The Hunger Games

Amerika’da bir kitap tutuladursun Hollywood üzerine atlayıp hemen filmini yapıyor. Piyasada tutmuş roman uyarlamaları Amerikalı senaristlerin en çok hoşlandıkları ve yapımcıların en çok güvenip para yatırdıkları yöntemler oluyor. Roman uyarlamaları tipini göre farklılık arzediyor. İngilizce’de “dystopia” ve Türkçe’sini zor bela  “distopya” olarak çevirdiğimiz ütopyanın tam tersi “çok fena koşullar, yaşam şartlarının olabildiğince  berbat olduğu gelecekteki sanal bir yer” şeklinde tanımlanıyor. Amerikan “distopya” türündeki epik öğeli filmler bütün dünya tarafınan çok büyük ilgi görüyor.

Suzanne Collins tarafından 2008 yılında yazılan The Hunger Games kitabı  “distopya” türü başarılı bir roman oluyor. Çok fazla satınca ve konusu da çok ilgi uyandırınca aynı “The Hunger Games” ismiyle 2012 Mart ayında beyaz perdeye aktarılıyor.

Yukarıda bahsettiğim distopya analizini şu linkten aldım. Yabancı kaynaklı sitede tarihteki distopya kitaplarının karşılaştırmasını görecek ve konularına göre The Hunger Games kitabının uzun aradan sonra II. Dünya savasşındaki  başarılı distopya konulu kitaplara nasıl kafa tuttuğunu göreceksiniz. Aşağıdaki örneklerde bizim bildiğimiz V For Vendetta filminin kitabının 1988 de yazıldığını da öğrenmiş oluyoruz.

The Hunger Games filmine dün kardeşim ve bir arkadaşımla birlikte gittim. Film 142 dakika sürse de son derece sürükleyiciydi ve sonuna kadar heyecanla izledik.

Distopya türü filmlerinde format her zaman benzerdir. Zalim ve merhametsiz bir hükümet, birbirinden tamamen ayrılmış halk sınıfları ve yeni bir ayaklanma veya direniş başlatıp statükoya kafa tutan bir kahraman.

The Hunger Games filminde ise bu format oldukça farlılık arzediyor. İlk öncelikle V For Vendetta filmindeki gibi siyasi veya dini çağrıştıracak bir baskı veya direniş yok.

Bunun yerine 12 Bölgeye ayrılmış fakir halktan seçilen gençlerin birbirlerini ormanda öldürmeleri için popüler tarzda bir ölüm kalım yarışı var. Yani silahlı kavgalı orman yarışını gençler birbirlerini öldürmek zorunda bırakılarak gerçekleştiriyor.

Statükoya karşı direniş yerine tam tersi bir uzlaşma kültürü sergileniyor. Hatta bunun için her bölgeden seçilen gençlerin birer danışmanları var ve gençler trübüne oynayarak renkli, cicili bicili saçma sapan kostüm giyen zengi kitleyi memnun etme yarışına giriyor. Yani statükoyla anlaşılan tek şey özünü kaybetmiş, merhametsiz kitleyi tatmin etmekten başka bir şey değil.

Gençlerin çoğu çocuklardan oluşuyor. Filmdeki bayan kahramanımız da zaten 1990 doğumlu olduğunu hesaba katacak olursak günümüzün popüler kültür yapısına senaryo harfiyen oturuyor. Bir şow eşliğinde ormanda birbirini acımasızca öldürmek zorunda kalan gençlerin yaşamları zengin züppe kitle tarafından sadece bir eğlence olarak algılanıyor.

Statükoyla uzlaşmanın saçma sapan ve iğrenç kostümlü halk tarafını kazanma üzerine kurulu olması beraberinde izleyiciye bir farkındalık ta aşılıyor çünkü yarışmayı seyirciler filmin içindeki seyircilerle birlikte izliyor. Yani rüya içinde bir rüya gibi popüler kültürün çocukları birbirini öldürmek uğruna adeletsiz bir zümrenin elinde ne pislik bir bulaşı hastalık olduğunu sizin içinize haykırıyor.

Ormandaki ölüm kalım savaşını filmin içindeki kitleyle izlerken ilginç detaylar göze çarpıyor. Gençleri öldürmek için yırtıcı hayvanları gönderen bayan operatörün sinsice gülüşünü yakaladığınızda ve küçük siyahi bir çocuğun beyaz kahramanımızın kollarında öldürüldüğü sahneyi gördüğünüzde fakir halktaki siyahi küçük kızın babasının delirmesi ve ayaklanmaya çalışmasını siz ırkçılığın başka bir türevi olarak algılayabiliyorsnuz.

Evet ormandaki savaşta hep gençler ölüyor ve savaşıyor ve bu şu ana kadar yapılan filmlerin aksine derinlemesine işlendiği için bizim gelecekteki dünyamızı da tasvir ediyor. Merhametsiz bir dünya kurduğunuzda çocukların bile modern gladyatör olmak zorunda kalacaklarının adeta bir ispatı oluyor. Kitaptan uyarlanan filmde merhamet timsali çocukların vahşice birbirlerini öldürmeleri ve genç vicdanlı kahramanlarımızın ise öldürmek yerine insanlardan kaçışını gördüğünüzde de ne pahasına olursa olsun katil olmanın bir zorunluluk olmadığı ve bir seçim olduğunu anlıyorsunuz.

The Hunger Games filmi isminden de anlaşılacağı gibi aç kalanların birbirleriyle yaşamları için bir ormanda popüler kültür yarışması içinde mücadelesini anlatarak şimdiye kadar alışageldiğimiz distopya türlerinden oldukça farklılık arzediyor. Kahramanların genç ve çocuk olması, aşk oyunları yapacak kadar statüko ile uzlaşılmaya çalışılması ve pasif direnişin statükoyu yönlendirmekle de yapılabilirliğini göstermeye çalışsa da statükonun yıkılması için uzlaşmanın kesinlikle bir çözüm olmadığını haykırıyor.

Filmde benim dikkatimi çeken en önemli hususlardan biri de fakir ve yoksul halkın ormanlarla ilişkilendirildiği, zengin ve bohem halkın da süslü şehirlerle eşleştirildiğidir. Gençler arasındaki kanlı şovun ormanda geçmesi de zaten tesadüfi bir şey değildir. Hatta kazananların tekrar ormandaki sefalet hayatına dönmesi ve karşılığında sadece alkış ve onur alması da statükonun cimriliğini ve adeletsizliğini göstermesi açısından da oldukça manidardır. Gençlerin bütün olanlara rağmen statükoya karşı intikam duygusuna girmemeleri ise ayrıca şaşırtıcı bir gerçek ve günümüzün herşeyin farkında olan ama ses çıkaramayan kitlelerin bir aynası gibi duruyor.

Uzun süredir bu kadar iyi konulu ve felsefik öğeleri gizlice barındıran bir film izlememiştim. Film o kadar akıcıydı ki zaman su gibi akıp geçti. Epik romanların geldiği son noktayı görmek istiyorsanız bu filme kesinlikle gidin derim. Film ile ilgili söylenecek daha çok şey var ama isterseniz işi tadında bırakarak sizi şağıdaki fragmanla baş başa bırakayım.

3 thoughts on “The Hunger Games

  1. Geri bildirim: Türkiye’de yaratıcılık için sanal kafaya ihtiyacımız var « 2kere2beseder

  2. Geri bildirim: Red Dawn Filmi | 2kere2beseder

  3. Geri bildirim: Muhafazakârların Sinemayla İmtihanı | 2kere2beseder

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s