İngilizce’nin Nazikçesini Öğrenebilmek

Louisiana eyaleti yıllarımda New Orleans’ta bir Pizza lokantası işleten Türk işveren arkadaşım bana ilginç bir anısını anlatmıştı. Lokantadaki Amerikalı çalışanlar Türk’leri nezaketsizlikten dolayı kendisine şikayet etmişler. Türk çalışanların çok kaba ve sert konuştuğunu iddia etmişlerdi. O da hiç bir şey yapamamıştı.

Orada çalışan Türk arkadaşlarımı yakinen tanıyordum. Son derece nazik, kibar ve ahlaklı insanlardı. Ancak sonradan ayrıntıları öğrenmiştim. Emir kipleriyle konuşmaları, İngilizce’ye ait kibar kelimeleri bilmeyişleri ve kültür çatışması gibi etkenleri göz ardı etmeleri çatışmayı etkileyen faktörlerdi.

Yani anlayacağınız bu şikayetin temelinde İngilizce’deki adabı muaşeret kurallarına uymamak yatıyordu. Mesela I want to see this.. . yerine I would like to see this.. , Can you do..  yerine Could you please do.. veya Give me this.. yerine Would you mind to give me this.. gibi çok temel kurallara bile riayette zaafiyet söz konusuydu.

Kanımca İngilizce’de en önemli kelime “please” olsa gerek. Bu kelimeyi Amerikalı arkadaşlarım o kadar çok kullanıyor ki artık benim dilime de pelesenk oldu. Sıkışık yerden geçmek için karşı tarafa “excuse me”, en ufak bir yardıma “thank you” veya “I appreciate”, kalabalık yerden geçerken en ufak yanlış bir temasta “I am sorry” kullanmak ta başka temel ve bir önemli nezaket kurallarından.

Amerikalı’ların şikayetinin temelinde onların bu basit kuralları bildiğimizi varsaymaları yatıyor. Yani onlar sanıyor ki biz bunları çok iyi biliyoruz ama uygulamaktan çekiniyoruz. Halbuki bilmeyenler çok, bilenlerde de alışkanlık peyda etmemiş. Yani bir çeşit kültür meselesi ama siz bunu onlara izah edemezsiniz çünkü günlük hayatta onlarla İngilizce konuşuyorsunuz ve böyle basit bir kültürü sizin bildiğinizi farzediyorlar. Eğer gerçekten İngilizce’niz kötü olsaydı o zaman sorun olmazdı. İngilizce’si berbat olanları anlayışla karşılayabiliyorlar tabii ki.

Arkansas eyaletine geldikten sonra benzer durumları bizzat burada kendim de yaşadım. Bir keresinde Amerikalı arkadaşlarla bir masada yemek yiyoruz. Masadaki 50’li yaşlarındaki bir Türk Beyefendi arkadaşım bana “Mehmet turn on the ligths” emir kipini kullandı. Masadakilerin dikkatini çok çekti bu söylem. Bazılarının irrite olduğunu müşahade ettim. Söyleyen Türk farkında değildi, ben de bozuntuya vermeden hemen gidip ışıkları yaktım.

Doğrusu şu olmalıydı: “Mehmet, would you mind to turn the lights on” veya en azından “Mehmet please turn on the lights” durumu yine kurtarırdı.

Amerika’da yaşadığımdan beri Türk’lerin kendi aralarındaki iletişim kültürünün buraya hiç uymadığını müşahede ettim. Mesela biz tartışmayı biraz seven bir milletiz. TV programlarında bile sesi gür çıkanın haklı olduğunu sanırız. Fakat burada sesi karşı taraftan sürekli gür çıkması ve tartışma zeminine çekilmesi Amerikan halkı tarafından hoş karşılanmıyor.

Bu sıralar Başkanlık yarışı yapan Obama ve Romney’in TV programlarındaki tartışmalarının (debate) 3’ünü de teker teker dikkatlice izledim. Yarışmacıların en çok dikkat etmeye çalıştığı husus karşı tarafa nezaketle cevap verebilmek. Şahsı değil, yapılanları konuşmak. Mesela en son bugün 3. debate’te Obaman’ın 3 defa kendi hikayesinden örnek vermesi Twitter’da ve Facebook’ta Obama taraftarları tarafından bile tepkiyle karşılandı.

