Yalın Girişim Türkiye’ye Uyar mı?

theleanstartupHiç unutmuyorum, 2005 yılında Google YouTube sitesini $1.6 milyara satın aldığında Türk forumlarında Türkiye’den bir YouTube çıkar mı tartışması başlamıştı. Daha sonra Facebook, Twitter, Groupon, Instagram gibi Bilişim’de çığır açan firmalar da eklenince aynı tartışma farklı boylamlarda devam etmişti.

Gerçekten de Silikon Vadi’sindeki firmalar dünyada önemli girişimcilik fırtınasının başlamasında öncü rol oynadılar. Ne zaman Amerika Birleşik Devletleri’nde bir fırtına çıksa acaba bizden de çıkar mı tartışmasını yapmaktan kendimizi alamıyoruz. Bu kadar girişimcilik fırtınasından sonra aynı vadiden Yalın Girişim (The Lean Startup) modeli de çıkınca dayanamadık ve olduğu gibi sahiplendik.

Evet bu sefer işin kaynağını bulmuş gibiydik, madem startup (yeni girişim) lardan milyar dolarlık şirketler fışkırıyordu bu başarının arkasında elbette iyi bir model olmalıydı. Eric Ries’ın önemli tecrübeleri sistemleştirdiği The Lean Startup (Yalın Girişim) modeli başarılı startupların nasıl çıktığını bildiğini iddia ediyordu.

Hemen Yalın Girişim ile ilgili her şeyi öğrenmeye başladık, seminerlerini verdik, kitabını okuduk, kurucularını Türkiye’ye davet ettik, bundan böyle bu modeli uygularsak artık bizden de çok başarılı startuplar çıkacaktı. Gerçekten böyle miydi? Silikon Vadisi’nde çıkan bir model bütün ülkelere uyar mıydı? Yoksa yine oyuna mı geliyorduk? Amerika’nın pazarlama tuzağına bir kez daha mı düşüyorduk?

Kanımca sorgusuz sualsizce Yalın Girişim’i alıp kabul etmek ileride muhtemel sıkıntılara yol açacaktır. Bu sefer de başka bir ülkede dikilen bir kıyafet bize uymayacaktır. Uymuş gibi gözükecek ama üzerimizde oldukça sırıtacaktır.

Yalın Girişim kısaca en basit prototip ürünü geliştirdikten sonra müşteriden ürüne doğru bir geliştirme evresinden bahsediyor. Pivot denen bu evrede doğru iş modelini bulabilmeyi öngörüyor. Pivot dönemini geçtiğinizde de size startup (yeni girişim) fikrinizde başarıyı vaadediyor. Buraya kadar sorun yok.

Yalın Girişim’deki en büyük sorun pivot döneminde hitap edilen kitleyi “erken benimseyenler” (early adapters) olarak tanımlamasında yatıyor. Yalın Girişim’de küçük bir kitle de olsa ürünü veya hizmeti hemen benimseyecek bir kitleden bahsediyor. Bu kitlenin geri dönüşümüne göre ürünü şekillendirmekten bahsediyor. İyi de “erken benimseyenler” tam olarak kimler oluyor?

Bunun cevabını Yalın Girişim modeli veremiyor, veremez de çünkü her ülkenin kültürüne göre bu çok değişiyor. Mesela Türkiye’de gerçekten de böyle bir kitle bulabilir misiniz? Türk’lerin Twitter’a 2 sene sonra, Facebook’a 3 sene sonra ve Instagram’a da 1 yıl sonra katıldığını düşünecek olursanız özellikle İnternet alanında Türk’lerin “erken benimseyenler” olduğunu söyleyebilmeniz çok zor.

Silikon Vadisi’nde yeni Amerikalı arkadaşlar edindikten sonra bunu daha iyi anlamıştım. Silikon Vadisi’ndeki “erken benimseyenler” hangi yeni site çıkarsa hemen deniyorlar, yeni şeyleri denemekten gerçekten de zevk alıyorlar, içini dışını didik didik ediyorlar. Bunun Türkiye’de böyle olmadığını çok iyi biliyoruz.

Peki Ne Yapmalı?

Bununla birlikte Yalın Girişim modeliyle başarılı olan yeni girişimlerin İnternet altyapısının güçlü olduğu ülkelerden çıkması da tesadüf değil. Sadece 9 milyonluk nüfusa sahip İsveç’ten Spotify, Linux, MySQL, Ericsson, Ikea, Volvo gibi ünlü marka ve şirketlerin çıkması da tesadüf değil. Gerçekten de İsveç’i iyi araştırın göreceksiniz ki çevresindeki aynı nüfusa sahip Norveç, Denimarka gibi ülkelerden çok daha fazla yenilikçi girişimcilik yönleri var. İsveç’in kendisini diğer ülkelerden farklılaştırmasının en büyük nedeni yerel girişim yerine mutlaka uluslararası kitleye odaklanması yatıyor.

