Kişisel Gelişimi Konumlandırabilmek

Sanayi devrimi ve şimdi digital devrimle birlikte insanoğlunun günlük hayatında çok köklü değişiklikler oldu. Özellikle yaşadığımız son 30 yıllık baş döndürücü Teknolojik gelişmelerden dolayı “Harikalar Asrı” nitelemesi yapan insanlar var. Bu süreçte fabrikalar, şirketler, gökdelenli modern şehirler, televizyon, mobil aygıtlar, uydu, sinema, müzik, sosyal medya,  derken günümüz insanı kendisini bir anda Alice Harikalar Diyarı‘nda buluverdi.

Şehirleşme ve şirketleşme insanlarda beraberinde rekabet duygusunu da tetikledi. Başkası yabancı dil öğreniyordu, sen de öğrenebilmeliydin, komşunun çocuğu yurt dışına çıkabiliyordu, sen de çıkabilmeliydin, diksiyon kursuna gidip düzgün konuşmayı öğrenen çalışma arkadaşların vardı, sen de yapabilirdin, bilgisayar paket programlarını öğrenen elin çocuğu hemen iş bulabiliyordu, sen de bulabilmeliydin derken rekabet, koşturmaca, hava atma, çalım satma, şöhret perestlik gibi duygular da ön plana çıkmaya başladı.

Bu kadar rekabetçi dünyada başkalarını geçebilmek için en az onlar kadar kitap okumalıydın, yeni yabancı dil öğrenmeliydin, kurslara gitmeliydin, blog yazabilmeliydin, sosyal medyayı etkin kullanabilmeliydin, cep telefonu, araba alıp sosyal statünü gösterebilmeliydin yoksa geri planda kalacak ve toplum tarafından dışlanacaktın.

Sanayi ve Digital devrimle tanıştıran Anglo-Sakson ırkı kucağımıza ittikleri rekabetçi dünyada insanlar kurslara gidiyordu ama istedikleri nihai başarıya bir türlü ulaşamıyorlardı. Rekabet çok feciydi. Başarılı olmak toplum tarafından artık çok kutsandığı için herkesin kendisini geliştirmeye çalıştığı bu rekabette bir fark yaratabilmeliydin. Yoksa yeterince başarılı olamadığın takdirde toplum tarafından dışlanacaktın.

Amerika başta olmak üzere Anglo-Sakson ırkı kendi oluşturdukları “başarının kutsanması” sorununa hemen bir  çözüm bulmuşlardı bile. NLP ve Kişisel Gelişim Kurslarıyla  insanlar özgüvenlerini kazanacak, inançlarını güçlendirecek, liderliği öğrenecek, pozitif düşünceyle çevresini etkileyecek, en sonunda da çok arzu ettiği “başarı” ya ulaşıp mutlu olabilecekti.

 

Kişisel Gelişim Fenomeni

NLP ve Kişisel Gelişim Psikoloji ve Sosyoloji tekniklerini harmanlanmış şekilde kullanarak gerçekten de iyi sonuç alıyordun. Artık formülü bulmuştun, yeni şirketler kuruyordun, CEO olabiliyordun, pozitif enerjinle mıknatıs gibi çevrendekileri çekebiliyordun, hitabetin de artık daha iyiydi. Beynin karmaşık fonksiyonlarını halka indirgeyerek Kişisel Gelişim kitapları çıkarmalı, konferanslar vermeli ve bütün dünyayla paylaşabilmeliydin.

2000’lerin başında artık Türkiye’de Kişisel Gelişim rüzgarıyla tanıştın. Sonrasında arka arkaya Kişisel Gelişim uzmanları çıktı, kitaplarla kendinden geçtin, kaybettiğin özgüveni artık bu kitaplarla, seminerlerle bulabilecektin. Başarıyı yakalayacak ve adından söz ettirebilecektin. Bir kere mutlu olmanın formülünü bulmuştun artık.

Bu heyecan çok sürmedi, ithal ettiğin pozitif düşünceyi sorgulamaya başladın. Bir yerlerde bir yanlışlık vardı, hani biz mütevazi bir toplumduk, hani hepimiz birimiz birimiz hepimiz içindik, hani tevekkül, hani hasbilik, hani diğergamlık, hani başkası için yaşama duygusu, hani mahviyet, hani tevazü..

Evet bir yerlerde bir yanlışlık vardı, acemiliğine gelmişti ve gaza gelmiştin, egonun kurbanı olmuştun ama geç değildi. Hemen Ayet, Hadis, Tasavvuf, Türk Kültürü, fıkra, Nasrettin Hoca ne varsa sarıldın. Oyunun farkına varmıştın, bu oyunu bozmalıydın, insanları uyarmalıydın. Amerika’nın kültür pazarlama oyunlarını hemen deşifre etmeliydin.

