İçeriğe İnanan Lider İhtiyacı

content_is_king1Bloğumu takip edenler içeriğe inanmakla ilgili yazılarımı iyi bilirler. Bir senedir hemen hemen pek çok yazımda bu hususu dile getiriyorum. En son Radikal’de çıkan “Tablet sınıfta kaldı” haberi bir kez daha bu inancımı pekiştirmiş bulunuyor. Zira habere göre içerik zayıflığı yüzünden Devletin Fatih projesi kapsamında dağıtmış olduğu tabletler eğitimde beklentiyi karşılayamamıştı.

Habere göre ‘problem çözme’, ‘dili etkili kullanma’, ‘sorgulama’, ‘yaratıcılık’, ‘eleştirel düşünme’, ‘hayat boyu öğrenme’, ‘bilgi okuryazarlığı’, ‘sosyal sorumluluk’ ve ‘takımla çalışma’ becerilerinde olumsuz sonuçlar alınmış ve tabletin bunlara hiç bir katkısı olmamıştı. Tabletin tek katkısı ‘teknoloji okuryazarlığı’ becerisinden öteye gidememişti.

Başbakan’ın Popülist Çıkışları yazımda Fatih projesi ile ilgili endişelerimi dile getirmiştim. Bu projenin çok hızlıca, içerik oluşturulmadan, alacele siyasi kaygılarla hayata geçirildiği ve eğitimde beklentiyi karşılamayacağını iddia etmiştim. Radikal’in haberine göre yapılan anket ve alınan sonuçlara göre endişelerim maalesef haklı çıktı.

Türkiye’de yıllardır kolaycılık zihniyeti hakim. Kısa yoldan, bir işin iskeletini oluşturmakla teknolojinin, tekniğin ülkemize geldiğini sanan liderlerimiz oldu. Arabanın motorunu yapmaktansa onun kaportasını, egzosunu yapmakla uğraştık. Bilgisayarın işlemcisini üretmektense yıllarca PC satan işletmelerimiz oldu. Bugün dünyada hiç bir büyük markamız yok. Yurt dışında dönerden, baklavadan başka yabancı arkadaşlarıma gururla gösterebileceğim hiç bir Türk markası yok.

Ben bu durumun vizyoner liderlik ihtiyacından kaynaklandığını düşünüyorum. Özellikle içeriğe inanan liderlik ihtiyacının bütün bu sorunların ana kaynağı olduğunu düşünüyorum. Rahmetli Özal’da bu vizyon az çok vardı ancak sonrasında bu vizyon akim kaldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da “Koç” gibi arabamız olsun vizyonundan daha ileriye gidemedi.

Liderliği sadece hitabet, diksiyon, ikna kabiliyeti, takım becerisi ve cesaret gibi kavramların etrafında tanımladık. Kendi içeriğine iman derecesinde inanan liderlik özelliğini ise hiç konuşmadık. Liderliği kendi arabamız, uçağımız, helikopterimiz olsun telkinlerinden ibaret sandık. Ulaştırma araçlarınının iç donanımını yine dışarıdan ithal ettik. Zaten bütün bunlara da kendimize ait üretim modeli olmadan yapmaya başlamıştık.

Kendi içeriğine inanmak kendine inanmakla eşdeğerdir. İçeriğe inanmak kendi insanına olan güveni simgeler. Kendi değerlerinin etrafında, kendi nesline ve kültürüne uygun içerik oluşturmak veya varolan içeriklerini modern hayata uydurmak, konumlandırmak ve satabilemek tamamen bir liderlik meselesidir.

