Şükran Günü

5 yıllık Amerika hayatımda acaba kim beni ilk “Thanksgiving” (Şükran Günü) yemeğine davet edecek diye çok merak ediyordum. Aslında bu memlekete gelmeden evvel Şükran Günü’nü filmlerden biliyordum. Nedir, nasıl olur, kimlerden oluşur çok malumat sahibi değildim.

(Bu yazımda “Thanksgiving” ve “Şükran Günü” sözcüklerini aynı anlamda kullanacağım.)

Sonunda bir aile tarafından ilk Thanksgiving daveti aldım. Kaç senedir yüzsüzlük yapıp sosyal medyadan Thanksgiving’de herhangi bir planım olmadığını dile getiriyordum ama kimse yemiyordu. Yani yüzsüzlük yapıp kendimi davet ettirmeye çalışıyordum.

Benim zoruma giden şuydu. Biz dini/milli bayramlarımızda yabancı arkadaşlarımızı çağırıyorduk ama aynı vefakar davranışı bir türlü Amerikalı arkadaşlarımızdan göremiyorduk. Neyse sonunda bir aile bizi kendi yemeklerini paylaşmaya davet etti de ben de muradıma erdim.

“Thanksgiving” Tarihçesi

Thanksgiving deyince burada hayat duruyor.  Kasım ayının 4. Perşembe’sinde kutlanan bu gün bütün bir ailenin bir araya geldiği önemli bir gündür. Yaklaşık 314 milyon Amerikalı’nın kutladığı bir bayram olması hasebiyle içinde çok büyük bir Ekonomi barındırıyor. Amerika’nın ilk keşfinde Kızılderili’ler ilk İngiliz Kaşiflere Hindi avlanması gerektiğini öğütlerler. Bir kaç yıl sonra  da İngilizler Kızılderililer için büyük yemek hazırlarlar.

O gün bu gündür bu gelenek halini halır. 1863’te Başkan Abraham Lincoln bu günün Ulusal Bayram olarak tanınmasını önerir ancak bu tanınma ancak 1941’de karara bağlanır. Bu zamandan beri Amerika’da Şükran Günü Kasım ayının son Perşembe’sinde önemli bir Ulusal Bayram olarak kutlanır. Buradaki niyet ise Allah’a verdiği nimetler için şükretmektir.

Hindi Meselesi

Hikayeye göre ilk Şükran Günü yemeklerinde hindinin yanında ilk koloniler kaz, su kuşu, balkabağı, midye, dut, istakoz da tüketiyormuş.  16. yy’da (1588) meşhur büyük İspanyol filosu Armada İngiltere’ye saldırı hazırlığındayken batmış.

Bu duruma o zamanın Kraliçesi Elizabeth o kadar çok sevinmiş ki Şükran Günü’nde başka bir kaz daha sipariş vermiş.  Böylece Şükran Günü’nün ilk ana yemeği kaz olmuş. Ancak İngiliz koloniler Amerika’ya geri döndüğünde hindi’nin bol olması ve kolay avlanması nedeniyle Şükran Günü’nün ana yemeği hindiye dönüşmüş.

Hikayenin buraya kadar olan kısmı iyi güzel de, gözden kaçan önemli bir ayrıntı var. Biz bu hikayede hindinin geliş şekliyle ilgili net bir kaynak bilmiyoruz. Bununla ilgili çok farklı görüşler var. Mesela ilk kolonilerin de hindi tükettiğinden dolayı bunun gelenek halini aldığını söyleyenler var.

Başka bir görüşe göre de o zamanlar hindinin zengin yemeği olduğu, saygılı hayvanlar listesinde görüldüğü hatta Amerika’nın simgesi olarak önerildiği söyleniyor. Zengin yemeği “hindi” zamanla toplum tarafından Şükran Günü’nde tüketilen bir yemek olmuş.

Yani hindi konusu bir muamma ve çok farklı görüşler var ama bu çok önemli değil. Önemli olan adamların bu konuyu enine boyuna düşündükleri ve  oldukça ince ayar çektikleri. Niye mi, çünkü hindi aslında yıl içerisinde çok az tüketilen bir hayvan, Şükran Günü’nde aynı günde milyonlarca tüketilerek tavuk, et, balık gibi hayvanlara karşı tüketim açığı gideriliyor. Şükran Günü’nden bir kaç gün öncesindeki alış veriş çılgınlığını görecektiniz. Sonuçta hindi ana yemek ama onun yanında sosu, sebzesi, salatası, içeceği var. Öyle ya bütün aile başka eyaletlerde de olsa bir araya gelecek. İyi bir ziyafet gerekiyor.

