Girişimcilikte Ego Faktörü

elifİnsana geçici süreliğine emanet olarak verilen ego (enaniyet, ene, benlik) yanlış kullanıldığında girişimcilikte beraberinde ciddi zararlar getiriyor. Doğru anlaşıldığında ise girişimciye hız kazandıran en önemli şeffaf araçlardan birisi haline geliyor.

Ego pek çok bilim dalı tarafından halen tartışılan bir konudur. Ortak kanı ise egonun varlığı ve kullanımına göre getirdiği sonuçları. Ego aşırı sahiplenince sahibini dış dünyaya kapattığı gibi doğru kullanıldığında da hem kendisini hem de kainatın müthiş gizemlerini açabilen sıradışı bir anahtar olabilmektedir.

Bundan dolayı girişimcilerin en çok zorlandıkları kısım kendi egolarını yönetememeleridir. Ego başarı için doğru yönetilmesi ve konumlandırılması gereken en etkili araçlardan biri olduğu için  mahiyeti ve konumlandırılması konusunda kafa karışıklığı vardır.

Eğer insan ne kadar küçük ve aciz bir varlık olduğunu, kainatın ise ne kadar büyük ve ihtişamlı yaratıldığını anlarsa kendisini ona göre de konumlandırabilir. İnsan gerçekten aciz yaratılmıştır. Ufak bir hastalıkta, ayrılıkta, ölümde ruhen ciddi anlamda sarsılmaktadır. Beş dakika lavobada ihtiyacını karşılayamadığında çatlayabilecek donanıma sahiptir.

Trilyonlarca hücresinin içinde gerçekleşen harikulade kimyasal ve biyolojik reaksiyonlarından bihaber bilinçsizce yaşamaktadır. Eliyle ne yeri yarabilir, ne de göğe uzanabilir. Zıpladığında çıkabileceği yükseklik hemen hemen bellidir, ihtiyaçları sınırsızdır. En önemlisi de ortalama 60 yıllık geçici bir hayatı hiç ölmeyecek gibi gafilce yaşamaktadır.Yani kendi ölümü olsa bile unutma hastalığı onun en büyük zaafıdır.

Bu kadar küçük ve aciz olduğu halde etrafındaki muhteşem tabiat, okyanuslar, dağlar, gezegenler, yıldızlar ve galaksiler bir o kadar kendisinden büyüktür. Hacim olarak kainatın içinde zerrenin zerresi hükmündedir. Bundan dolayı bu kadar büyüklüğü kendi küçüklüğüyle kıyas yapabilmesi için kendisine Ego emaneten verilmiştir. Ta ki kendi küçüklüğüne bakarak karşılaştırma yapsın, bir dürbün gibi etrafı izlesin, kainatın gizemlerini çözsün, bütün bu muhteşemliği gerçek Sahibi’ne atfetsin. Koskoca kainatın büyüklüğünü kavrayabilmesi ancak kendi küçüklüğünü ve acziyetini karşılaştırabilmesiyle mümkündür çünkü.

Ego Aynen bir Elif gibi ا, insanın içinde ip inceliğinde bir çizgidir. Bu çizgiyi kalınlaştırmak, şişirmek veya inceltip düzlemek kendi insiyatifindedir. Acziyetini, sonsuz ihtiyaçlarını görüp kabullendiğinde Elif ا incelecek, elinde bir dürbün haline gelecek ve kainatı seyre doyamacaktır. Büyüklük taslayıp acziyetini inkar ettiğinde de ا kalınlaşacak, vücudunu kaplayacak ve o kadar şişecek ki kendi ayak ucunu bile göremeyecek hale gelecektir.

Gelelim girişimcilik konumuza. Girişimcilik haddi zatında bir ruhsal yolculuktur ve Ego girişimci için en büyük imtihandır. Onu şişirdikçe dışarıya kapalı hale gelecek, kendi fikrine aşık olacak, kritiğe kapalı olacak, fikrinin eşsiz olduğunu iddia edecektir. Hatta biraz daha ileri giderek fikrinin şimdiye kadar başkası tarafından kesinlikle düşünelemediğini bile iddia edecektir. En kötüsü de yolunacak bir yatırımcı arayacak çünkü ona göre böyle bir mükemmel fikir için hemen bir yatırımcı gereklidir. Kendisi her zaman mükemmeldir, eleştirilmesine gerek yoktur, onun için yatırımcıyı baştan haketmiştir.

Şişirilmiş Egonun girişimcide yol açtığı tahribat bununla da sınırlı değil tabi ki. Ego kalınlaştırılıp Ben’e dönüştürüldüğü için, yani bütün iyilikleri, harikuladelikleri sadece kendisinde görebildiği için bencil lakabına hak kazanacaktır.

Sadece kendisi başarılı olmalı, sadece kendisine ödül verilmeli, TV’ler kendisinden bahsetmeli, onun başarısı herkesin kulağında olmalı. Böylelikle zincirleme kazasına uğrayacak ve başkasının başarısını çekememe, başkalarını aşırı eleştiri, sabırsızlık gibi değişik hastalıklara da yakalanacaktır. En kötü hastalığı da ne olacak biliyor musunuz, aşırı derecede hızlı gaza gelecektir. Facebook’un hikayesini duyduğunda hemen onun gibi olmak isteyecek, Silikon Vadisinin baş döndürücü milyon dolar hikayelerinin büyüsüne kendisini fazlasıyla kaptıracaktır.

Halbuki kendisini sıfırlayıp Elif gibi ا olsaydı  kendisine gizemlerin kapıları sonsuza kadar açılacaktı. Elif ا bir yandan kendisine anahtar olup dışarıdaki dünyanın tılsımlarını açacak diğer taraftan da bir dürbün olup her türlü gizemi oturduğu yerden temaşa edebilecektir. Her girişimciden önemli şeyler öğrenecek kendi eksikliklerini kapatabilecektir. Fikrini gerekli insanlara anlatıp şekillendirebilecek, son sözü kendisinin değil dışarıdaki müşterinin, kullanıcının söylediğini herkesten evvel kavrayacaktır.

Böyle bir girişimci çok esnek olacak, dışarıya açıldığı için manevra kabiliyetine ulşacak ve ihtiyaç duyduğunda refleks kasını kullanıp yol kıvrımlarından uçurumlara düşmekten kendisini koruyabilecektir. Evet gerektiğinde bebek gibi büyüttüğü fikrini bile baştan sona değiştirebilecek, teyit edilene kadar aktif sabırla bekleyecektir. En önemlisi de başarıya ulaştığında bile CEO’luk makamını hizmet makamı olarak görecek, kendisini tekrar sıfırlayabilecektir. Para, makam onu hiç bir zaman şımartamayacak ve emanetinin hakkını yerine getirmiş olacaktır.

Önemli projelere başkoymuş ve Türkiye başta olmak üzere dünyayı değiştirmeyi gaye edinmiş değerli Türk girişimcisi, ilk önce yatırımcıdan, Silikon Vadisinden, fikirden başlamak yerine kendinden başlayabilirsin. Benlik duygularından sıyrılıp elindeki ip ince dürbünle evrenin gizemli kucağına kendini atabilirsin. Unutma ki Elif gibi ا dosdoğru ol dememişler boşuna, bu işin ortası yok zira.

2 thoughts on “Girişimcilikte Ego Faktörü

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s