Bunun başka bir örneği de 8 milyonluk nüfusa sahip İsrail. Çevresindeki Arap ülkeleriyle kavgalı olan İsrail de küresel hedeflere odaklanmaktan başka çare göremiyor. Amerika’daki lobi gücüyle birlikte bu zorunluluk seçimini iyice pekiştiriyor.

İşin en ilginç tarafı da milyar dolarlık şirketler çıkartan Amerika’lıların aslında yerel hedefler koyması. Evet yanlış duymadınız, Amerikalı’lar aslında Uluslararası hedef koyma ihtiyacı duymuyorlar.  Dev Ekonomileri, 300 milyonluk İnternet toplumuna sahip olmaları ve İngilizce’nin zaten Anglo Sakson ırkı tarafından dünyaya kabul ettirilmesi gibi nedenlerden dolayı Uluslararası pazara açılmak zor olmuyor. Sizi temin ederim Amerika’lı girişimcilerin çoğu İsveç veya İsrail’in aksine işin başında sadece yerel pazarı hedefliyorlar.

Yani anlayacağınız bütün ülkelerin şartları farklı ama ortak yönleri eğitimli toplumu, gelişmiş yargısı, güçlü İnternet alt yapıları ve dolaylı veya dolaysız olarak Uluslararası pazara açılmaları. İsveç bilinçli, İsrail ise zorunlu bir seçim yapıyor, Amerika’nın seçim yapmasına bile ihtiyaç kalmıyor. Peki biz Türk’ler ne yapıyoruz?

Bir kere Türkiye’de İnternet altyapısı istenen düzeyde değil, Türk Telekom’a emanet yaşıyoruz. Diğer taraftan küresel projelerin ihtiyaç duyduğu iyi İngilizce dil bilgimiz yok. İnternet sitelerimizin ismini bile halen Türkçe koyuyoruz. İstediğiniz kadar yemeksepeti veya çiçeksepeti olup iyi paralar kazanın bu isimlerle vizyonunuzu en fazla bölgesel olarak gerçekleştirebilirsiniz. Beri taraftan küresel bir hedef koymak çoğu kimsenin aklına bile gelmiyor. Ayrıca Türkiye’de Türkçe’den tutun, kültürüne kadar çok değişik dinamikler mevcut.

Konumuza dönecek olursa Türkiye’deki bu şartlarda siz gerçekten de Yalın Girişim’in bahsettiği “erken benimseyenler” kitlesinin varlığına nasıl inanabilirsiniz? Zaten böyle bir kitle de halihazırda yok. Bundan dolayı Yalın Girişim’in Türkiye’ye uyduğunu söylemek çok iddialı olur.

Bunun bence tek bir istisnası var o da Yalın Girişim modelini mobil projelerde uygulamak. Türkiye’nin mobil çılgınlığını anlatmaya gerek yok. Ben Türk Bilişimi’nin mobil teknolojilerden yükseleceğini öngörüyorum.  Mobil Uygulamalar Yalın Girişim için istisna bir alan olarak duruyor.

Yine de istisnalar kaideyi bozmaz, kendi elbisemizi kendimiz dikmeliyiz ancak ilk önce yabancı dil eğitimi, hızlı İnternet alt yapısı ve yargısal reformları hayata geçirmeliyiz. Daha sonra gençlerimize bu istikamette yeni vizyonlar aşılamalıyız. İyi bir ekosistem oluşturmadan Yalın Girişim modellerini uygulamakta zorlanmaya devam edersiniz.

75 milyonluk bir ülkede genç nüfusunun yarısının 28 yaş altında olduğu bir toplumda siz büyük şirketler çıkartamıyorsanız bu tamamen sizin suçunuz. Suçu Yalın Girişim’e veya Amerikalı’lara atmayın. Onlar sadece kendi başarı modellerini satmanın hazzını yaşıyorlar o kadar.

4 thoughts on “Yalın Girişim Türkiye’ye Uyar mı?

  1. Türkçe isimle küresel bir proje çıkmayacağını söylemişsiniz. Yeterince özenti toplumumuz yok mu sanki. Ben tamamıyla karşıyım bu yaklaşıma hatta %300 karşıyım

  2. Geri bildirim: Startup Kültürü Türkiye’ye Uyar mı? | 2kere2beseder

  3. Geri bildirim: Türk Usulü Startup’lardaki Sorunların Özeti | 2kere2beseder

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s