Kapitalist Ayar

Yani bana öyle geliyor ki, hindi meselesi kapitalist bir karar gibime geliyor. Daha önce de belirttiğimiz gibi Ulusal Bayram olarak Kongre’de 1941’de karara bağlanıyor. Yani Amerika’nın Kapitalist Düzenini iyice konumlandırdığı zaman dilimine denk geliyor.

Şükran Günü’nün niyeti iyi, manevi yönü takdire şayan ancak içeriğine kapitalist bir ayar çekmişler diyebiliriz. Yalnız adamların hindi konusundaki ince ayarını yeterli görüyorsanız yanılıyorsunuz. Madem bütün aile bir araya geliyor, o zaman aynı günün gecesinde başka bir ayar daha gerekiyor.

Black Friday

İpucu vereyim, Şükran Günü’nün Kasım ayının son Perşembe günü seçilmesinin nedenini hiç düşündüz mü? Belki “Black Friday” diye  bir şeyi duymuşsunuzdur, yani “Kara Cuma”. Black Friday aynı Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan zaman diliminde yani tam gece 12’de Elektronik eşyaların çok ucuza satıldığı zaman dilimidir.

Bir 40″ LCD  ekran bir TV’yi $100’a bulabileceğiniz fırsatları barındırıyor. Firmalar sürümden kazanıyor. Yalnız akşam hindinizi yedikten sonra fazla zaman kaybetmeden sıraya geçmeniz gerekiyor. Saatlerce kuyrukta bekleyenler oluyor. Bazıları yanlarına battaniye, yastık ta getirip bir gün öncesinden sıraya giriyorlar.

Wal-Mart, Best-Buy gibi Elektronik ürünler satan mağazalar önündeki sırayı ve izdihamı görmeliydiniz. Kapılar açıldığında Wal-Mart sanki savaş alanına dönüşmüştü. Tabii ki her seferinde de bununla ilgili haberler ekrana geliyor. Böylelikle Kasım ayını Amerikalı’lar Thanksgiving ve Black Friday ile geçiriyorlar ve Ekonomiye ciddi katkıda bulunuyorlar.

Noel ve Yeni Yıl

Ancak Aralık ayında da Christmas (Noel) ve Yeni Yıl (New Year) kutlandığı için Amerikan Ekonomisi asıl voleyi buradan vuruyor. 25 Aralık Christmas olarak kutlanıyor ve dindar Amerikalı’lar için en önemli gün diyebiliriz. Dindar olmayanları bile bu günü kültür boyutunda derinlemesine yaşıyor.

Noel bayramı TV’den de bildiğiniz gibi aynı zamanda çocuklar için hediyeleşme günü olduğu için çam ağaçları, aksesuarları ve oyuncak satışları tavan yapıyor. Alış veriş merkezlerinde adım atacak yer bulamıyorsunuz. Yeni yılda ise Noel havası tamamen kalkıyor ve yerini çılgın partilere bırakıyor. Tüketilen alkolden tutun, harcanan havai fişek ve parti masrafları ülkeye ayrı bir Ekonomik canlılık getiriyor.

Gol Böyle Atılır

Kasım ayında Thanksgiving, Black Friday, Aralık ayında ise Christmas ve Yeni Yıl ile ülkenin ekonomisi çok rahat nefes almış oluyor. Alan mutlu satan mutlu tablosunun en canlı örneğine şahit oluyorsunuz. Amerika’da dini ve ulusal bayramlar tamamen konumlandırılmış. Noel Baba başta olmak üzere, Ekonomik içerikleri zekice tasarlanmıştır. Ben bunu son derece makul ve meşru bir tasarım olarak görüyorum. Kültürel ve dini değerlerine kapitalist ayar çekmekte bence sorun yok.

