Girişimciler için James Bond Modeli

James-Bond-LogoJames Bond filmlerini hepimiz biliriz. Hollywood 30 yıldır farklı oyuncularla durmadan benzer senaryoları kullanarak çekip duruyorlar.  Aslında James Bond’un en sevdiğim yönü bizim gibi girişimci gençlere dersler içermesidir.

İlk öncelikle James Bond devletin istihbarat birimine bağlı bir ajandır. Böyle olunca ithiyaç duyduğu alet, adevat ne varsa kendisine temin edilir. Çok sıkı bir eğitimden de geçirildikten sonra görevini ifa etmeden hemen önce çılgın bir bilim adamının labaratuarını ziyaret eder. Klasik senaryoda kendisine oradaki en son nesil silahlarını, aletlerini, arabasını tanıtan bilim adamı eşlik eder. Çoğu zaman bu ikili arasındaki bu diyalog mizah içerir ve seyirciyi eğlendirir.

Filmin ileriki sahnelerinde James Bond’un ne tür silahları kullanacağını bildiğimiz halde nasıl kullanacığını merak ederiz. Derken James Bond sahaya çıkar, risk alır, meceraya atılır ve kötü adamların peşinden ne pahasına olursa olsun kovalamaca başlar.

Filmde bizi asıl heyecanlandıran James Bond’un sahada nasıl mücadele ettiğidir. Her türlü tehlikeyi korkusuzca aştığından onun kahramanlığına kilitlenir ve filmden zevk alırız. James Bond macerasında kendisine verilen sofistike silahları da kullanarak filmin başıyla sonu arasında bir bütünlük kurulur.

Kanımca James Bond aslında bir girişimcidir. Kimlerle mücadele edeceğini bilir ama ne gibi tehlikelere maruz kalacağını sahada öğrenir. Her türlü arabası, silahı, bilgisayarı olmasına rağmen asıl güvendiği şey kendi yüreğidir. Kimi zaman yüksek binalarda düşmanını kovalar, kimi zaman elindeki silah istediği gibi çalışmaz, kendisi bir çaresini bulur, kimi zaman da çalıştığı takım arkadaşlarını bile kaybeder.

Yine de yılmaz, görevine devam eder. Gerektiğinde dövüşür ve kaslarını çalıştırmayı da ihmal etmez. Yani kendisine verilen bütün aletleri bir araç olarak kullanır ama onlara tamamen güvenmez. Gerçekten güvendiği şey korkusuz yüreğidir. Hemen sahaya çıkan bir aptal hiç değildir. Sahaya çıkmadan önce gerekli yetenekleri kazanarak çıkar. Kendisini yetiştirmeden sahaya çıktığında nasıl avlanacağını çok iyi bilir. Kafasında tek bir şey vardır o da görevi. Yaralandığı da olur, bir kadınla imtihan edildiği de olur, dayak yediği de olur ama hiç birine takılmayarak bir şekilde mücadelesine devam eder.

James Bond günümüz girişimcileri için çok tipik bir modeldir. Risk sermaye şirketleri, melek yatırımcılar, startup weekendler, boot campler, devlet yardımları, Üniversite imkanları derken girişimciler asıl zaman geçirmeleri gereken sahayı ihmal ettiklerinden dolayı James Bond modelini hatırlatmayı uygun buldum.

Şu anda dünya üzerinde girişimcilik artık bir akıma dönüşmüştür, insanlar felsefesini bile yazmaya başlamıştır. Başarı hikayelerini anlatıp işin Edebiyatını yapanlar bile para kazanır duruma gelmiştir. Bütün bunlardan etkilenen gençler girişimciliğin sahada kazanılması gereken bir mücadele olduğunu unutmuşlardır.

Girişimciler odaklarını kaybedince, sahanın önemini hatırlatmak için Amerika’dan Lean Startup (Yalın Girişim) modeli çılgınlar gibi bütün dünyaya yayılmıştır. Halbuki bu durum tilkinin dolaşıp geldiği yer kürkçü dükkanıdır veya evdeki hesap çarşıya uymaz atasözlerimizin bir yansımasından ibarettir.

Girişimcilik zaten hep böyle bir şeydi, hiç bir zaman sadece masa başında çalışılarak kazanılan bir şey değildi. Masada veya labaratuarda üretilen ürünler, aletler hedefine ulaşmak için bir araç olmaktan öteye hiç geçmedi. Bundan dolayı girişimci için müşteri geri bildirimi her şeyden daha önemliydi. Girişime başlarken bile bu en önemli şeydi. Bundan dolayı müşteri veya kullanıcı geri bildirimi ve ihtiyaçlarıyla başlamayan her türlü girişim müşteriyle ilk temasta tuz buz oldu.

Evet sahada yüreğine güvenen girişimciler her zaman daha başarılı oluyordu ve bu kural hiç değişmedi zaten. Günümüzde sadece teknolojinin iletişim imkanlarının gelişmesiyle format değiştirdi o kadar. Elindeki girişimi müşteriyle bir an önce test etmeyen, kullanıcının geri dönüşümüne göre tasarlanmayan her girişim tarihe karıştı.

Bundan dolayı sahada sıcak temasla yüreğini ortaya koyan girişimcileri de arar olduk. Son zamanlarda sadece yatırımcısına güvenen, parayla girişiminin hemen başlayabileceğini düşünen girişimciler fazlaca türediğinden  eski nesil girişimcileri bile özler olduk.

Hiç yenilikçi bir şey ortaya koymayıp sadece dışarıdan kopyala yapıştır zihniyetindeki girişimcilerden de çok yorulduk. Sırf bu insanlardan dolayı girişimciliğin gerçekten ne olduğu ile ilgili modeller birden bire türeyiverdi.

Siz deyin Yalın Girişim ben diyeyim James Bond modeli.

2 thoughts on “Girişimciler için James Bond Modeli

  1. Çok güzel bir yazı olmuş. Girişimcilerin ortak sorunu çabuk vazgeçmesi ve öz güven eksikliği diye düşünüyorum. Özellikle çevresel baskılara yenik düşmüş sonuna kadar savaşmamış girişimciler çok.

  2. Çok güzel bir yazı olmuş. Girişimcilerin ortak sorunu çabuk yılmak ve öz güven eksikliği. Çevresel baskılar sonucu girişimini sonuna kadar götüremiyor ve ilk denemesinde tepkileri görerek mücadele etmeden vazgeçiyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s