Pozitif Düşünceyi İthal Etmek

1998’den sorna yani 2000 li yılların başlarında dünyada Kişisel Gelişim patlaması olmuştu. Her zaman olduğu gibi bu akım da önce Amerika’dan başlamış, sonra Avrupa’yı sarmış sonra da bizim içimize de kadar hızlıca yayılmıştı. Richard Bandler, John Grinder, Antony Robbins, Dale Carnegie gibi isimlerin kitapları Türkiye’de de popüler olmuş ve ortalık Kişisel Gelişimci kaynamıştı.

Hepsinin ortak özelliği pozitif düşüncenin önemini anlatmaktı. Hayatımda hangi kişisel gelişim seminerine katıldıysam pozitif düşünceden bahsediyordu. Sanki binlerce yıllık pozitif düşünce yeniden keşfedilmiş gibiydi.

Aslında endüstrileşen dünyada rekabeti kazanmak için kişisel gelişim metodlarını öğrenmek ayrıcalık yerine mecburiyet olmuştu. Pozitif düşünce de bundan nasibini aldı.

NLP etkiden ziyade tepkiyi esas alıyor ve gerçekten de iyi sonuçlar veriyordu. İş adamları bütün olumsuzluklara rağmen pozitif kalıyor, ihaleleri onlar kapıyordu. Öğrenciler derslerini daha verimli çalışıyor, ikili duygusal ilişkiler düzeliyor, hastalar ümitleniyordu. Peki ama pozitif düşünce sistematiğini öğrenenler sonra birden bire meydana gelen büyük bir olumsuzluk karşısında neden tökezliyordu.

Pozitif düşünce seminerlerinin revaçta olduğu bir zaman diliminde çok ilginç bir şey olmuştu. Türkiye 2001 Ekonomik krizini yaşamış ve tanıdığım her ne kadar pozitif insan varsa tamamen tersine dönmüştü. Hani bir gecede devülasyon olmuştu da ekonomimiz dibi görmüş, enflasyon fırlamış ve bütün moraller bozulmuştu. Dışarıdan getirilen Kemal Dervişoğlu da bir şeye yaramamıştı.

O zamanlar pek çok Kişisel Gelişimciler “Her kriz bir fırsattır”  deyip kendilerine ekmek kapısı yaratmışlardı. Harbiden de kendilerine bir fırsat yaratıyorlardı. Ancak milletin pozitif düşünceye dair hiç bir enerjisi kalmamıştı. Daha çok büyük şehirdekilerini kastediyorum yoksa fakir Anadolu  insanı zaten açtı ve pozitif düşünce geyikleri onun karnını hiç bir zaman doyurmazdı.

Siz insanlara pozitif düşünceyi ne kadar anlatırsanız anlatın insan karakterinin gereğini yapar. Bir de zorlu ekonomik koşullarda yaşıyorsa onun bu türlü muhabbetleri kaldırabileceğini sanmıyorum.

Elbette pozitif düşünen insan fırsatları yakalamak adına diğerlerinden daha avantajlı olur. Şanslı kişilerin ortak özelliği pozitif olmalarıdır. Pozitif kişiliğinizle çevrenizde olumlu elektrik yaratıp insanları etki alanınıza alabilirsiniz. Burada pozitif düşüncenin varlığını ve başarıdaki önemini tartışmıyorum.

Diyorum ki pozitif düşüncenin sürekliliği dünyanın en zor işidir ve bu mesele yurt dışından bir düşünce sistemini alıp uygulamakla çözülecek bir mesele değildir. Bakın Dale Carnegie intihar etmiştir, Anthony Robbins kitabında sürekli bahsettiği sevgili eşinden boşanmış ikinci evliliğini yapmıştır. Bu insanları da yadırgamıyorum ancak pozitif düşüncenin sürekliğini bu yola baş koymuş insanlar da başaramıyorlar.

Onun için büyük konuşmamak lazım, insanlara nasihat verirken, telkin ederken dikkatli olmak lazım. Bir yakınınız öldüğünde, sevgilinizden ayrıldığınızda, boşandığınızda, trafik kazası geçirdiğinizde pozitif olmanın neredeyse hiç imkanı yoktur. Olmamalıdır da, çünkü orası hüznün hakkıdır, göz yaşlarının hakkıdır. Ruhun ıslanması ve acının birlikte paylaşılması için duyguların sel olması gerektiği yerdir orası.

Bazen kendi içine çekileceksin, için içini yiyecek, kendine geleceksin. Geçmişini yargılayıp kendinle hesaplaşacaksın. Pozitif olmayacaksın o zaman, kendine acımasız da olmayacaksın. Sadece gerçekçi olup, kendini eleştireceksin. Kırdığın kalpleri teker teker düşünüp kadere hesap vereceksin.

Zaten kültürümüzde “hayırlısı” diye bir kavram vardır. Dilimize alışkanlık olmuş bu kelime bence bütün servet-i fünun seminercilerin pozitif düşünce seanslarından daha anlamlıdır.

Pozitif düşünce deyince bizim Anadolu insanımızın aklına “şükür” gelir. Üç beş çocuklu geçimini zar zor sağlasa da “Allah devletimize zeval vermesin” der, “çocuğumun sağlığı yerinde ya” der şükreder.

Anglo-Sakson kültürünün bize diktiği pozitif düşünce elbisesi bize uymuyor işte. Zaten kendilerine de tam uymuyor, uyuyor gibi yapıp bizi aldatıyorlar ve kitaplardan, seminerlerden para kazanıyorlar. Gerçekten kendilerine tam uysaydı kendi toplumsal sorunlarını hallederlerdi. Amerika’daki evsizler, Afrika’daki aç insanlar, her gün artan eşcinsel sorunlar, cinayetler, seri katiller hep bu kapitalist ülkelerin dünyanın kucağına ittiği sorunlar.

Pozitif düşüncenin varlığını her zaman kabul etmiş bir Yüce Türk Milletinin sistematiğini dışarıdan almasına ihtiyacı yoktur. Kendi değerleri pozitif düşünce sistematiğini oluşturmak adına yeter de artar da. Yok eğer alırsa kendisi olmaktan çıkar, gerçi çıkanlar da az değil.

4 thoughts on “Pozitif Düşünceyi İthal Etmek

  1. hocam takipteyim. yorum yazmıyorum diye makalelerinizi okumadığımı sanmayın yer imlerim de ilk sırada siteniz kayıtlı. hergün aklıma geldikçe bakarım sitenize yeni makale var mı diye. Bu arada varsa mutlu oluyorum inanın. herneyse yani olumsuz düşünceler sizi makale yazmaktan alı koymasın hatta teşvik etsin. Allah size sağlık sıhhat huzur versin amerikaya selamlar.

    Olumlu ( pozitif ) düşünce adına bence en güzel sözlerimizden hatta kültür mirasımızdan biride erzurumlu ibrahim hakkı hz. nin şu dizeleri olsa gerek;

    Mevla görelim neyler neylerse güzel eyler.

    beşliğin tamamı

    naçar olacak yerde
    nagah açılır perde
    derman eder ol derde
    mevla görelim neyler
    neylerse güzel eyler.

  2. Geri bildirim: Kişisel Gelişimi Konumlandırabilmek | 2kere2beseder

  3. Geri bildirim: İyi hissetmek | 2kere2beseder

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s