Başarının Kutsanması

joyBaşarının kutsanması narsist çağımızın en büyük hastalıklarından birisidir. Genellikle medya tarafından insanların zihinlerine pompalanan modeller zamanla ikon haline gelir. Toplum tarafından takdir görülen ikonlar özellikle gençler tarafından idole dönüştürülerek onun gibi olduğunda aynı şekilde kutsanacağına inandırılır.

Toplum iş, spor, siyaset ve medyadaki isimleri başarılarına göre kutsayınca, bireyler mutlak mutluluğun bu yolun sonundaki başarıya göre elde edeceklerine inanırlar. Bu inanç aksiyona dönüşür ve “şöhret-perestlik”, “para”, “alkış” için büyük bir mücadele başlar. Popüler kültür haberlerle, filmlerle bu işi öyle abartır ki gösterilen hedeflere ulaşmak için insanlar varını yoğunu harcayarak büyük bir enerji harcarlar.

Şunu kabul edelim ki, hepimizde bu durumdan etkilenme durumları olmuştur. Başarılı birini gördüğünüzde acaba ben de yapabilir miyim veya keşkeyle başlayan cümleler kurmuşsunuzdur. Buraya kadar özentide sorun yok aslında. Hayırda yarışınız felsefesine sahip değerleri olan bir toplum olarak sanatçı, sporcu, iş adamı, girişimci, sanatçı, siyasetçi olmak istemekten daha doğal bir şey olamaz.

Buradaki sorun bu türlü hedeflerin toplum tarafından aşırı kutsanması ve bireyler tarafından bunun bilinçsizce kanıksanmasıdır. Böyle bir durum fertlerin tutkularının peşinden koşmak yerine toplum tarafından yüksek değer atfedilen hedeflere odaklanılmasına yol açar. İnsanlar sevdiği şeylerin peşinden koşmak yerine toplum tarafından onaylanmak için gençliklerinin en güzel yıllarını bozuk para gibi harcarlar.

Dizi oyuncuları, futbolcular, büyük şirket kurucuları, film oyuncuları, şarkıcılar, türkücüler derken bu alanlarda yetenekleri olmayanlar bile deli bir idealin peşinden yıllarca koşarlar. Yeteneklerini kendi sevdikleri alandan ziyade çevresel faktörlere göre yönlendirdiklerinden dolayı riyaya kolayca girerek başarısızlığın getirmiş olduğu hayal kırıklığını derinlemesine yaşarlar.

Bugün gerçekten de Türk toplumu olarak başarıya o kadar açız ki. Büyük devletler kurmuş, başarıdan başarıya koşmuş şanlı Türk milleti son üç asırdır dünya müvazenesinde çok geride olsa da kitlesel iletişim araçları vasıtasıyla günümüzde bu eksikliğini derinlemesine daha çok hissetmektedir. Gerçekten de kendi güzel vatanımdan bir şeyleri başarmak için çok hevesli, başarıya ulaşmak için değişik yollar, yöntemler arayan çok arkadaşım oldu. Medyanın da körüklemesiyle başarı eşittir mutluluk formülüne inanan yüzlerce insan gösterebilirim size.

Şöyle çevrenize iyi bakın, dersanelerin tıklım tıklım olması, girişimcilikten tutun kişisel gelişime kadar her türlü kursa gidenlerin çokluğu ve ailelerin çocuklarının eğitimi için milyarları harcamaları Türk toplumundaki başarma arzusu değil de nedir. Ben olamadım bari çocuğum olsun arkasında sadece çocuk sevgisi yoktur, aynı zamanda kendisinin yaşadığı hayal kırıklığını çocuğunun yaşamaması için gösterilen meşru bir gayret vardır. Siz halen Türk milleti dizi izlemekten başka bir şey bilmiyor diyorsanız çok yanılıyorsunuz. Televizyon’da başka seçeneği olmadığı için izliyor yoksa gerçek tercihi olduğu için değil.

