Cesaretin Kazandırdıkları

Yıllar önce evimde televizyon izlerken Samanyolu Tv’de Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ilginç bir vaazına denk gemiştim. Hz. Hamza’dan bahsediyordu ve ona Uhud Savaşı’nda en büyük şehitlik mertebesinin cesaretinden dolayı verildiğini söylüyordu. Gözümün gördüğü hiç bir şeyden korkmam diyen Hz. Hamza daha sonra bir mızrakla şehadet şerbetini  içecek ve Şehitlerin en büyük mertebesine ulaşacaktı.

Doğrusu şimdiye kadar hiç böyle bir yorum duymamıştım. Fethullah Hocaefendi’nin üzerinde parmak bastığı “cesaret, yürek, kimseden korkmama” özelliklerinin Allah tarafından saygıyla karşılandığını ve ödüllendirildiğini yeni öğreniyordum.

Gerçekten cesaret böyle bir şey miydi. Savaşlarda okların, mermilerin en çok kaçanlara isabet etmesiyle aynı kapıya mı çıkıyordu bilemiyorum ama televizyonda denk geldiğim bu vaazdan sonra “cesaret” üzerinde yıllarca düşünmeye başlamıştım.

Türkçe’de “yürekli adamsın”, İngilizce’de “you got heart” şeklinde toplum dilinde kullanılan cesurluk tanımlamalarının yaşamımızdaki karşılığı neydi? En önemlisi bizi yaratanın bile yüreğimize saygı duyması ve ödüllendirilmesi ne anlama geliyordu? Cesaret kendi elimizde olan bir şey miydi?

Evet sanırım yürek işi gerçekten irade işi demekti. Bazılarında doğuştan gelen önemli bir özellik olsa da sonraları geliştirilebilirdi, aynen liderliğin doğuştan geldiği ama sonradan geliştirilebilir olduğu gibi.

Eski zamanlardaki gibi bire bir savaşlar azalsa da günümüzde mücadeleler artık çok değişik şekilde cereyan ediyor. “Reddedilme Korkusu” yazımda kısmen değinmiştim ama gerek reddedilme korkusu, gerekse kaygı, korku, risk ve stres gibi modern sorunları aşmada ihtiyacımız olan en büyük gereksinim cesaret olduğu için biraz daha açmakta fayda var.

Milyar dolarlık şirketlerin CEO’larına ve kurucularına bakın, onları diğerlerinden farklı kılan en önemli özelliktir cesaret. Pek çoğunun risk alarak okuldan ayrılmaları magazin malzemesi yapılsa da İlahi kanunlar tarafından zamanla yüreklerine göre ödüllendirildiklerini anlayacaksınız. Herkesin tıpış tıpış okuyup en risksiz yoldan maaşlı işlere talip olduğu zaman dilimlerinde onlar canını dişine takmış ve hayallerinin peşinden hiç yılmadan cesurca koşmuşlardır.

Cesur olmaya günlük hayatımızda bile çok ihtiyacımız var çünkü artık sanat, bilgi, yenilik, inovasyon gibi rekabetçi bir dünyada yaşıyoruz. Sunum yaparken, oyunculuk sergilerken, toplum önünde konuşurken, konferans verirken cesur olduğumuz ölçüde kendimizi ifade edebiliyoruz. Kendinizi ifade ettiğiniz ölçüde de özgüveniniz gelişiyor, toplumsal saygınlığınız arttıyor ve pek çok kimsenin çekindiği şeylerden siz büyük bir cesaret ve kararlılıkla üzerine gittiğiniz için Kader’in Sahibi sizi daha çok ödüllendiriyor.

Hangi inançtan olursanız olun, hangi milletten, ırktan olursanız olun Evren’in Sahibi yürekli kişiye saygı duyuyor ve en çok onu ödüllendiriyor. Mesela şarkıcı ve sinema oyuncularını düşünün. Binlerce gözün önünde verdikleri cesaret sınavını başarıyla nasıl geçtiklerini gözünüzde canlandırın. Kolay değil bir yeteneği binlerce gözün önünde sergilemek. Bundan dolayı geometrik olarak kısa zamanda maddi servete ulaşmalarını bu zaviyeden değerlendirebilirsiniz.

