California Gezim ve Silicon Alley Modeli

golden_gate_bridgeUzun bir aradan sonra bir gezi yapmaya karar verdim ve California’daki Los Angeles ve San Francisco’ya gittim. Doğrusu benim için çok ilginç bir gezi oldu. Heyecan, hayal kırıklığı, şaşkınlık, hayranlık yani bütün duyguları birlikte yaşadığım bir gezi oldu. Gezi sırasında Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ali Şahin Örnek Hoca’nın Silicon Valley yerine Silicon Alley kavramını dile getirmesi benim yazımın yönünü de biraz değiştirdi.

Daha önce de Türkiye’den Silikon Vadisi Çıkar mı yazımda bu konuyu enine boyuna tartışmıştım ancak geçen hafta Los Angeles ve San Francisco gezimden sonra Ali Şahin Hoca’nın bahsetmiş olduğu “Silicon Alley” modeli üzerine düşünmeye başladım.

Ben de bu kavramı yeni duydum ve onun isteği üzerine görüşlerimi yazmaya karar verdim. “Silicon Valley” denince akla milyar dolarlık IT şirketlerinin konuşlanmış olduğu San Francisco  bölgesi geliyor. “Alley” denince ise paradigmalar tamamen değişiyor çünkü Silicon Alley New York’taki startuplar (yeni girişim) için kullanılan bir kavram olarak karşımıza çıkıyor

Neyse biz ilk önce geziden başlayalım

Los Angeles ve San Francisco

Los Angeles’ta Hollywood sokaklarını gözlemlerken San Francisco’da Silikon Vadisi’ndeki büyük şirketleri (Google, Facebook, IBM, Yahoo) dışarıdan gözlemleme imkanım oldu. Her birinin içini gidip gezmesem de birlikte gezdiğim arkadaşlarım vasıtasıyla oraların kültürü hakkında malumat sahibi oldum.

San Francisco’da aynı zamanda Stanford Üniversitesi’ni gezme imkanım oldu. Hayatımda ilk defa adam akıllı bir Üniversite gördüğümü itiraf etmeliyim. Keşke bizde de böyle Üniversite’ler olsa demekten kendimi alamadım.

Los Angeles’ta güvenlik ve çevre son senelerde eskiye nazaran daha iyi durumdaymış. Belediyecilik hem güvenliği hem de temiz çevreyi daha iyi sağlamış. Los Angeles Downtown (merkez) da geceleyin istediğim gibi dolaşabiliyordum. Yaygın taşımacılık sistemleri sayesinde otobüsle istediğiniz yere rahatlıkla gidebiliyorsunuz. Yine de trafiği İstanbul trafiği gibi yoğun olduğundan dolayı zamanlamanızı iyi yapmalısınız.

Los Angeles’ta 4 günde ne yaptığımı merak edenlere bunun bir sır olduğunu belirteyim. İleride açıklamak istediğim güzel sırlarımdan biri. Onun için Los Angeles’ı benden çok sormayın 🙂

San Francisco’nun belli yerlerinde ise güvenlik yönünden halen ciddi sıkıntılar var. Amerikan sisteminde polis direkt olarak Belediye Başkanı’na bağlı, bizdeki gibi valiye bağlı değil. Bundan dolayı güvenlik yönünden meydana gelecek bir zaafiyet Belediyecilik zaafiyeti olarak algılanılıyor. San Francisco’nun güvenlik yönüyle ciddi zaafiyetlerinin oluğunu söyleyebilirim.

Televizyondan her akşam başka bir ölüm veya tecavüz haberi duyduğunuzda daha dikkatli olmanız gerektiği konusunda ikna oluyorsunuz. Yine de San Francisco’nun genel halkının elit olduğunu söyleyebiliriz. Kiralar çok pahalı, evler milyon dolarlar civarında. İnsanlar sabahları koşu yapıyorlar, köpeklerini gezdiriyorlar, kıyı şeridinde sevgililer sakin ve üfül üfül esen serin bir rüzgarın eşliğinde aşk yaşıyorlar. Yani anlayacağınız dışarıdan baktığınızda sanki aşırı mutlular izlenimini veriyorlar. Tabii benim bu mutluluk konusunda şüphelerim var.