En basitinden geçen hafta TV8 deki “bir fikrin mi var” yarışma programı bunun ispatıdır. LabX Melek Yatırımcı Ağı kurucusu ve ortağı olan Fuat Sami önderliğinde gerçekleşen “bir fikrin mi var” yarışması haftalarca sürmüştü. Yarışmadan birbirinden değerli girişimciler keyifli jüri karşısında fikirlerini sunmuş ve dereceye girenlere finalde yatırım desteği sunulmuştu. İlginç olan şey programın Finali yayınlanırken en iyi dizilerin saatine denk gelmesine rağmen reytingde birinci gelmesiydi.

Fuat Sami farkında mı bilmiyorum ama “bir fikrin var mı” yarışmasıyla aylarca süren “Muhteşem Yüzyıl” dizisinin yol açtığı etik tartışmaya çok farklı bir boyut getiriyordu. Diziyi acımasızca eleştirenler daha iyi bir alternatif koymadıkları halde, “bir fikrin mi var” girişimci yarışması Türk milletine yakışır iyi bir alternatifin ispatıydı. Demek ki Türk halkı gerçekten de girişimcilik yarışmasını 4 saat boyunca izlemeyi tercih etmiş, sonra hızını alamamış ve tekrarında da bir 4 saat daha izleyerek ilk defa Türk yarışmaları tarihinde bir rekor kırmıştı. 8 saat boyunca başka diziler nal toplamış ve Türk halkı gizli kalmış özlenen gerçek yüzünü ortaya çıkarmıştı.

Dizileri eleştirmek yerine daha iyi alternatifler üretmek adına daha önce yazdığım yazımda bazı hususları dile getirmiştim, onun için tekrar etmeyeceğim. Yalnız burada Fuat Sami bize Türk halkının başarıyı ne kadar çok istediğini, sevdiğini ve en çok sevdiği dizileri bile izlemekten vazgeçtiğini göstermiş oldu. Bundan dolayı kendisine çok teşekkür ederim çünkü bloglarımda hep bu hususu dile getirmeye çalışmıştım.

Evet bizler başarıya kurt gibi açız, artık bizler de yeni işler kurmak istiyoruz, bizler de yeteneklerimizi keşfetmek istiyoruz, bizler de artık dünyayla rekabet etmek istiyoruz. Bu açlığımızı giderecek girişimci programlarına, motivasyona, yatırımlarına, imkanlarına ihtiyacımız var.

Dünya değişiyor artık, Orta Doğu yeniden şekilleniyor, MENA gibi yeni pazarlar ortaya çıkıyor, Çin olabildiğince hızıyla ilerliyerek ABD’ye kafa tutuyor, Hindistan Bollywood’uyla Hollywood’a ben de varım diyor, İskandinav Ülkeleri yeni Bilişim şirketleriyle göz kamaştırıyor, Brezilya kendi bağımsız enerjisine kavuşuyor. Türkiye halkı olarak bütün bu gelişmelerden habersiz yaşayamayız. Bizim de bu dünyada artık yerimiz var.

Yazımın başında belirttiğim gibi bütün bunları yaparken, yani başarıya koşarken de kendi tutkularımızın peşinden gitmeliyiz. Başarıyı kutsama hastalığına düşmeden, “neyi seviyorum” sorusunun cevabına göre rotamızı çizmeliyiz. Sonucu Yüce takdiri ilahiye bırakarak hırs yapmadan ama büyük bir coşkuyla yeni dünyaya biz de yeni Türk başarı hikayeleriyle “merhaba” diyebilmeliyiz.

Steve Jobs ve Bill Gates hikayelerinden bıkmış biri olarak artık Ahmet’in, Ayşe’nin, Fatma’nın, Ali’nin, Veli’nin hikayelerini duymak istiyorum. Dünya sahnesinde başarıya kul olmadan, başarıyı kendi kulu haline getiren kendi memleketimin insanını görmek istiyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s