Türkler Korku Filmi Çekebilir mi?

Dabbe, Araf, 3 Harfliler Marid, Gen, Semum, Münferit, Konak, Musallat, Büyü gibi Türk korku filmlerimiz olsa da şu ana kadar iyice korkup gerildiğini söyleyene henüz rastlamadım. Bu filmlerin hepsini izlemedim ama haklarında oldukça yorum okudum. Bu yazımda amacım bu filmleri eleştirmek değil genel olarak korku filmlerdeki eksikliğimizin nedenlerini irdelemek.

Geçen hafta sonu ev arkadaşımla birlikte korku filmi sanarak “The Cabin in The Woods” filmine gittim. Meğer korku öğelerini içerse de daha çok gerilim filmiymiş. İlk önce klasik senaryo sanıp 5 gencin bir ormanda yaşadıklarını ön yargıyla karşılıyorsunuz. Daha sonra film çok farklı bir seyir izleyerek insanı gerçekten şaşırtıyor. Filmin sonunu söylemeyeceğim ama Hollywood korku öğelerinin tam bir özeti olduğunu söyleyebilirim. Bu filmin farklı kültürel kodları barındırdığını temasını işlediğini anladığınızda film biraz absürd olsa da size vermek istediği mesajı anlıyorsunuz ve bundan zevk alıyorsunuz. Size tavsiyem bu filmi Twitter’dan veya başka bir yerden kesinlikle araştırmayın, sadece izleyip gerilin, gülün ve eğlenmenin tadına varın.

Peki biz Türk’ler neden kendi kültürümüz üzerinden korku filmlerini bir türlü başaramıyoruz. Türkler korku bilmez gibi saçma sapan klişilerin arkasına sığınmaktansa korkuyu korku yapan ana unsurları yanlış işlediğimizi anlamayla kendimizi eleştirmeye başlayabiliriz. Dikkat ettiyseniz  cin, büyü ve Kuran’daki dabbe gibi içerikleri kullanıp ilk hatamızı yapıyoruz. Kendi kültürümüzden öğeler olduğundan insanların bilinçaltına hitap edip onları korkutabileceğimizi sanıyoruz. Belki de korkuya dayanan yetersiz sinema tecrübemizden kaynaklanıyor olabilir ama bence asıl sebep bu değil.

Asıl sebep korku karakterlerini yanlış oluşturmamızdan kaynaklanıyor. Cin, dabbe gibi karakterleri biz temasal işlemek yerine gerçeğe taşımaya çalışıyoruz. Bence kültürel korku karakterlerini beyaz perdeye direkt olarak taşımak bulunabilecek en kolaycı ve ucuz yöntem olsa gerek. Yani korku teması ile korku karakterlerini birbirine karıştırıyoruz. Cin, büyü, dabbe, şeytan gibi öğeleri temasal olarak işlememiz gerektiğini düşünüyorum ana karakter olarak değil.

Korku karakterlerini ise hayal gücümüzü kullanarak sıfırdan oluşturmamız gerekir. Yukarıda bahsettiğim “The Cabin in The Woods” filminin sonunu izlediğinizde bunu gerçekten iyi anlayacaksınız. Türker olarak bizim yeni korku karakterlerine ihtiyacımız var ve dini, kültürel öğeleri bunlar etrafında işleyebilirsek dünyaya pazarlayabileceğimiz korku filmlerimiz mutlaka olacaktır.

Hollywood korku karakterlerine bakın; Freddy, Jason, Chucky gibi karakterler korku karakterleriyken,  Hanibal, Saw, Zombie, Dracula, Wolf man, Alien, Predator, Joker gibi karakterler de daha çok gerilim ağırlıklı filmlerde kendini gösteriyor. Yani Amerikalı’nın ille de korkutalım diye bir derdi de yok, izleyici iyice gerilsin yeter mantığı var. Bazen palyaço ve küçük kızlarla bile masum-tehlikeli çatışmasını işleyerek  bizi gerilime sokabiliyorlar hatta yeri geldiğinde korkutabiliyorlar. Kültürlerini de ihmal etmiyorlar mesela Jason karakterini meşhur “Friday the 13th” kültürel korku hikayelerinde gösterime sokuyorlar.  13. Cuma gecesi kendi tarihlerinden kalma ilginç bir korku gecesi olarak öne çıktığı için sıfırdan bir “Jason” karakteri inşa etmek en akıllıca bir yöntem olarak kendini gösteriyor. Tek istisnaları herhalde cadıları bayramı “Halloween” çünkü isminden de ve kutlanılışından da anlaşılacağı üzere böyle bir gece için türlü türlü seri katil veya korku filmleri yapmak münkün, zaten yapıyorlar da.

Evet amaç seyirciyi germekse kendimizi mutlaka korku filmi çekelim diye şartlandırmanın bir alemi yok. Zaten tahrif edilmiş Hristiyanlık tarihi karanlıklar üstüne karanlıklar yaşamış olduğu Ortaçağ tarihinin etkisiyle de hep korku kültürünün üstüne kurulmuş bir medeniyetler bileşkesi. Özellikle Hristiyanlıkta korku çok öne çıkan bir öğeyken İslam’daki cin, dabbe gibi karakterler bizim yanılmamıza sebep oluyor ve istediğimiz korku-gerilim filmlerimizin akim kalmasına sebep oluyor.

Geçenlerde bir Türk arkadaşım şöyle diyordu;  “Kuran-ı Kerim’de Yecüc-Mecüc geçiyor neden bunun korku filmini yapmıyorlar”.

Allah’ım ne zaman aşacağız bu mantığı ve ne zaman gireceğiz hayallerin sonsuz endüstri alemine.. ne zaman.. Allah’ım aklıma mukayyet ol..

6 thoughts on “Türkler Korku Filmi Çekebilir mi?

  1. hocam pek kadar sinema kültürüm yoktur ama korku filmlerinden hiç bir haz almıyorum hatta film kategorisine bile koymuyorum.Tabii bu benim şahsi fikrim. İlla korkmak istiyorsak hatta daha uygun kelime gerilmek istiyorsak konulu seneryosu iyi bir filmin içine bir parça olarak eklenebilir. Gelelim bizimkilere. yahu adamlar adam gibi film yaptılarda korkusu kaldı. Valla kusura bakmayın öz eleştiriyi biraz abartacağım ama beş para etmez taklitçi kendinden kültüründen uzak şakşakçı paracı popüler kültürün etkisinden kurtulamayan bir sinema sektörümüz var birde korku filmi mi isteyelim ? 🙂 peh

    Bizim oralarda bir laf vardır amaa şimdi buraya uygun düşmez neyse selametle.

  2. Geri bildirim: Türkiye’de yaratıcılık için sanal kafaya ihtiyacımız var « 2kere2beseder

  3. Geri bildirim: Red Dawn Filmi | 2kere2beseder

  4. Geri bildirim: Türkiye’de Bilimkurgu Filmi Çekebilme İhtimali | 2kere2beseder

  5. Geri bildirim: Muhafazakârların Sinemayla İmtihanı | 2kere2beseder

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s