Beni asıl düşündüren Şükran Günü’ndeki hindinin, Christmas’daki Noel Baba ve çam ağacının bizim Yeni Yılı kutlamalarımıza nasıl taşındığı. Daha doğrusu hindi, çam ağacı, Noel Baba ilk önce Avrupa’da Yeni Yıl’a taşınmış, biz de sorgulamadan Avrupa’dan aldığımız için fasonun fasonu gibi bir duruma düşmüşüz. Facebook’ta Yeni Yıl’da çam ağaçları alıp, çocuklarına hediyeler almış seküler fotoğrafları görmüşsünüzdür. Fotoğrafı iyice zoomlayın, çam ağacının üzerinde “Merry Christmas” asılı etiketi göreceksiniz.

Muhtemelen çam ağacını satın alanlar bunun farkında değildir. Zaten Yeni Yılı kutlayanlar neden kutladıklarını da bilmiyorlar. Yeni yılda hindiyi yedirmek, çam ağacını aldırmak, çam ağacını süsletmek, üzerinde de Merry Christmas etiketini koymak. Ben buna Amerika’nın altın golü derim. Biz Noel’i kutlamıyoruz Yeni Yıl’ı kutluyoruz. Tabi tabi..

Marifet Noel Baba’yı kutlamakta değil, marifet Nasrettin Hoca’yı dünya starı yapmakta!

Sonuç

Herkes ilk Kolonilerden dolayı Avrupa’nın Amerika’ya taşındığını düşünür. Fiziksel olarak doğru olsa bile kültürel olarak zamanla ters bir akış olmuş. Amerika’ya taşınanlar özlerini ve manevi değerlerini Avrupalı’lara nazaran daha çok korumuşlardır.

Geçenlerde Avrupa’da şu anda 70% ateist nüfusu duyduğumda şok geçirdim. Bu rakamın doğruluğunu bilmiyorum ama 5 yıl İsviçre’de yaşamış birisi olarak şunu söyleyebilirim ki Amerika Avrupa’ya göre inanılmaz dindar bir halk. Bundan dolayı zamanla Amerika’dan Avrupa’ya bir kültür geçişi olmuş.

Ben Christmas’a saygı duyuyorum, Şükran Günü’nde Amerikalı arkadaşlarımın yemeğini paylaşıyorum. Evleri Christmas’ta rengarenk cıvıl cıvıl oluyor. Buraya kadar her şey tamam da bizimkilere noluyor. Neyse bu mevzu uzun mesele ancak şunu söyleyebilirim. Amerika’nın manevi ve kültürel zenginliklerini tasarlamış oldukları zeki Ekonomik dinamikleriye birlikte keşfettiğinizde Avrupa’nın nasıl yozlaşmış bir kültür üzerinde durduğunu anlayacaksınız ve onları taklit ettiğiniz için de kendinizden utanacaksınız.

Demem o ki, bizim 10 günlük tatil yaptığımız dini bayramlarımızda Anglo-Sakson zihniyeti olsaydı kesin kapitalist bir ayar çekerlerdi. Bizde halen Kurban Bayramında hayvanların canına kıymak nasıl dini bayram olur diyen kavurma sever dalkavuk insanlar olduğu müddetçe ilk önce çekilmesi gereken ayarın insan zihniyetinin olduğunu düşünüyorum.

12 thoughts on “Şükran Günü

  1. Mehmet bey harika bir konuya değinmişsiniz. Bu konu hakkında bende müsaadelerinizle bir şeyler sormak ve eklemek isterim .
    Öncelikli olarak hindiye “turkey” denmesinin sebebini araştırmalıyız. Bunu çoğu kişi aşağılama olarak algılasa da aslında hindinin yanaklarına sarkan kırmızı ibiklerinden dolayı, iyi beslenmiş ve sağlıklı Türk insanına benzetmelerinden kaynaklı olduğunu yıllar öncesinden okumuştum ancak Türklere olan kızgınlık ve üstün gelme güdüsü sonraki nesillerde nefrete varan söylemlere sebep olmuştur doğrusunu hep birlikte araştırarak burada paylaşabiliriz. Yani anlayacağımız bize hindiden dolayı “TURKEY” demiyorlar bizden dolayı hindiye “turkey” diyorlar .