Bazen küçük tartışmalar olsa da göstermiş oldukları nezaket ve dinleyicilerin de olgunlukları insanı gerçekten etkiliyor. Amerika halkının karşı tarafı dinlemeyi ve demokratlığı başka milletlere nazaran daha çok özümsemiş ve sindirmiş olduğunu rahatlıkla iddia edebilirim. Çünkü Anglo saklon kültüründe tartışma nezaket dışı kabul ediliyor ve “cool” kültürünün dışında kabul ediliyor. Bizim kültürümüzde ise tartışmalar genelde yüksek tansiyonda geçebiliyor ve taraflar kendilerini kaybedebiliyorlar. Bunu kendi kültürümüzü karşılaştırmak ve küçümsemek için söylemiyorum. Sadece bir eksikliğimizi dile getirmeye çalışıyorum.

Yani tartışmadan kaçınmak ve günlük İngilizce’deki nazik söylemlere riayet etmek burada size oldukça puan kazandırıyor. Bize televizyonda gösterdikleri “F.. You” kültürü sokaklarda olan kültür ve kesinlikle akedemik camiada ve şirket hayatında geçerli değil.

Bir keresinde bir Türkçe seminerindeyiz. Salona gelen Amerikalı arkadaşları yan odadaki İngilizce bir seminerine yönlendirmek isteyen iyi niyetli Türk konuşmacı “Our American friends should go next door for…” diye başlayınca yanındaki aklı başında başka bir Türk arkadaş hemen uyardı: “should go değil, might go, might go!” Allah’tan “must” dememişti.

Bir aralar bu nezaket kuralları kafama çok takılmıştı. Gerçekten kim haklıydı. Amerikalı’lar çok mu abartıyordu yoksa bizde mi eksiklik var diye sorguluyordum kendimi. Sonra buraya Orta Asya ülkelerinden gelen insanlar oldu. Mesela bir Kazak arkadaşın kaba Türkçe konuşmasını çok yadırgamıştım en başta. Sonra baktım ki adam nezaket kurallarından bi haber. Kasıtlı emir kipleriyle konuşmuyor. Türkçe öğrenirken aldığı eğitim ve kültürü dile tam yansımamış. Aynı şekilde Türkmen, Azeri ve Kırgız arkadaşlarım için de söz konusuydu. Türkçe bildiklerini sanıyorlardı ama inceliklerine vakıf değillerdi ve biz onları biliyor kabul ediyorduk.

İngilizce’den devam edelim. Başka bir örnek te benim yaptığım hataydı. Arabama yağ almaya gitmiştim. Bana yardımcı olmak isteyen Amerikalı kasiyere derdimi anlatmaya çalışıyordum. Sonunda “Do you understand?” diye sordum. Amacım doğru anlatabildim mi diye sormaktı halbuki. Kendisi irrite oldu, “Ohh yes sir, I understand, I absolutely understand sir” diye karşılık vermişti. Halbuki şöyle demeliydim: “Does it make sense?”, yani benim söylediklerim sana mantıklı geliyor mu diye offensif algıdan uzak bir söylem kullanmalıydım.

Yine Louisiana’da asistanlık yıllarımda bölüm başkanı dahil küçük bir yıl başı hediyesi vermiştim bütün herkese. Bölüm başkanı ofisinde yoktu, ben de masasına bırakmıştım. Ertesi gün sabahı kendisinden masamda güzel bir zarf içinde teşekkür mektubu almıştım.

Özel günleri kutlamak, tebrik etmek, karşılıklı hediyeleşmek veya en azından teşekkür mektubu bırakmak, tartışmalardan uzak durmak, nazik İngilizce söylemlerine riayet etmek burada çok önemli bir kültür ve sizin Amerikan toplumunda itibarınızı arttıran önemli etkenlerdir.

Does it make sense?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s