Biz onları sahnede bir kişi görüyoruz ama onlar tek gözle binlerce insanı görüp performans sergiliyorlar ve olabildiğince kendilerini ifade etmeye çalışıyorlar. Bundan dolayı “popülizm” den kısa zamanda servet yapmanın hayat kanunları içerisinde karşılığı bu olsa gerek, yani cesaret! Popülizmi acımasızca eleştirenler bir de bu açıdan baksınlar ve onların kendilerinden daha cesur olduklarını itiraf etsinler.

Yani yürek işi doğuştan olsa da sonradan geliştirilebilir bir erdemdir. İster yetenek olsun ister bilgiye dayalı işler olsun, yüreğini ortaya koyan, bunu sabırla ve uygun stratejilerle sürdürebilen başarıyı yakalıyor. Bundan dolayı başarının çok karmaşık tarifine gerek yok. Yürek olmadı mı başarının “b” sini bile konuşmanın anlamı kalmıyor çünkü her şey mangal gibi bir yürekle başlıyor.

Şu anda kafanda bir iş varsa, yarın sunum yapacaksan, öteki gün konferans vereceksen, bir yıl içinde iş kurmayı planlıyorsan, birisine evlenme veya çıkma teklifi yapacaksan, nolursun artık olabilir mi demekten vazgeç. Nolursun, cesaretini topla artık. Ringe çık ve insiyatif al, ringte senden başkası senin için insiyatif alamaz, sen alacaksın, sen rakibinle yalnız dövüşeceksin, orada kalabalığı hissedeceksin, binlerce gözün seni izlediğini hissedeceksin. Seni yaratan bile ringte senin yüreğine bakıp ona göre sana muamele ediyor, sen daha halen neyin hesabını yapıyorsun.

Artık kim ne der, olur mu, reddeder mi mazeretlerini bırak. Çok fazla sorguluyorsun, hazırlık yap ve çok beklemeden ringe çık, yumruk ye, başarısız ol, sonra tekrar çık, tekrar yumruk ye, nakavt ol, özeleştiri yap rezil oldum deme, bir sonraki sefer yanlışlarını öğren, rakibini analiz et, tedbirini al, eksikliklerini gider, sonra tekrar çık, kendine karşı agresif ol, konsantre ol, odaklan, yüreğinden çıkacak enerji gözlerinden fışkırıp karşı tarafa yayılacak, rakibini etkileyecek, yavaş yavaş onu yenmenin zevkine varacaksın. Olmadı mı bir daha, bir daha, bir daha, yine çık, hiç bıkma, bir daha, bir daha.. Allah ne verdiyse bir daha..

Göreceksin, cesaretin ve kararlılığın seni hayallerinin ötesine taşıyacak. İnsanlar senden bahsedecek, hayallerinin ötesinde en iyi şekilde ödüllendirileceksin. Hayalinde bile canlandıramadığın gelecek için gözün kara olmaktan başka hiç bir seçeneğin yok. Sakın unutma Cesur Yürek olmak için yüreğinin götürdüğü yere gitmelisin ve orada sonuna kadar mücadele etmelisin çünkü Mel Gibson’ın Breaveheart filminde dediği gibi “Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşayamaz.”  (Breaveheart 1995)

Mangal gibi bir Yürek uzun bir yolculuğu gerektirir. Yolun açık olsun!

3 thoughts on “Cesaretin Kazandırdıkları

  1. Eyvallah demek geldi içimden ,
    O kadar samimi anlattınız ki ,
    Bu anlatımınızı masaya yatırıp tartışsak Ülkenin bu günkü sosyal, kültürel, ekonomik düşmüşlüğünün, neye ihtiyaç duyduğunun reçetesi ortaya çıkar.
    Bu sebeple bütünün ilk parçası olan bireyin, toplum psikolojisinin genel etkisinde boğulmadan, bireysel yeteneklerini toplumun hizmetine sunmasıyla zaten o topluma hizmetini yapmış olacaktır.
    Sizinde üstüne basarak söylediğiniz gibi tetkik,etüd,bilgi cesaret, cesaret, cesaret
    iyi ki varsınız .

  2. Geri bildirim: En Çok Sevdiğinin Kapısını Bile Üç Kere Çal | 2kere2beseder

  3. Gerçekten çok etkileyici bir yazı olmuş. Bu yazıyı defalarca okuyabilirim. Hele de şu dönemde içimde esen fırtınaları o kadar iyi yansıtmış ki.. Cesaret cesaret diye haykırışlarıma tercüman olmuşsunuz.
    Kaleminize sağlık…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s