Reddedilme Korkusu

Bir iş mülakatına gireceksiniz, çıkma teklifinde bulunacaksınız, birisinden borç para isteyeceksiniz, birisine evlilik teklifinde bulunacaksınız, yeni bir okula başvuru yapacaksınız, böyle durumlarda hemen hemen hepimiz reddedilme korkusu yaşarız.

Bugün arkadaşlarımla sohbet ederken konu benim bloglarıma geldi. 70 civarında blog yazdığımı söyleyince Türk arkadaşlarım bunun ileride tehlikeli olabileceğini söylediler. Gelecek hayatımdaki müstakbel eş adayımın yazılarımdan dolayı benim düşünce yapımı çıkartabileceğini ve  ayrılabilme tehlikesi doğabileceğini söyleyen arkadaşlarım farkına varmadan reddedilme korkusunu açığa vuruyorlardı. Açıkçası hiç te böyle düşünmemiştim.

Halbuki Amerika’da yaşayanlar olarak şunu tam öğrenememiştik. Bu kovboy memleketinde “express yourself”, yani “kendini ifade et” kültürü yaygın yaşayış felsefesiydi. Tiyatro, spor, güzellik yarışmaları, münazara yarışmaları, hitabet, diksiyon dersleri eğitim sisteminde seviyeye göre derinlemesine işlenen alanlardı. İnsanlar günlük hayatlarında fizik-kültür (Gym) çalışıyorlardı. Yoga, Zen gibi ruhsal deneyimleri saymayacağım bile.

Bir Amerika’lının yaşam biçimi hareket üzerine, kendini olabildiğince ifade edebilme üzerine kuruludur. Kendi gözlemimden reddedilme korkularının daha az olduğunu söyleyebilirim. Kendini ne kadar çok ifade edebilirsen o kadar çok risk alabiliyorsun çünkü.

İşte kanımca bizim gibi Asya toplumlarında kendini ifade edebilmek bir risk olarak algılanıyor. Risk alıp başarısızlık olduğunda toplum tarafından iyi karşılanmıyor. Riske girmeyenler hoşlandığı kişiye çıkma teklifinde bulanamıyor, borç para isteyemiyor, iş mülakatlarına bile gitmekten çekiniyor.

Nasıl olsa Greencard çıkmaz diye ABD’nin sunmuş olduğu Greencard Lottery’sine başvurmayan Türk’lerle bile karşılaştım. Sanırım reddedilme korkusunun doruk noktası bu olsa gerek çünkü seçilenleri bilgisayar seçiyor. Arkadaki makinadan bile reddedilme korkusunu yaşayan bir milletiz.

Yazılarını beğeniyle takip ettiğim Zeynep Selvili‘nin “Kaybedecek Hiç Bir Şeyim Yok” bloğunda buna kısmen değiniliyor.

“Bu yüzden sorarım yakınanlara, sır saklayanlara ben: “Hiç denedin mi?” diye. Denedin mi sevdiğini söylemeyi? Denedin mi o yola girmeyi? Denedin mi içinle dışını dengede tutabilmeyi? Ve “Hayır” ise cevap, öğrenmek isterim neyin tüm bunlara engel olduğunu. Mani cesaretsizlik, fazla gurur, başaramama, rezil olma veya reddedilme korkusuysa, asıl o zaman ben korku duyarım Onlar için, geç kalınmış yüzleşmeleri için.”

Evet hiç korkmayacaksın deneyeceksin, içinde tutmayacaksın, korkmayacaksın. Olmadı mı, bir daha, yine mi olmadı bir daha, hiç denemekten bıkmayacaksın. Özellikle kontrolünde olanlardan hiç korkmayacaksın. Hoşlandığın kişi seni reddettiğinde kontrolünde olmadığı için üzülmeyeceksin. Hayırlısıymış deyip başka bir kısmet arayacaksın. Bunu yaparsan reddedilsen bile alternatiflerini çoğaltırsın, kısır döngüyü kırarsın, hareketlenirsin, zamanla çekim kuvveti meydana getirirsin, iş, eş, aş seçme hakkını kazanırsın.

Kontrolünde olmayanları aşırı sahiplenmeyeceksin, mutlaka bu kişi olsun demeyeceksin, bu özelliklerdeki kişi diyeceksin. Kişi aramayacaksın, erdemleri arayacaksın, sevgiyi arayacaksın. Şirket aramayacaksın, işin kendisini arayacaksın, başkasının peşinden koşmayacaksın, ideallerinin, hedeflerinin, vizyonunun peşinden koşacaksın.

Ben 10. okula başvurduktan sonra kabul aldım ve Amerika’ya gelebildim. Çok üzüntülüydüm ilk başvurularımdan sonra ama pes etmedim. Kabul aldıktan sonra kendimi bankada zengin gösterdim sonra da cebime $2000 koyup dönemlik $20 000 lık master kursuna geldim. Uçak paramı hayırsever bir iş adamı vermişti. Son saniyelerde asistanlık bulup okul masrafımı da karşıladım. Bu riski almasaydım Amerika macerama hiç başlayamayacaktım.