Gezi kısa olduğu için gözlemleme imkanım da sınırlı oldu ancak sokaklarda gördüğüm eşcinsel insanların sayısında gözle görülür bir artış farkedince  “California’nın ne Hollywood’u ne de Silikon Vadisi meşhur, buranın ibneleri meşhur” demekten kendimi alamadım. Her yer eşcinsel dolu, Allah akıl fikir versin. Kadın sandıklarım sonra daha dikkatli bakınca erkek çıkınca insan daha bir tuhaf oluyor gerçekten. Siz deyin Silikon Vadisi ben diyeyim İbneler Vadisi.

Los Angeles’taki arkadaşım Erkan Ağabey’im beni Hollywood sokaklarında gezdirirken eşcinsellerin toplu olarak yaşadığı yeri gösterdi. “Burası ibnelerin mekanı” deyince ben “nasıl yani” der demez arabanın önünden bir kaç tane eşcinsel geçince büyük bir kahkahanın ardından durumun vahametini daha iyi anlamış oldum.

San Francisco’da uzun süredir deprem olmadığı için fay hattındaki bu yer için büyük bir deprem bekliyorlar. Bundan dolayı kıyı şeridinde olası bir Tsunami için büyük inşaat hazırlıkları başlamış. Burada deprem fay hattından mı olur yoksa hoş gördükleri ibnelerden dolayı mı olur buna siz karar verin.

Kabul etmek gerekir ki Los Angeles’ın Hollywood’u ve Moda şirketleri, San Francisco’nun ise milyar dolarlık Bilişim şirketleri dünyanın ekonomisine yön veren sektörler. Buradaki büyük oyuncular bizim tüketim alışkanlığımızı belirliyorlar. Buna rağmen bana göre dışı parlak içi kof bir görüntü arzediyorlar.

Teknolojik ve Ekonomik olarak büyük başarı sağlasalar da temel etik sorunlarını halledememişler. Halletmeyi bırakın fıtrat tamamen bozulmuş ve gayri ahlaki ciddi sorunlar baş göstermiş. Bundan dolayı kanımca onların başarılarına imrenip üzerine atlamak ve modellerini birebir uygulamak yerine her ülkenin kendi kültürüne göre kendi modelini bulması gekiyor.

En önemlisi de büyük kapitalist sistemler oluştururken merhametli kapitalistleri de yetiştirebilmemiz gerekli. Etik değeri olan, insancıl, fakirin hakkını veren yeni merhametli kapitalistlere ihtiyacımız var. Bugün Amerika’nın dev Bilişim şirketleri olmasına rağmen şirketlerin devlet gelirlerine denk gelmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.

Aşağıdaki tablodan dünyanın dengesinin ne kadar bozulduğunu anlayabilirsiniz.

Şirket Yıllık Gelir (milyar $) Yıllık Devlet Geliri
Apple 427 İsviçre
Microsoft 206 Tayland
IBM 186 Portekiz
Samsung 156 İsrail
Google 154 Mısır
Oracle 120 Cezayir
Intel 117 Peru
Qualcomm 85 Kazakistan
Amazon 81 Bangladeş
Ebay 48 Küba

Gezi beklediğimden daha iyi geçti. Aşağıdaki hatıra fotoğrafını çektirebilmek için 2 tane ibnenin öpüşme seansını beklemek zorunda kaldım. Ondan sonra fotoğraf çektirmek sırası bana geldi.

golden_gate_bridge2

 

Silicon Alley Modeli

Yazının başında belirttiğim gibi bu kavram NY’taki yeni startuplar için kullanılıyor. Yani bir nevi Silikon Vadisi’ne rakip bir kavram. Özellikle mobil projelere odaklanarak NY’nin de bu alanda söz sahibi olduğunu ispatlamaya çalışan yeni bir model.

Son zamanlarda yeniliğin merkezi değişmeye başladı. Bundan ilk olarak nasiplenmek isteyen ise New York eyaleti oluyor. Merkezi de New York City (NYC) olarak seçmişler. Burada şimdiye kadar çıkan startup (yeni girişim) ların listesini görmek için buraya bakabilirsiniz.

Made in NYC sloganını da kullanan bu model bakalım ileride yeni bir çığır açacak mı. NY para merkezi olduğu için maddi sıkıntıları zaten yok. Zaten CA’nın parası da buradan akıyor. Yine de yeni bir çığır açmak için çok erken gibi geliyor bana.

