Türkiye’nin Yeni Üretim Modeline İhtiyacı Var

Sürekli lisansını satın alıp kopyaladığımız show programları ve yarışmalar, klonladığımız İnternet projeleri, dışarıdan ithal ettiğimiz kanunlar, hiç sorgulamadan uyguladığımız kişisel gelişim metodları, bizde de bir Hollywood veya Silikon Vadisi çıkar mı sorularını ve örneklerini görünce Türkiye’nin ciddi bir üretim modeline ihtiyacı olduğunu söyleyebiliriz.

Evet artık biz Türk’ler de geleceğimizi düşünmeye başladık, dünyada değişik büyük sivil toplum örgütlerine üye oluyoruz, varlığımızı siyasi olarak Orta Doğu’da hissettirmeye çalışıyoruz, bir yandan da gelişmiş ülkelerle ilişkilerimizi derinleştirmeye çalışıyoruz. Toplum olarak belki de ilk kez başımızı kaldırıp geleceğimizi kurgulamaya başladık ancak işin en büyük problemi de burada başlıyor çünkü bütün bunları nasıl yapacağımızı bilmiyoruz.

Kendi değerlerimiz üzerinden bir üretim modeline ihtiyacımız var. Geçmiş yıllarda Toplam Kalite Yönetimi şimdi de Six Sigma modellerini alıp kendimize uygulamaya çalıştık ancak istediğimiz sonuca bir türlü ulaşamıyoruz. Halen kopyacı bir mantıkla teknoloji üretmeye çalışıyoruz, silikon vadisi için yer arıyoruz, Amerika İnternet piyasasını takip edip başarılı modelleri hemen kendi ülkemizde klonlayıp kısa yoldan zengin olmaya çalışıyoruz.

Bunları yaptığımızda Türkiye içinde zengin oluyoruz, 10 kişilik şirkette CEO olmanın tadına doymuyoruz ve insanların gözünü boyayarak herşeyin iyiye gittiğini ima ediyoruz. Ne var ki kesinlikle bir türlü kendimiz olamıyoruz ve dolayısıyla dünya ile rekabet edemiyoruz. Kendimizi dünyaya kabul ettirecek üretimi bir türlü gerçekleştiremiyoruz.

Artık dürüstçe ve cesurca yaptığımız yanlışın farkına varmalıyız. Bilişim dünyasında çalışan birisi olarak Türkiye’den Silikon Vadisi çıkar mı sorusunu duymaktan bıktım hatta bununla ilgili bir yazı da yazmıştım. Bizim ihtiyacımız olan şey bir Silikon Vadisi değil, ilk öncelikle Silikon Vadisini gerçek bir vadi yapan bir modeldir. Evet bizim dev sektörler inşa etmemiz ve dünya ile rekabet edebilmemiz  kendi değerlerimiz üzerinden dikeceğimiz elbisenin bize tam uyması ve fabrikalarımızda, şirketlerimizde ve bütün üretim üslerimizde kendi modellerimiz üzerinden üretmeye bağlıdır.

Türk toplumuna iyice baktığınızda rakamsal olarak 80%  nin dini ve kültürel değerleriyle barışık olduğunu göreceksiniz. Medyanın pompaladığı popüler kültürden etkilenen genç sayımız çok olmasına rağmen, büyük bir kitlenin de başarıya ne kadar aç olduğunu göreceksiniz. Ailelerin çocukarının daha iyi eğitim alabilmesi için parasını var yok demeden dersanelere ve özel derslere harcadığını göreceksiniz. Medyada ve siyasette sakız gibi çiğnenen Avrupa Birliği argümanlarının geçim derdinde olan vatandaşlarımızın kulağında bir sinek vızıltısından öteye gitmediğine şahit olacaksınız. Biraz daha üç büyük ilin dışına gittiğinizde Türkiye’nin sadece metropollerden oluşmadığına tanıklık edecek ve kendi ülkenizde bir yabancılık hissedebileceksiniz.

Türk toplumunun genetik kodları medyanın bize sunduğundan son derece farklılık arzediyor. Bize gösterilenden ziyade bize gösterilmeyen şeylerin daha gerçekçi olduğunu anlamak isterseniz alış veriş merkezlerinde, büfelerde çalışan genç nüfusa dikkat ediniz. Üniversite mezununun 5% olmasının sebeplerini anlamaya başlayacaksınız. Bu kadar genç nüfusun oralarda ne aradıklarını sorgulamaya başlayacaksınız. Büyük bir kısmının aile bütçesinden değil de okumayı sevmediğinden dolayı Üniversite’ye gitmediğini işittiğinizde çok şaşıracaksınız.

Model ihtiyacımız o kadar bariz ki gençlerimizi okullara bile göndermekte aciz kalıyoruz. Kendi modelimizi kurmamız bizim kendi kimlik kodlarımızı anlamaya bağlıdır. Bu o kadar da kolay değildir çünkü işin içinde kendi kendimizle hesaplaşmakla karşılaşacağız. Kendisiyle hesaplaşabilen ve kendi değerleri üzerinden üretim modellerine sahip bir nesil ancak o zaman dünya ile hesaplaşabilecektir. Dünyanın her yerinde savaş, kıtlık ve adaletsizliğin kol gezdiğini düşünecek olursak, kendi model inşamızın neleri değiştirebileceğini pek ala kestirebiliriz.

Bunu başarırsak, dünyada bir çekim merkezi olacağız, kendimize saygı duyduğumuz için saygı duyulacağız, büyük sektörleri kendi değerlerimize göre inşa edeceğiz, kendimize özgüven gelecek ve üretimimizi kendimize göre dizayn edebileceğiz. Düz mantıkla metrobüs yolları yapmak yerine inovasyona dayalı ve kimsenin aklına gelmeyen daha parlak ulaşım çözümleri getirebileceğiz. 3. köprü olsun mu olmasın mı tartışması yerine daha parlak fikirlerle insanları şaşırtabileceğiz. Öğrencilere Ipad dağıtmak yerine ilk öncelikle kendi özümüzü yansıtan eğitim içeriklerini oluşturabileceğiz. Dindar nesil istiyorum tartışması yerine bütün kutupları meşru popüler kültür üzerinden kaynaştırabileceğiz. Biyografik Fetih filmleri yerine Fatih’in ruhunu ve felsefesini yansıtan senaryolar yazıp çekebileceğiz.  En önemlisi de biz kendimiz olacağız ve dünyaya adalet getirebileceğiz.

3 thoughts on “Türkiye’nin Yeni Üretim Modeline İhtiyacı Var

  1. Geri bildirim: İçeriğe İnanan Lider İhtiyacı | 2kere2beseder

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s