Girişimcinin Düştüğü Fikir Tuzağı

Genelde girişimcilerin düştüğü yanlışlıklar dile getirilir, ben ise yanlışların aslında birer tuzak olduğu görüşündeyim. Bir girişimci başlangıç aşamasındaysa büyük bir duygu yoğunluğu içerisindedir ve daha çok duygularıyla hareket ettiği için de hislerine yenik düşme olasılığı daha çoktur.

Girişimcilerin hislerine yenik düşmesi onun en büyük tuzağıdır. Özellikle kendi fikrinin değerini büyük görmesi, fikrin çok şey olduğunu iddia ederek etrafındakilerden saklaması girişimcilik ekosisteminin içerisinde yer alan herkesin malumudur.

Dolayısıyla girişimci fikrinin özgün olduğunu sanması ise başka bir tuzaktır. Halbuki yeni bir fikir karşılıklı etkileşim sonucu ortaya çıkan bir düşünce durumudur. Başka bir deyişle yeni bir fikir genellikle sektör içinden birisinin bir boşluğu dile getirdikten sonra kurnaz girişimcinin kafasında flash patlaması yapan bir düşünce eylemidir.

Yeni bir fikri yakaladığınız zaman bile fikir kendi başına bir hiç hükmündedir. İşin uzmanları tarafından istişareden geçen bir fikir piyasaya daha çabuk ayak uydurabilir. Böyle bir fikir bile piyasada tutulmadan önce deneme yanılma yöntemleriyle eksikliklerini gidermek zorunda kalacaktır. Dolayısıyla fikrin büyüsüne kapılan girişimcinin savunma psikolojisi içerisinde fikrini uzmanlarla paylaşmaması da ayrı bir duygusal tuzaktır. Bazen fikrini gereksiz bir şekilde ulu orta paylaşması da kontrol edilemeyen girişimci duygularindan biri olabilir. Genellikle tecrübesiz yeni girişimciler ulu orta fikrini herkesle paylaşanlar olurlar.

Ben girişimcinin fikir serüvenini senaryo fikri bulmakla aynı kategoriye koyuyorum. Yıllar önce senaryo kursundayken dersin hocası bizden yeni bir senaryo fikri getirmemizi istemişti. İstanbul’un Fethi, Çanakkale gibi büyük fikirler yerine insan hayatından bir parçayı yansıtabilecek bir hikaye bulmamızı istedi. Bir kitabın uyarlaması da olabilirdi ama hiç kimse kayda değer bir kitap bulamamıştı.

İşin doğrusu kimse uyarlama yapmak istemiyordu. Herkes yeni bir fikir peşindeydi. (Bana İnternet klonlarını eleştirenleri hatırlattı). Her hafta getirilen fikirler bir şekilde kabul edilmiyordu. En büyük sebebi ise senaryo fikrinin içinde bir ana çatışma olması zorunluğuydu. Hiç birimizin fikri bu formata uymuyordu.

Her hafta fikrimizin mükemmel bir fikir olduğunu iddia ediyorduk ama uzman gözüyle hiç te öyle değildi. İnsanın kendi fikrinden vazgeçmesi gerçekten de çok zor bir şeymiş. Yaptığımız en büyük hatalardan biri de fikrimize çok büyük başlamamız, küçük düşünemeyişimiz idi. Haftalar sonra bir paragraflık fikrimizi ancak oluşturabilmiştik. Sonra sinopsis yazmaya sıra gelmişti. Sinopsis senaryoda diyalogsuz 1-3 sayfalık gelişmiş özet demektir. Bunu oluşturmak ta çok zevkliydi ama bu da vakit alıyordu.

Bir sınıfta sıra sıra sinopsisleri okuyorduk, ve her bir sinopsis üzerinde hep birlikte eleştiriler yapıp şekil veriyorduk. Bir paragraflık özeti zor çıkartmıştık, bu sefer de çok zorlanıyorduk ama en azından tahtada enine boyuna ortak akılla çizimler yapıp olaylar örgüsünü varsa kurgusuyla birlikte ele alıyorduk. Eğitimin sonunda ortaya çok güzel sinopsisler çıkmıştı. Hatta saçma sapan bir senaryo fikrini bile nasıl olgunlaştırdığımızı dün gibi hatırlıyorum.

İşte girişimcilerin kendi yeni fikirlerine saplanmaları bana hep senaryo kursundaki öğrencilerin durumlarını hatırlatıyor. Herkes kendi fikrini mükemmel sanıyor, eleştiriyi zor kabulleniyor ama bu zorluğu aşıp fikrini eleştiriye açık tutanlar ve farklı gözlerle fikri teyit ettirenler kazanıyor.

İngilizce de “execution” dedikleri bizde ise “ürün safhası”, “icra”, “yerine getirme” diye tabir edebileceğimiz kısım bile fikirden sonra ortak akılla deneme yanılma yöntemleriyle ancak ortaya çıkabiliyor. Bedel ödemek istemeyen girişimciler fikir safhasında çok vakit kaybediyorlar ve bir türlü ürün safhasına geçemiyorlar. Yani söylem olarak ta kolaycı girişimciler resmen fikirlerinin üzerine yatarak başka bir tuzağa düşmüş oluyorlar. Böyle girişimciler genellikle melek yatırımcıları fikirleriyle bunaltan insanlar oluyor.

Girişimcinin fikre gereksiz şekilde odaklanması, fikrini ögzün sanması ve hiç bir uzmanla paylaşmaması veya çok gereksiz insanlarla paylaşması onun en büyük tuzaklarıdır dedik. Girişimcinin ürün safhasını göze alamaması ve kısa yoldan yatırımcı bulmak arzusu da onun sonraki tuzağıdır dedik. Dedik ama tuzaklar burada bitmiyor tabi. Başka zamanda diğer tuzaklara değinmek dileğiyle son olarak şunu söylemek istiyorum;  fikir kendi başına hiç bir şeydir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s