Tekno-Girişimcilikte Kısmet Faktörü

Dikkatinizi çektiyse son zamanlarda “doğru zamanda doğru yerde” tabiri girişimcilik seminerlerinde çok kullanılır olmaya başladı. Ben buna kısaca kısmet diyorum. Kısmet aslında aynı zamanda İngilizce bir kelime ve  “i” harfiyle yazılıyor: “kismet”.

Diyelim herşeyi yaptınız, takım kurdunuz, müşteri elde ettiniz, melek yatırımcı peşinde koştunuz ama bir türlü yeni girişiminiz için istediğiniz randımanı alamadınız. Hatta melek yatırımcı buldunuz ama işler beklediğiniz gibi gitmedi. Paranız olduğu için fazladan insan istihdam ettiniz ama gerekli verimi bir türlü alamıyorsunuz.

Bu durumda her türlü gayretlere rağmen bir sonuç elde edememek insanı sorgulamaya sokuyor ve genellikle olumsuz durumlarda “kısmet değilmiş”, “hayırlısı” gibi lafları kullanıyoruz.

Bunun yanı sıra başarılı girişimlere baktığınızda “doğru zamanda doğru yerde” prototipini çok duyarız. Başarılı bir girişime “şans” demek ayıp kaçacağı için ve “kader, kısmet” nitelemeleriyle de kimseyi ikna edemeyeceğimiz için başarılı girişimler için “doğru zamanda doğru yerde” kalıbını geliştirmiş bulunuyoruz.

Peki kısmet faktörü girişimcilikte ne kadar yer tutuyor. Herşey kısmet mi, yoksa her çalışan istediğini alabiliyor mu. Şimdiye kadarki sonuçlardan ben şunu çıkardım. Her çalışan çalışmasının karşılığını alıyor ama en iyisi olmak herkes tarafından duyulmak, dünya gündemine oturmak bence tamamen kısmet işi. Yani “en” ler yüce takdire kalmış gibi geliyor bana.

Neyse şimdi kadercilikten ziyade başarılı girişimlerin “kısmet” ine pardon “doğru zamanda doğru yerde” oluşunu beraberce inceleyelim. Herşeye rağmen çok başarılı projelere baktığımızda onların da işin raconuna uygun bedel ödediğini görüyoruz. Evet girişimcilik o kadar enteresan bir sistematik yolculuk ki, “kısmet” in bile kendine ait sebepler silseli olduğunu göreceksiniz.

Google, Facebook, Twitter, Instagram gibi başarılı hikayeleri anlattığımızda hep duyduğumuz “doğru zamanda doğru yerde” son derece doğru olsa da “kısmet” e ulaşmak için onlar da ciddi bedeller ödedi.

“Kısmet” ten feyizlenen başarılı girişimlere baktığımızda projelerinin başlangıcında mutlaka bir ruh ikizine sahip olduklarını görürüz. Bill Gates, Steve Jobs, Mark Zuckerberg, Kevin Systrom gibi örneklere bakalım.

Bill Gates en başta Paul Allen ile yolculuğuna çıkmış sonra Steve Balmer ile yoluna devam etmiştir. Steve Jobs Steve Wozniak ile tanışmasaydı ilk Apple bilgisayarları çıkarması hayal olabilirdi. Steve Jobs’ın yıldızının ilk parlaması Steve Wozniak sayesinde olmuştur. Mark Zuckerberg her ne kadar etik dışı davranıp bazı takım arkadaşlarını satsa da kendisini tamamlayan Dustin Moskovitz olmasaydı bu kadar başarılı olamayabilirdi. Kevin Systrom Instagram’ı kurarken Mike Krieger ile yola çıkmasaydı şirketinin $1 milyara satamayabilirdi.

Gerçekten de insanın ruh ikiziyle tanışma öyküleri son derece ilginç oluyor ama ne hikmetse “kısmet” felsefesinden en çok yararlananlar da doğru takımı kurmadan önce doğru ruh ikizini bulanlar oluyor. Bildiğiniz gibi yapılan ortaklıkların çoğu da bozuluyor. Yani bence ruh ikizini yani kaderdeki ortağını bulmak takım kurmaktan daha zor oluyor. Arada çıkan anlaşmazlıklar da cabası.