Nasrettin Hoca da bir Dünya Starı olabilir dendiğinde nasıl yani demeyecek bir liderlik, MENA dendiğinde orası neresi demeyecek çağdaş bir liderlik,  Oscar törenini izlerken bizim de büyük bir sinema ekosistemimiz olabilir diyenlere “o sıkar” demeyecek bir liderlik ve devir yerel girişimcilik devri dendiğinde tabii ki deyip bir kenara çekilmeyecek bir liderlik, genç neslin girişimciliğini sürdürebilir kılmak için start-up (Yeni Girişim) kültürü dendiğinde bön bön bakmayacak bir liderlik.  Böyle bir liderlik Türkiye’de kesinlikle yok.

Sinemayı ele alalım, kendi ekosistemimizi oluşturmamız için gerçekten de ille de teknolojiye mi ihtiyacımız var. Mesela Türkülerimizin her birinin arkasında acıklı bir hikayesi var, benim güzel Anadolu insanımın girişimcilik hikayeleri var, tarihimizin hikaye zenginliğini sayamakla bitiremezsiniz zaten. Şimdi bu hikayeleri modern formatlarda filme çevirip dünyaya satamayışımız teknolojiyle ilgili bir husus mu? Öyle olsa bile şimdiki imkanlar eskisine göre daha çok değil mi?

Bunun açıklaması bence yetersiz liderlik ve varolması gereken ekosistemin oluşturulması için yetersiz vizyondan başkası değil. Tabii ki hikayeyle bitmiyor iş, halen senaryoyla birlikte film öyküleme tekniğini tam kavrayamadık. Yerel bir hikayeyi herkesin anlayabileceği bir formata çevirebilecek modellerden haberdar olduğumuzu da zannetmiyorum. Senaristlerin geçim derdine girmeden hikayelerini yazabilecekleri akademi projesi olduğunu da zannetmiyorum. Her şey senaryoyla başlar yerine her şey senaristle başlar mantığı da halen hakim değil. Ancak bütün bu sorunlar çözülmeyecek problemler de değil. Bunlar içeriğe inanmış vizyoner liderlerle rahatlıkla çözülebilecek meseleler. Yoksa Arap’lara dizi satıyoruz diye kendimizi kandırmaya devam ederiz.

Vizyoner liderlik bence bir tercihtir yoksa gözüktüğü gibi afaki bir özellik değildir. En basitinden İspanya’nın eski faşistlerinden Franco’nun dev bir futbol endüstri sektörünü oluşturabilmesi bile başlı başına ele alınması gereken tarihsel  liderlik örneğidir. Her ne kadar halkına uyku tulumu olarak siyasi gayelerle şimdiki dev İspanya futbolunun temellerini atmış olsa da, buradaki gerçek bu işin arkasında ne kadar durduğudur. Yani bir ekosistemin oluşması için çok iyi bir lider olmak ta gerekmiyor, arkasında sımsıkı bütün imkanlarla durması ve takip etmesi yetiyor. Bugün Real Madrid ve Barcelona takımları dünyanın en büyük futbol kulüpleriyseler ve onların futbolunu adım adım takip ediyorsanız, bunu ister beğenin ister beğenmeyin faşist bir liderin katkısına borçlusunuz.

Ecnebilerde “content is king” kavramı çok yaygın, yani içerik kraldır, başka bir deyişle içeriğiniz varsa kral sizsiniz anlamı çıkıyor. Bütün sektör aslında içerik etrafında yürür demek bu. Amerika’daki dev sinema ve müzik sektörleri ise artık “context is king” kavramına geçtiler. Yani anlamlı, filtreli ve yararlı içerikler artık kraldır çünkü içerik artık o kadar çok ki müşteriler içeriğin en kalitesini talep ediyorlar.

Biz halen “content is the king” kavramına bile geçemedik, başkası işin anlamına, felsefesine geçmişken biz henüz içeriğin kral olduğunu bile kabul etmiyoruz. Belki de içeriğin kral olduğunu kabul ediyoruz ama işimize gelmiyor. Bunu kabul ettikten sonra başlıyor asıl mesele. İçeriğe iman eden liderler görebilmek dileğiyle.

3 thoughts on “İçeriğe İnanan Lider İhtiyacı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s