Bütün gücünle sohbetlerde ve seminerlerde gerçeği haykırmak istiyordun. “İki şey vardır, insanların çoğu onun değerini bilmezler: Sıhhat ve boş vakit” Hadis-i Şerif’iyle insanın en değerli servetlerini gösterebiliyordun. Yine bir hadiste, Hz.Süleyman’a annesinin şu nasihatta bulunduğunu haykırıyordun:  “Ey oğulcuğum gece çok uyuma, zira çok uyku kişiyi kıyamet günü fakir bırakır” (İbnu Mâce, İkâmetu’s-salât: 174)

Namazla gününü 5’e bölebilecek, zamanını daha etkin kullanabilecektin. “Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.” (İnşirah,90,7) ayetiyle beynin çalışma fonksiyonları hakkında insanları ikna edebiliyor ve çok çalışabilmenin anahtarını verebiliyordun.

Zaman zaman Nasrettin Hoca’nın esprili fıkralarını anlatıp yabancıların sunmuş olduğu Kişisel Gelişim’i yerden yere vuruyordun. Bazen de Atalarından bahsedip başarıyı millileştirmeye çalışıyordun. Sözde modern Kişisel Gelişimin EGO tuzağına karşı müthiş bir tepki hareketi başlatmıştın. Türk insanı milli ve dini değerlerine önem verdiği için de seni dinlemiş, onaylamış ve bu durumdan sen de çok mutlu olmuştun. Nasıl olsa bizde varmış deyip Kişisel Gelişim’in gazına karşı kendisini koruyabilen insanları gördükçe için içine sığmıyordu.

Sen misyonunu gerçekleştirdiğini düşünüyordun ama büyük bir tepki tuzağına düşmüştün. Tepkinin olabildiğince sert verildikten sonra her şeyin eski haline döndüğünü hesaplayamamıştın. Zaten seni dinleyenler seni onaylamıştı ama hayatlarında bir değişiklik olmamıştı. Hatta seni onaylayanlar bir süreliğine ara verdikten sonra rekabetçi dünyaya geri dönmüşlerdi.

Asansör fobisini, yükseklik korkusunu yenmek için insanlar soluğu tekrar NLP uzmanlarında alıyordu. Yabancı dili kolay öğrenebilmek için hafıza tekniklerini öğrenmeye çalışıyordu. Hızlı okuma kurslarına gidip kendisini geliştirmeye çalışıyordu. Etrafın yabancı dil öğrenip yabancı bir memlekete kariyer yapmak için çırpınan insanlarla dolmaya başlamıştı.

İnsanları EGO’dan kurtarmıştın ama rekabetçi dünyayı es geçmiştin. Farklı bir zaman diliminde yaşıyorduk artık ve sen buna bir çözüm getirememiştin. Tepki insanı olmayı seçmiştin ve bundan dolayı da hiç kimseye de etki edememiştin.

Eğer etki insanı olmayı seçseydin, Kişisel Gelişim’e tu kaka demek yerine kendi değerlerin etrafında yeni rekabetçi modern dünyaya yönelik yeni Kişisel Gelişim teknikleri üretebilirdin. Tasavvuf başta olmak üzere milli değerlerini modern dünyaya göre yeniden tasarlayabilirdin.

O kadar çok kaynağın olmasına rağmen bunları sadece bir KALKAN olarak kullanmış ve tehlikeleri bertaraf etmiştin ancak OK olmayı seçmemiştin. Halbuki insanlara etki olmak için ucu sivri bir OK olabilmeliydin. Tam 12‘den insanların gönüllerine ve akıllarına girebilmeliydin.

Şekilde kalmıştın, nasıl olması gerektiğini anlatamamıştın. Zamanınızı 5’e bölün demiştin ama bu zamanlar arasında nasıl bir yol izlenmesi gerektiği konusunda bir içerikten bahsetmemiştin. Halen Hollywood filmleriyle kendinden geçiyordun ama kendi filmini üretip dünyaya pazarlayamıyordun. Halen Nasrettin Hoca Anadolu’da kendi halindeydi onu bir dünya starı yapma projesine bile başlamamıştın. Halen kendi müziğini oluşturamamıştın ve başkalarına dinletememiştin.