Kısmetli ruh ikizlerinin en önemli özelliklerinden biri de birbirlerini tamamlamaları oluyor. Ayrıca aralarındaki liderlik te en başından açık ve net belirlenmiş oluyor. Siz siz olun ruh ikiz adayınızı projenize alırken aranızdaki liderliği açık seçik belirleyin, gerekiyorsa görev paylaşımınızı kağıda döküp sözleşme imzalayın.

Ruh ikizini de bulduktan sonra iş burada bitmiyor. Birlikte uykusuz geceler ve hayal kırıklıkları yaşayan ikililer bir gün gelip bir çıkış yakalıyor. Ben buna kendim “first entry” diyorum. Ürünleriyle veya servisleriyle piyasada belirli bir kitle tarafından ilk  defa farkedilmeleri demek oluyor.

Gelecekteki büyük işlerin işaret fişeğidir bu ilk çıkış. Bu bazen aşırı kullanıcıdan dolayı serverların göçmesi olabilirken bazen de ürünlerini kısa zamanda geniş kitleye ulaştırabildikleri seri üretim de olabiliyor. “First entry” de ürünlerini birlikte şekillendiriyorlar, kullanıcı arayüzünün genel yapısı da bu süreçte oraya çıkıyor.

“First entry” de ürün veya servis genellikle deneme yanılma yöntemiyle müşterinin veya kullanıcının yönlendirmesiyle ortaya çıkıyor. Bu süreçte yapılan en önemli şey ürün geliştirirken kullanıcıyı dinlemek oluyor. Gelir modelini ise bu süreçte önemseyen çok olmuyor. Eğer mükemmelliyetçilikten uzak durulup kısa zamanda güncellemelerini yapıp elde ettikleri müşteri portföyünü koruyabiliyorlarsa bir sonraki aşamaya geçmeleri daha kolay oluyor.

Bundan sonraki aşamaları da biliyorsunuz. Melek yatırımcı, takım sayısının arttırılması, ürünün daha geniş kitleye ulaştırılması, ürünün ölçeklenebilir olması.

Aslında gavurca “scalibility” dedikleri “ölçeklenebilirlik” bütün süreçlerin en önemli özelliği oluyor. Kullanıcı sayısı arttıkça hem veri bankasının hem de sunucuların gerekli ihtiyaçlara cevap verebilmesi için yapılan teknik çalışmalar ölçeklenebilirliğe giriyor. En çok ta bu teknik ölçeklendirebilme onların zamanını alıyor.  Melek yatırımcıyı amaç değil sadece bir araç olarak görüyorlar. Takım sayısının arttırılmasını ise oldukça sınırlı tutuyorlar.

Bütün bu süreçlerde milyonlara ulaşmaları aynı ekosistemi paylaşmalarının da bir sonucu. Bütün bu şirketlerin  Silikon Vadisinden çıkması bir tesadüf olmasa gerek. Yine de istisnalar mevcut. Mesela Angry Birds oyunu Finlandiya’dan çıkarken Spotify’ın İsveç’ten çıkması bizim için ileride farklı mekanları işaret ediyor. Kısaca dünya Amerika’nın etrafında dönmüyor sadece.

Neyse ne zaman hikmet, kader, kısmet işlerine girdiysem çıkamıyorum bir türlü.

En çok merak ettiğim ise Türkiye’den ilk defa kim dünya çapındaki kısmetine ulaşacak. Nerede olursa olsun,  “Yürü ya kulum” a mazhar olanlar kısmetli sayılacak.

3 thoughts on “Tekno-Girişimcilikte Kısmet Faktörü

  1. Geri bildirim: Mark Zuckerberg’ün Kişilik Özellikleri « 2kere2beseder

  2. Geri bildirim: Facebook biter mi? | 2kere2beseder

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s