Markanı öldür ve başarılı ol

Ben biz Türklerin olarak bir işin suyunu çıkardığımızı ve ne zaman bitirmemiz gerektiğini bilmediğimizi düşünenlerdenim. İşi tadında bırakmayı veya gerekirse sonlandırmayı gurur meselesi yaparak bir türlü tam anlamıyla beceremiyoruz.

Aylar önce yaşadığım Arkansas eyaletine Türkiye’den Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ali Şahin Örnek geldi. Kendisiyle tanıştıktan sonra sohbetimiz dönüp dolaşıp senelerdir kardeşim ile birlikte uğraştığım “Funtle” projesinin başarısızlığına gelince bana marka öldürmenin öneminden bahsetti. Şu andaki pek çok büyük projenin aslında daha önce farklı bir proje ismiyle benzer özelliklere sahip olduğunu öğrenince hayatımın dersini almış oldum.

Funtle projesi Arkansas eyaletinde lokal bir sosyal network olarak çıkmasına rağmen gerektiği ilgiyi görememiş ve başarısız olmuştu. Bu başarısızlığı uzun süre kabullenemeyip bu projede ısrar etmiş ve zaman kaybına uğramıştım. Ali Şahin Hoca’yla yaptığım sohbetten sonra önemli bir zihin değişikliğine gittim ve farklı projelere yelken açtım.

Şöyle bir düşünüp bakalım. Steve Jobs’un kendi şirketinden atılmasını konu alan meşhur hikayesini bilirsiniz. İlk önce kendi şirketinden kovulmuş sonra Pixar’ı kurmuş, Apple Pixar’ı alınca tekrar Apple’ın başına daha güçlü geri dönmüştü. Kendi şirketine döndükten sonra yaptığı ilk iş mevcut hantal projeleri sonlandırmak olmuş. Mesela “Newton” projesini tamamen ortadan kaldırmış ve o kadar ileri gitmiş ki şirketteki eski malzemelerden bile kurtulmanın yolunu aramış. Asansörde kovduğu insanları daha saymıyorum bile çünkü bu konuda da o kadar ileri gitmiş ki çalışanları onunla aynı asansöre binmekten korkar olmuş. Bütün i-pod, i-phone, i-pad ürünlerini işte bu süreçten sonra ortaya çıkarmayı başarmıştı.

Başka bir örnek te Facebook’un $1 milyara satın aldığı filtreleme özelliklerini barındıran sosyal resim paylaşım uygulaması Instagram’ın hikayesidir. Kurucusu Kevin Systrom’ın daha önce aslında Burbn isimli bir fotoğraf uygulama üzerinde çalıştığını biliyor muydunuz. Hatta Burbn için $500,000 yatırım bile bulmuştu ama filtreleme özelliğini geliştirerek Burbn’ten kurtulup tamamen Instagram ürününe çevirince tam iki sene sonra bu uygulamanın $1 milyar olabileceğini kendisi dahil hayal edememişti. Sonuç olarak Burbn markasını öldürmüş, farklı isim ve özelliklerle piyasada yerini almıştı.

Zamanı geldiğinde markayı öldürmeyen ve kısır döngü içine giren projeleri de görebiliyoruz. En tipik örneği bence “Kurtlar Vadisi” dizisidir. Bir türlü bitirmediler şu diziyi. Hatırlarsanız “Deli Yürek” dizisini tadında bırakıp bitirmiş ve onun yerine “Kurtlar Vadisi” dizisini çıkartarak marka öldürmeye örnek olmuşlardı. Bu sefer marka öldürmeyi başaramadılar. Tam tersi diziyi o kadar uzun tuttular ki kendi arkadaşımın deyimiyle Kurtlar Vadisi dizisi Dış Politika belgeseline dönüştü. İnsanlar artık çabuk sıkılıyor ve gerçekten de farklı diziler ve konular istiyorlar. Kanımca şimdi de bu diziyi tamamen bitirmeyerek en büyük hatayı yapıyolar.

Gemileri yakmadan bir türlü başarı kendini göstermiyor. Kendi markanı öldürmek bir çeşit imtihan oluyor. İnsanın nefsine zor geliyor önemli bir projeden tamamen vazgeçip yenilerine açılmaya. Sanki başarı ilk önce insanın kendi kendisini ikna etmesi ve ilk önce kendine dürüst olmak ile ilgili bir şey gibi geliyor bana.  Markasını öldürmesini başaran ise başarının önemli bir kapısını aralamış oluyor. Bir şeyin miladı dolduğunda bunu aslında insan içinden hissediyor ve biliyor.

Aslında marka öldürmeyi sadece projeler için düşünmek te çok doğru değil. Marka öldürmek demek işe yaramayan veya modası geçmiş bir şeyin varlığını kabul edip yenilik yaparak iradesini ortaya koyabilmek demektir. Mesela mekan değiştirmek te bir nevi marka öldürmek sayılabilir. Bir  şehirde veya herhangi bir muhitte artık miladının dolduğunu anlayanlar bu bilinci fırsata dönüştürmek için mekan değiştirmeliler. Aksi takdirde alışkanlığın ağına yakalanıp rehavetin ve monotonluğun kurbanı olurlar.

Bundan dolayı atalarımız tebdili mekanda ferahlık var demişlerdir. Bundan dolayı hicret edenler amatör ruhlarıyla dünyadaki  önemli değişimlere sebep olmuşlardır. Gerekirse kimselerin seni tanımadığı yere gitmen gerekir. Mevcut muhitindeki markanı kendi ellerinle öldürmen gerek. Hem arkandan seni ne kadar çok anıyorlarsa ve konuşuyorlarsa markanın değerini anlamış olursun. İnan bana çoğu kimse seni hatırlamayacaktır bile. Facebook’ta arkadaş olsan bile bir zamanlar birlikte biraz vakit geçirdiğin insan olarak kalacaksın akıllarında.

Öldüğümüzde diğer tarafta yeni bir hayatın başlaması için bu dünya yaratıcısı tarafından düm düz edilecek ve hayatımızın en büyük markası “Dünya” dan eser kalmayacak. Yüce yaratıcı iyileri mükafatlandırmak ve kötüleri cezanlandırmak için en önemli bir markayı öldüreceğini ve oraya hiç geri dönüş olmayacağını bildiriyor. Evrenin sahibi kendisine ait olan bu kainatın imtihan meydanı olan “Dünya”  markasını bitirdiği halde sana ne oluyor ki en küçük bir varlığından bile vazgeçemiyorsun.

Vadesi dolmuş bir projeyi, işi, muhiti anladığında risk almaktan çekinme, projeni ilk önce öldür, yeni projelere başla, rehavetini yen ve yeni şehirlere, ülkelere yerleş, yeni insanlarla tanış, dünyayı tekrar keşfet. Marka öldürmek senin başarı kapını aralayacaktır. Ancak kendi markasını öldürebilenler başarılı olacaktır. Bunu başardığında Eminem gibi söylemeye başlayacaksın “one shot, one opportunity”.

One thought on “Markanı öldür ve başarılı ol

  1. Geri bildirim: Startup Kültüründe Esneklik Faktörü | 2kere2beseder

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s