Louisiana eyaletinde Asistanlık param yetmediğinde dışarıda kumaş işlerinde çalıştım. Master bittiğinde 2008 Ekonomik kriz yılıydı. Arkansas eyaletine geçip 6 ay boyunca güneş gözlüğü sattım ve sonunda bir hastanenin bilgi işleminde iş buldum.

Şirkette şu anda 80 hastanenin kullandığı hasta resim transfer programını yazdım. Bir hasta bir hastaneden başka bir hastaneye transfer olduğunda artık DVD taşıması gerekmiyor. Her şey otomotik olarak yazdığım program üzerinden gerçekleşiyor. 80 küsür hastaneyi bir çatı altında toplamayı Allah bana nasip ettiği için ne kadar şükretsem az. Şimdi de Missisipi eyaletindeki hastaneleri bağlamaya çalışıyoruz. Eğer olursa bütün Amerika’daki hastaneleri de bağlamaya çalışacağız.

Geriye baktığımda iyi ki 10. okula başvurmuşum diyorum. İyi ki her türlü riski alıp gelmişim. Hem hiç bir şey olmasa bile Türkiye’ye geriye döndüğümde İngilizce öğrenmiş olarak, çok farklı kültürleri tanımış olarak, master yapmış olarak ve iş deneyimine sahip biri olmuş olarak döneceğim.

Evet hep esnek olacaksın, strateji geliştireceksin, projeler üreteceksin, çalışkan olacaksın. Hırslı olmayacaksın ama azimli ve dürüst olacaksın. Kendini sosyal hayatta ne kadar ifade edebiliyorsan o kadar ifade etmeye çalışacaksın. Tiyatro yapacaksın, oyunculuk yapacaksın, kimseye aldırmadan delice blog yazacaksın, düşüncelerini kağıda dökeceksin, şarkı türkü söyleyeceksin, spor yapacaksın, partilere katılacaksın, arkadaşlarını ziyaret edeceksin, telefonla uzaktakilerin hatırını soracaksın. Kendini ifade etmek sadece kendin için yaşamak demek değildir. Kendini ifade etmek aynı zamanda paylaşmak ta demektir, fedakarlık ta demektir.

Bıkmayacaksın hiç hayattan, okula kabul almadığın için vazgeçmeyeceksin, seni reddeden kıza/erkeğe gönül koymayacaksın. Sadece yoluna usülünce devam edeceksin.

8 thoughts on “Reddedilme Korkusu

  1. Sizi Ayakta alkışlıyorum ; Değerli dostum,
    Makalenizde , toplumumuzun neden bugünkü sıkıntılı üzücü yapıya geldiğini ana temel ilkesiyle aktarmışsınız .
    Ancak kovboylar böyle yapıyor tarzında ki anlatımınız sanki bu üslubun onlara ait olduğu izlenimini veriyor.Ben buna katılmıyorum, çünkü “YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN ,YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL ” felsefesinin yeşerdiği bu anadolu toprakları besliyor bu yüce milleti (tabi gıdasını alabilenler için söylüyorum)
    Kervan yolda düzülür diyerek çıktığınız yolda size kolaylıklar diliyorum ve görüyorum ki siz meseleyi kafanızda çözmüş bitirmişsiniz size engel yok artık
    Ve son olarak, HAYRIN VE ŞERRİN YALNIZCA ALLAH TAN GELDİĞİNE inanan bir dinin mensubu olan , kader kontrolünü dikkate alan ve herşeyden öte kendin olarak yaşamanın özgürlük olduğunu düşünen biri olarak ;
    Bu konuyu böylesine içten anlattığınız için size çok teşekkür ederim
    İzin verirseniz makalenizi “ÖNERDİKLERİM” başlığımda , bloğunuzu da “DOST BLOGLAR” başlığı altında sayfalarıma eklemek istiyorum müsade onayını verirseniz mutlu olacağım
    Sağlıcakla kalın ,
    Çelebi Kaptan (Hakan ÇELEBİ)

    • @ÇelebiKaptan Estağfirullah, müsaade sizin. Dost Bloglar iyi fikir, ben de böyle bir şey düşüneyim en iyisi. İyi dileklerin ve eleştirin için teşekkür ederim

  2. Gerçekten etkileyici bir yazı olmuş..Yazılarınızı bugünden itibaren sürekli takip etmeye çalışacağım..Kaleminize Sağlık .

  3. Geri bildirim: Cesaretin Kazandırdıkları | 2kere2beseder

  4. Geri bildirim: İyi hissetmek | 2kere2beseder

  5. gerçekten birşeyler öğrenerek okudum insana içindekini bu kadar gösterdiğiniz için teşekkür ve tebrik ediyorum çok güzel inanılmaz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s