre incelenmiş daha çok tüketmeleri için değişik girişimcilik teşebbüsleri teşvik edilmiştir. Yeri gelmiş yeni mobil oyun firmaları çıkmış, yeri gelmiş farklı mobil uygulamaları başgöstermiş, yeri de gelmiş korsan siteler bile mübah görülmüştür. Yeter ki kısa yoldan köşeyi dönsün.

Y kuşağına Girişimcilik Ekosistemi yeterli gazı vermesine rağmen, biber gazı da yetmezmiş gibi şimdilerde de ana akım medya tarafından gaz verilmeye çalışılıyor. Y kuşağı göklere çıkartılıyor, kutsanıyor, özgürlük savaşçısı ilan ediliyor. Daha henüz Üniversitelerde Sosyoloji Bilimi altında Akademik olarak işlenmemesine rağmen, herkes bu kuşağı tanıdığını iddia ediyor.

Bu kuşağı ne zaman tanıyacağız biliyor musunuz? Y kuşağı mezun olacak, iş hayatına atılacak, sanal dünyadaki hesap çarşıya uymayacak, sabır duygusuyla yetişmediği için bunalıma girecek. Dizilerdeki aşık olduğu ünlü ikonlar kaybolacak, geriye sadece Steve Jobs ve Marck Zuckerberg rol modelleri kaldığı için de hiç bir zaman kendisi olamayacak. Kentli ve çağdaş yapısıyla övülünen bu kuşağın evliliklerinden sonra boşanma sayılarındaki artışı gördüğünüzde de çekirdek aile yapısında ciddi erezyonlar başgösterecek. Y kuşağından toplum önümüzdeki 10 yıldan sonra ciddi bir yara alacak.

 

Suç X Kuşağında

Y kuşağının suçu yok aslında, asıl suç X kuşağı ve öncekilere ait. Yeni rol modellerine ihtiyaç duyan bu nesle örnek olamadık. Onların enerjilerini doğru yola kanalize edemedik. İhtiyaçlarını zamanında görüp müdahale edemedik. Onları ilimle irfanla yeterince doyuramadık ve ihmal ettik. Y kuşağının gezi olaylarında “Kahrolsun Bağzı Şeyler” sloganını ne kadar a-politik olduğuyla övündük ama asıl bunun onların içinde kopan fırtınaların dışa vurumu olduğunu anlayamadık.

Anlamayı bırakın, gezi olayları gösterdi ki onları dinlemiyoruz bile. Saygı, sevgi isteyen, beni kaale al diyen gençliği dinlemek bile lüks sayılır olmuş. X neslinin şiddeti Y nesline polisler aracılığıyla aktarılmış, siyasiler ile  sağlamlaştırılmış ve tarafgir toplum bireyleriyle de desteklenmiştir. Y kuşağını adam yerine koymayan bir toplum bunun acısını uzun vadede elbette tadacaktır. Şanlı Peygamberinin (s.a.v) sokakta oynayan çocuklara selam vermesi ve kuşu ölen bir çocuğa taziye ziyaretine gitmesiyle övünen bir Ümmet olduğumuz halde, kendi neslimize reva gördüğümüz bu kıyımın neticelerini elbette bir gün göreceğiz.

Yine de bilinçli ebeveynleri gördükçe Y kuşağının neleri başarabildiğini de gördüğümden tümden ümitsiz de değilim. Aşırı ironi yapmaya gerek yok. Ancak ne devletin eğitim sisteminde ne de ana akım medyada bu sorun görülmediğinden sağlıklı Y kuşağı yetiştirmek dolaçlama bir beceri haline geldi. Hoşgörü, sabır, sebat, empati değerlerini Y kuşağına aşılamamız için henüz geç te değil. Umarım bütün ebeveynler, Akademisyenler ve özellikle Devlet Yetkilileri bir neslin kayıp gitmesine seyirci kalmazlar.

Zaman Gazetesi Yazarı Hüseyin Gülerce bügün “Gezi Parkı’nın hikmeti ne ola ki?” yazısı yazmış ve Allah (c.c) ‘ın bize gezi olaylarıyla hikmet ve irfan planında bir şeyler göstermek istediğinden bahsetmiş. Şahsi görüşüm Mevla’mız bize bu nesli göstererek kırmızı alarm vermiş bulunuyor. Belki Gezi Parkı’ndan sonra barış gelecek, olaylar yatışacak, herkes rahatlamış olacak ama asıl meselenin bir nesil çatışması olduğunu İlahi bir işaret olarak anlayabiliriz. Sanki Kaderin Sahibi bize hazırlıksız yakalandığımız bu çılgın digitial çağda daha çok geç olmadan son bir uyarı daha veriyor. Sakının, sahip çıkın, acele edin diyor.

Y nesline sahip çıkılması gerekiyor, ilimle, irfanla donatmak gerekiyor. Anadolu’nun manevi değerlerini kazandırmak, maddi ve manevi doyurmak gerekiyor. Dünya muvazenesine talip bir ülkenin geleceğinde çok etkili olacak bir nesli baştan sona tekrar ele alarak yetiştirmek gerekiyor. Bunu yapabildiğimiz takdirde Y Nesli dünya sahnesinde sizin hayalinizin ötesinde başarılara imza atacaktır, bundan hiç kuşkunuz olmasın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s