    Yılbaşı mevzusunda da Prof.Dr. Muazzez İlmiye ÇIĞ Hanımefendi , ki kendisi dünyaca ünlü bir SÜMEROLOG dur . Türklerin Anadoluya 1071 den en az 5 bin yıl önce girdiklerini Anadolu da yaşayan Türk kavimi olduklarını ve tek tanrıya ,gök tanrıya inandıklarını arkeolojik çalışmalar sonucu elde edilmiş tabletlere dayandırarak belgelemekte. Aynı tabletlerde o kavmin takvimine göre her yıl başlarında sağlığı ve bolluğu simgeleyen “AKÇA AĞAÇ ” a hediyeler bağlayarak aileyi biraraya getiren aktiviteler ritüeller yaparak yaratıcı olan tek Tanrıya dua ederlermiş bu gelenek sonraları keşişler aracılığıyla batıya yayılmış bunu da merak edenler araştırabilirler .

    Sonuçta özenti duymakla eleştirdiğimiz neslimize, aslımızı tarihimizi geçmişimizi tam bilmemekten kaynaklı eksiklerden dolayı eleştirmemiz daha doğru olmaz mı ? Işık dünyaya doğudan yükselmiş tıpkı kültürlerin anadoludan yayıldığı gibi sahip çıkmalıyız Hem kendi Neslimizin hemde bizden sonra da bu topraklarda yaşamış diğer kavimlerin bıraktıklarına sahip çıkmalıyız

    Sevgi ve hürmetlerimle

    • Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler. “turkey” ve “Turkey” arasındaki ilişkiyi ben de tam bilmiyorum onun için değinmedim.

      Geçmişte kültürler birbirinden oldukça etkilenmiş, yalnız Noel’in bugünkü formatı Avrupa’da ve daha çok Almanya’da şekillenmiştir. Sonra da ABD’ye taşınmıştır. Bu zamandan sonra böyle bir kültürün tetikçisi olma iddiasının çok geçerli olacağına inanmıyorum.

  2. “Bu zamandan sonra böyle bir kültürün tetikçisi olma iddiasının çok geçerli olacağına inanmıyorum” derken neyi kastettiğinizi anlayamadım açıklarsanız sevinirim Ayrıca bahsettiğiniz üzere Noel kültürü avrupadan yayılmış olabilir ancak ben ağaca hediye bağlama ritüelinin sümerlerden buyana geldiğini ifade etmek istedim
    Sağlıcakla kalın

    • Size katıldığımı söylemeye çalıştım. Yani söylediğiniz doğru, aslında Avrupa pek çok şeyi Doğu’dan almıştır. Benim kastettiğim eğer herhangi bir millet eski ritüelleri veya buluşları sahiplenmeye çalışırsa bence tutmaz. Mesela Geometeri, Matematik ve Kimya alanındaki pek çok formül de daha çok Arap bilginlerinden gelmiştir ama bunu burada bir türlü anlatamıyoruz. Sanırım güçlü olan kabul ettirir çağında yaşadığımız için

      • Evet şimdi daha iyi anladım anlayışınız ve hoşgörünüz için teşekkür ederim . Takip ettiniz mi bilmiyorum ancak “Prof. Dr. Fuat SEZGİN ” GÜNÜMÜZ BİLİMLERİNİN KÖKENİ ASIL HANGİ COĞRAFYADADIR” I CEVAPLIYOR …..” başlıklı yazımda bu konudan bahsetmeye çalışmıştım beklediğimden fazla ilgi gördü demekki merak ediliyormuş tekrar teşekkür ederim

    • Evet Prof. Dr. Fuat Sezgin yazınızı yeni okudum. Oldukça değerli bir makale. Küçük bir eleştiri yapayım. Onun kendi biyografisi ile ortaya çıkardığı eserleri birbirinden ayırarak madde madde yazılsa blog yazınız daha çok ilgi çeker kanaatindeyim. En sevdiğim kısım da Amerika’nın keşfinde Christophe Colomb’un bir Müslüman Haritası kullandığı 🙂

    • Bize vejeteryan yemek hazırlamışlardı, hindiden yemedik. Helal gıda konusu burada muamma ve bizim için oldukça sıkıntılı bir mevzu. Buna ayrıca başka bir blog yazımda değineceğim

  3. Geri bildirim: Red Dawn Filmi | 2kere2beseder

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s