Osmanlı’nın delileri müzikle iyileştirdiğini anlatarak övünüyordun ama kendi Psikolojik tekniklerini üretmek hiç aklına gelmiyordu. Dünyada milyar dolarlık girişimcilik fırtınası esiyordu ama sen gazetende sadece darbecilerden bahsediyordun, okuma alışkanlığımız yok deyip duruyordun ama merak duygusunu kamçılama sanatını keşfetmeyi akıl etmiyordun. Ülkenin genç nüfusunun %50 sinin 28 yaşın altında olduğunu söylüyordun ama Spor Olimpiyatlarında tel tel dökülüyordun. Dünyanın en güzel Anadolu yemeklerine sahip olduğun halde Burger King’te Whooper  Menü’yü ballandıra ballandıra anlatıyordun, kendi yemeklerini dünyaya pazarlayabilmek aklının ucundan bile geçmiyordu.

Belki de haklıydın çünkü senin misyonun gerçekten de belki sadece savunmadan ibaretti. Belki de kendi değerlerinle hücuma geçmek gelecekteki Yer Yüzü Mirasçılarının vazifesiydi. Dünyayı kendi değerleriyle yeniden tasarlayacak, modern dünyada çok başarılı olacak, kendi yeni tekniklerini icat edecek ve bütün bunları Yüce Mevla’ya bağlayıp Kişisel Gelişimi yeniden konumlandırabileceklerin vazifesiydi.

4 thoughts on “Kişisel Gelişimi Konumlandırabilmek

  1. vazife çok ağır hocam. Daha önceki yorumlarımda az kaldı derken bu vazifeyi hakkıyla eda etmek için hasbilerin ve diğergamlıların bir araya geleceği günü kasdediyordum.

    Allah kalpleri ve mülahazaları bir olanları bir araya getirsin inşallah. ve inşallah onların içinde bizlerde oluruz.

  2. Lezzetli bir tadın damağa verdiği hazzı, siz yazınızla zihinlere vermişsiniz. Popüler kültürün önemi konusundaki vurgunuzu önceki yazılarınızdan da biliyorum ancak bu yazıyla ne demek istediğiniz tam manasıyla anlaşılabilirlik boyutuna gelmiş . Evet ne yazık ki ekonomik sistemlerin yoğun yönlendirmelerine maruz kalmış bir dönemin misafirleriyiz bu yüzden sindirilmiş olmanın ,şaşırılması gereken bir husus değil, ancak sindirilemeyen, acılara mukavemetli bireylerin konuşma yazma aşamalarından çoktan geçip hareket etme zorunluluğu söyleminizi destekliyorum . Hayır ben açıkca böyle söylemedim, itirazınız olursa da ben böyle algılamanın doğru olacağı kanaatiyle benim tarafımdakilere selam eder az uyuyup vakti beşe bölüp hak için haktan olana hizmet etmenin zamanının geçirilmemesini umut ederim.

  3. Yazı içinde sadece eleştirmekle kalmayıp, çözümleride beraberinde vermen yazını sağlıklı kılmış. Bizim en büyük problemimiz de bu değilmi;
    Bahçende bir elma ağacı dikmek yerine, komşunun elma ağacına taş atmak
    Sağlıcakla
    Emrah

  4. Merhaba,

    Yazını okudum, eline sağlık. Benim düşünceme göre yazından çıkarılacak en önemli ders tepkisel duruş ve doğurduğu sonuçlar ki belkide üretkenliğimizi bu yüzden kaybediyoruz.

    Burda önemli olan ve bizi bir adım daha problemin öncesine götüren soru Tepkisel duruşun sebebleri neler. Benim yazmayı düşündüğüm konulardan ve tepkisel duruşun en önemli sebeplerinden biri bilinç altı etkisi. Nedir bilinç altı etkisi, insanların sosyal yaşamda farklı olaylar ve konular karşısında düşünmeden hareket etmesi. Gerçekten Mehmet bir çevrene bakarmısın, insanlar çok az düşünerek yaşamıyor mu? Bilinç altı bize kararlarımızı aldıran ve davranışlarımıza şekil veren. Bilinç altı yanlışmı karar aldırıyor ki eleştirisel bakıyorum bu konuya. Bilinç altı insanın ailesi, yetiştirildiği çevre, arkadaşları, öğretmenleri, okudukları … tarafından şekilleniyor ve bu şekillenme ne kadar doğru kaynaklardan olursa bilinç altıda o kadar güzel ve doğru bir şekilde oluşur. Günümüz popülist kültüründe insanlar ne kadar doğru bir şekilde bilinç altlarını oluşturabilir. Aslında telefonda konuştuğumuz ve seninde dert yandığın ” günümüz kızları artık beklemiyor” ve eskisi gibi sevmiyorlar probleminin ana kaynağıda yanlış bilinç altı oluşumundan geçmekte. Bilinç altı ne zaman doğru kaynaklardan beslenerek oluşursa o zaman daha sağlıklı bir şekilde yaşarız diye düşünüyorum. Aslında yazacak çok şey var ama konuyu anlattığımı düşünerek burda noktalamak istedim.

    Selamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s