Yurt Dışında Oscar İzlemek

oscar_2013Şu ana kadar Oscar ödül törenlerini baştan sona kadar hiç izlememiştim. Türkiye’de bulunduğumda saat farkından dolayı zaten izleme şansım çok olmuyordu ve şimdiki gibi ilgili de değildim. Bu yıl bir değişiklik yapıp (2013) izlemeye karar verdim. Hem gittiğim filmlerin hem de sevdiğim oyuncuların Oscar adayı olduğunu görünce dayanamadım ve ilk defa hayatımda bir Oscar Akademi ödül törenini etraflıca izleme imkanı buldum.

85. Oscar Akademi Ödülleri bu sene çok büyük bir sürpriz yaşatmadı. Sonuçları hemen şöyle özetleyebiliriz:

(Aşağıdaki liste http://www.havlayankirpi.com/2013/02/2013-oscar-odulleri-kazananlar-sonuclari.html sitesinden alınmıştı)

En İyi Film: Argo
En İyi Yönetmen: Ang Lee (Life Of Pi)
En İyi Erkek Oyuncu: Daniel Day-Lewis (Lincoln)
En İyi Kadın Oyuncu: Jennifer Lawrence (Silver Linings Playbook)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz (Django Unchained)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Anne Hathaway (Les Misérables)
En İyi Uyarlama Senaryo: Argo (Chris Terrio)
En İyi Orijinal Senaryo: Django Unchained (Quentin Tarantino)
En İyi Yabancı Film: Amour
En İyi Görüntü Yönetimi: Life of Pi (Claudio Miranda)
En İyi Sanat Yönetimi: Lincoln
En İyi Animasyon: Brave
En İyi Animasyon (Kısa Metraj): Paperman
En İyi Belgesel (Kısa Metraj): Inocente
En İyi Kısa Film: Curfew
En İyi Müzik: Life of Pi (Mychael Danna)
En İyi Şarkı: ‘Skyfall’ (Adele, Skyfall)
En İyi Görsel Efekt: Life of Pi
En İyi Kurgu: Argo
En İyi Ses Miksajı: Les Misérables
En İyi Ses Kurgusu: Zero Dark Thirty – Skyfall
En iyi Makyaj: Les Misérables
En İyi Kostüm: Anna Karenina
En İyi Belgesel: Searching for Sugar Man

Favorilerim Christoph Waltz, Anne Hathaway, Jennifer Lawrence, Ang Lee ve Quentine Tarantino gibi isimlerdi ve hepsi kendi dallarında ödüllerini aldılar ve benim gibi sinema severleri mutlu ettiler. Ödül töreninin formatı beni şahsen çok etkiledi. Her konuşmacıya verilen 1 dakikalık süredeki ciddiyet, Les Miserable’daki oyuncuların filmdeki gibi canlı müzikal performansı, eski Oscar’lı oyuncuların sunumları, Adele’nin Skyfall şarkısı gibi içeriklerle dünyaca izlenen bir şovda seyirciye doyumsuz dakikalar yaşattılar.

Oscar törenlerinden önce bilirsiniz, özellikle bayan oyuncuların elbiseleri kırmızı halıda detaylı incelenir, ellerindeki çantadan giydikleri ayakkabılara kadar yorumlar yapılır. Sosyal medyanın da etkisiyle başta Twitter olmak üzere törenin tartışılmayan inciği boncuğu kalmaz. Evet bu defa da öyle oldu, internet siteleri moda yorumlarıyla dolup taştı özellikle bayanlar tarafından. Buse Terim‘i Twitter’dan takip ederken hangi ünlü oyuncunun ne marka giydiğini öğrenmek te benim için çok farklı bir tecrübe oldu. Sanki benim için çok önemliymiş gibi 🙂 .

Törende beni en çok üzen şey başarılı bayan oyuncu Jennifer Lawrence‘in ödülünü almak için gittiğinde merdivenlerde hafif sendeleyip düşmesiydi. Bir insanın hayatının en güzel anında başına gelebilecek son derece talihsiz bir andı. Ödülünü almaya gelen başarılı oyuncuların doğallığı da dikkatimi çekti. Başarının doğallıkla ilgili olduğunu bir kez daha müşahade ettim ve ecnebilerin “be yourself” telkini beynimin bütün hücrelerinde zonkladığında doğallığın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım.

Ödül sahiplerinin samimi ve mütevazi konuşmaları da geceye damga vuran başka güzel anlardandı. Ben Affleck‘in yönettiği Argo filmi en iyi film ödülünü aldığında da sahnede yaptığı mütevazi ve heyecanlı konuşması insanları etkilemeyi başardı. Yalnız İran’ı kötüleyen bir içeriğe sahip olduğu için de bazı eleştirmenler tarafından da siyasi olarak algılandı. Zaten ödülü açıklamak için Beyaz Saray’da First Lady Michelle Obama’ya canlı bağlandılar. Her ne kadar siyasi dense de en başarılı uyarlama olduğu için de filmin birinciliği teyit edilmiş oldu.