 

Kendi Modelimiz

Alley’in sözlük anlamı “geçit” olduğu için bana göre biz ara geçiş modeli olarak kullanabiliriz bu sözcüğü. Belki de Türkçe olarak daha iyi bir kelime bulunabilir. Kısaca geçiş için yeni modelde teknoloji ve bilgi transferini sağlayabileceğimiz bir modele ihtiyacımız var. Yani ülkede Silikon Vadisi veya Silicon Alley kurmak yerine ilk önce bilginin transferini sağlayabilecek bir model gerekiyor. Bunu da Türkiye’de son zamanlarda açılan yüzlerce Üniversiteleri vasıtasıyla yapabiliriz.

Vikipedi‘ye göre Türkiye’de 2012 yılı itibariyle  168 Ünivesite bulunuyor. Bu Türkiye için inanılmaz bir rakam ve siz buralarda kaliteyi arttırdığınızda ve bilginin transferiyle birlikte ezbercilikten çıkıp yorumlama gücünü de eklediğinizde transfer ettiğiniz bilginin gerçek dünyaya yansımaması için hiç bir neden yok.

Bugün artık eskiden olduğu gibi IT şirketleri için garaj hikayelerine gerek kalmadı. Artık sunucular fiziksel olarak tutulmaktan ziyade “Cloud Computing Systems” yani Bulut Sistemlerinde tutuluyor. Artık Steve Jobs gibi hikayeleri de bulamazsınız çünkü devir değişti, rekabet çok fazla ve size projenizi sunmanız için en fazla 1 dakika Asansör Konuşması (Elevator Pitch) hakkı veriyorlar. Bu kadar kısa sürede yatırımcının ilgisini çekebilirsen ne ala, yoksa eyivallah.

Yani şartlar gerçekten de çok değişti bundan dolayı bilgi transferi için işin içine Ünivesite’leri doğru konumlandırmaktan başka çaremiz kalmadı. Bugün Türkiye’de çok Üniversite var ama hepsi henüz birbirinden habersiz, dışarıyla etkileşimde olmaları ve bilgi transferi gerçekleştirmeleri çok büyük bir beklenti olur. Kaldı ki Türkiye’de yabancı dil eğitiminde de ciddi sorunlar var halen. Bilgiyi transfer edip yorumlayabilmeniz için kuvvetli bir İngilizce’ye sahip olmanız gerekir.

Şunu da eklemeden edemeyeceğim, bugün Üniversite öğrencileri nasıl bir fırsata sahip olduklarının farkında değiller. Farkında olsalardı derslerinin yanında girişimciliğin altını üstüne getirirlerdi. Onlara bu farkındalığı aşılamamız gerekiyor.

Yalnız şunu da eklemeliyim. Markafoni kurucusu ve E-Ticaret alanında ünlü İş Adamı Sina Afra “Digital Bosphorus” modelini ortaya atmıştı. İstanbul’u digital bir bilişim merkezi yapma hayali olan bu model de Türk İnternet sektörü tafarından etraflıca tartışılmıştı.

Benim kendi görüşüm ise devletin Türkiye’deki Bilişim Merkezini İzmir ve Çevresi şeklinde konumlandırması gerektiği. Burada gerekirse Stanford ayarında yeni Üniversite’lerin kurulması ya da mevcut Üniversite’lere bir ayar çekilerek bilgi transferinin gerçekleştirilmesi. Ben İzmir’in Türkiye’nin geleceğinde çok önemli bir yeri olduğuna inanıyorum.

Ama hangi model olursa olsun bir şekilde Üniversite sorununu aşmamız gerek. Üniversite her sektör için işin arka bahçesi demek özellikle Bilişim Sektörü için. Türkiye’de ileride büyük değişimlere hazır olun derim. Türkiye’de bugünün girişimcileri yarının ülkenin gidişatına yön veren büyük iş adamları olacak. Bütün bu kapitalist hayalleri gerçekleştirirken de “merhametli kapitalistler” görebilmek dileğiyle.

2 thoughts on “California Gezim ve Silicon Alley Modeli

  1. “California’nın ne Hollywood’u ne de Silikon Vadisi meşhur, buranın ibneleri meşhur.”
    açıksözlülüğünüz takdire şayan. Güzel makale.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s