Hollywood gerçekten ilginç bir dünya. Mütevazilik, doğallık ve ciddiyet bir araya geldiğinde başarının anahtarlarını göstermesi açısından da kayda değer. Halbuki Oscar Akademisi ödül töreni dendiğinde kırmızı halı, kibirli kıyafetler, ödüller gibi mütevaziliğe zıt temalar akla geliyor. Bu kadar zıtlığı içinde barındırdığı için zaten ilginç bir dünya. Başarı zıtları aynı anda dengeleyebildiğiniz, fiziken popülist, kalben mütevazi tarafı seçtiğiniz hayat biçimidir.

Aynı zamanda eğlence dünyasının hakkını vererek tamamen insanı eğlendirmeyi odaklandıkları için de başarılı olduklarını düşünüyorum. Bizim gibi Altın Portakal’da siyasi demeçler veren oyuncuları veya yönetmenleri yok. Amerikalılar siyasi yönlerini yaptıkları sanatla ortaya koyuyorlar zaten. Bizdeki gibi kalp soldan atar gibi saçma sapan argümanları ödül sırasında dile getirmiyorlar. Bu yıl Lincoln, Les Miserables, Argo, Zero Dark Thirty gibi filmlerin Oscar adayı gösterilmesi de içinde kendilerine ait siyasi ve kültürel değerleri ifade ediyor.

Derken Oscar Töreni bitti, ben de bu ödülü izlemenin zevkiyle televizyonu kapattım ve İnternet’te Türk haberlerini açtım. Haberlerde Türk Kürt tartışmasından tutun İmralı’ya ziyaret gibi siyasi konular vardı. Saat farkından dolayı pek çok site Oscar törenini henüz haber yapmamıştı. İnanın o kadar çok siyasi içerikli haber vardı ki içim daraldı, ruhumu karanlıklar sardı. Ne güzel farklı bir alemde bize Sinema’da güzel duyguları yaşatan başarılı insanların ödül törenini güzel bir şov eşliğinde izlemiş ve rahatlamıştım. Arkasından Türk haber sitelerini karıştırmam büyük bir hata idi.

İşte yurt dışında yaşayan Türk’lerin böyle bir duygusal gel gitine maruz kalması çok sık rastlanan bir durumdur. Böyle bir ruh haletinde Ülke olarak daha çok fazla yol katetmemiz gerektiğini daha iyi anlıyorsunuz. Kendi ülkemi küçük görmek gibi bir amaç gütmüyorum elbette ama bu geri kalmışlığı birebir ispatını duygusal olarak aynel-yakin yaşadığınızda üzüntüye garkoluyorsunuz.

Saat geçti zaten, sinirden haber sitelerini hemen kapatıp yukarıdaki ruh halimle uykuya dalmadan önce hayallere daldım. Keşke bizde de kendi duygu ve düşüncemizi anlatan filmler yapılsa, bunları dünyaya pazarlayabilsek, insanlar oyucunlarımızı konuşsa, popüler kültürü kendi çizgimizde biz de heceleyebilsek, biz de zaman zaman mütevaziliğimizi gösterip boynumuzu eğebilsek, bazen de kırmızı halılarda en son moda tasarımlarıyla göz doldursak, bütün dünyayı eğlendirebilsek ve başarının haklı gururunu abartmadan yaşayabilsek gibi keşkelerle farklı dünyalara daldım.

İnsan kendi ülkesinde de eğlence sektörünün gelişmiş olmasını arzu ediyor. İnsan Kıvanç Tatlıtuğ, Tuba Büyüküstün, Kenan İmirzalıoğlu, Bergüzal Korel gibi yeteneklerin sadece bölgesel değil aynı zamanda bütün dünyada tanınmış olmasını istiyor. İnsan kendi ülkesinden de büyük yönetmenlerin, yapımcıların çıkmasını arzu ediyor. Hayal işte, hayal etmekten kendinizi alamıyorsunuz.

Hayalinizde devlet büyükleriyle konuşuyorsunuz. Onlara böyle büyük bir sektörün oluşması için yalvarıyorsunuz. Milyar dolarlık bir ekosistemin oluşması için şuna buna ihtiyacımız var, platolara ihtiyacımız var, yeni pazarlara ihtiyacımız var, ajanslara, sanat ruhunu işleyen eğitim sistemine, güçlü yabancı dil eğitimine, büyük oyunculuk akademilerine, uyarlamasını yapabileceğiniz romanlara ihtiyacınız olduğunu anlatıyorsunuz. Bütün bunlar olunca belki bizim de dünyaya satabileceğimiz bir içerik ekonomimiz olur diye dert yanıyorsunuz.

Yatmadan önce yatakta hayalinizde canlandırdığınız bütün bu isteklere şu anki dinazor devlet adamlarından tek bir cevap alıyorsunuz: “O sıkar” işte.

One thought on “Yurt Dışında Oscar İzlemek

  1. Geri bildirim: İçeriğe İnanan Lider İhtiyacı | 2kere2beseder

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s