Dünya ile rekabet edebilmek

Çok iddialı bir başlık olduğunun farkındayım. Bu konuda uzmanların hoşgörüsüne sığınarak bir kaç kelam etmek istiyorum. Toplum olarak yabancı markalı teknojoji aletlerini kullanıyoruz, yabancı model arabalara biniyoruz ve başka ülkelerin eğlence sektöründeki fimleriyle ve müzikleriyle kendimizden geçiyoruz. Bunun sonsuza kadar gidemeyeceğini hepimiz bal gibi bildiğimiz halde geniş çapta bir çözüm ve uğraş içinde de gözükmüyoruz.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Koç gurubunun işadamlarına yaptığı konuşmada “Koç gibi bir yerli araba görmek istiyoruz” dediğinde önemli bir tartışmanın fitilini de ateşlemiş oldu. İlk önce “İmkansız, bu çok zor bir şey” gibi büyük bir tepki ile karşılaştı. Sonra onu biraz ciddiye alanlar fizibilite çalışması yaptı ve en son haberlerden öğrendiğimize göre yerli otomobil sevdasından değişik sebepleri bahane ederek vazgeçtiler.

Türkiye’de dünya çapında rekabet edebilecek büyük markalar çıkmıyorsa bunun ilk sorumlusu “Koç” ve “Sabancı” gibi büyük sermaye gruplarıdır. Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde zorunlu ihtiyaç olduğu için devlet eliyle zengin olan bu büyük zengin kulüpleri gerekli vefayı gösterememiş ve ülkenin dünya çapında hiç bir arabası, telefonu, bilgisayarı ve çipini üretmemişlerdir. Üretememişlerdir demiyorum, üretmemeyi tercih etmişlerdir diyorum. Onun yerine yurt dışındaki Peugeot, Mercedes, Honda gibi markalarla anlaşıp yabancı büyük markaların üretimlerini Türkiye’ye taşımayı başarmışlardır. Böylelikle kısa yoldan daha hızlı zengin olmuşlar ve yerli inovasyon ve marka çalışması yapma meşakketine girmemişlerdir. Başbakan kendini ne kadar yırttsa da bu böyle devam edecektir.

Dünya çapında rekabet edebilecek yerli bir marka yaratmak ülke sevdası ile ilgili milli bir husustur. Milli sevda sizin iç motorunuz olur, özgüven verir ve bunun için her türlü Ar-Ge çalışmasını göze alarak elinizi taşın altına koyarsınız. İşte biz büyük sermaye guruplarında böyle bir sorun görüyoruz. Ancak onları günah keçisi ilan etmek kolaycılığa kaçmak olur.

İşin devlet ayağında da ciddi bir sorun var. Mesela ben Türkiye’nin her 4 yılda düzenlenen Spor Olimpiyatlarına gereken ilgiyi ve önemi göstermediğini düşünüyorum. Her seferinde aldığımız başarısızlık üzerine bir günah keçisi bulup konuyu kapatıyoruz. Devletin kendisini ispat edeceği yer burasıdır. Olimpiyat oyunlarında Halter ve  Güreşten öteye geçemedik. Bu kadar genç nüfusunu Olimpiyatlara yönlendiremeyen ve çok az madalyayla geri dönen bir ülkenin sorumlusu tamamen devletin kendisidir. Yakında yine aynı senaryoyu yaşayacağız. Devletlerin markalaştığı ve kendini dünyaya kabul ettirdiği önemli bir organizasyonda biz sınavı en baştan kaybediyoruz. İlk defa Çin’in madalya sayısı Amerika’yı geçtiğinde Amerikan basını çirkefliğe yatmış ve bir Çinli bayan sporcunun yaşını fazla gösterdiğini iddia ederek en azından kağıt üzerinde kazanmaya çalışmıştı. Amerikan medyası günlerce Çin’in Olimpiyat oyunlarındaki ezeli rekabet gücünü konuşmuştu çünkü burada rekabet edebilen bir ülke başka alanlarda da rekabet edebilirdi.

Eylemsel olarak rekabet edebilmenin yolu DevletBüyük Sermaye Grupları İnovatif Girişimciler şeklinde özetlenebilecek bir üçlü zincir şeklindedir. Bu zincirlerden birisi koptuğunda rekabet te ölmüş olur. Bu üçlüden her biri elini taşın altına koyabilmesi gerekir. Yukarıdaki araba senaryosunda Devlet yerli araba isteğini iletmesine rağmen zincir Sermaye Gruplarına geldiğinde hemen kopmuştur. Bu zincirin çalışması için bir iş toplantısında üst düzey devlet yetkilisinin temennisini dile getirmesi yeterli değildir. Bu zincirde ilk önce devletin yasalarla ve teşvik programlarıyla böyle bir konuyu ülkenin gündemine sokması gerekir. Gerekirse sermaye gurupları arasında rekabeti kızıştırarak böyle bir girişim için talep yaratması gerekir. Son olarak ta dünya markasını çıkartabileceğini iddia eden sermaye grubunun girişimci avına çıkması gerekir. Girişimci de ürün üzerinde odaklanıp uygulanabilir bir çözüm geliştirmesi gerekir.

Evet markalaşmanın en son ayağı inovatif girişimcilerdir. Son zamanlarda Türkiye’de bir girişimcilik rüzgarı esiyor. Yatırımcıların da artmasıyla İnternet ve Endüstri alanlarında bizi sevindiren değişik girişimler ortaya çıkıyor. Bazen markalaşma çok büyük yatırımlara da ihtiyaç duymuyor. Küçük yatırımlarla büyük yenilikler yapmak mümkün oluyor. Bu durumda yine benzer formül ortaya çıkıyor: DevletYatırımcıGirişimci. Girişimci devletin veya yatırımcının hedeflediği marka çalışmasını yapabilmesi için golcü rolünü oynar. Sahada top koşturan ve terleyen genellikle girişimci olur. Girişiminin karşılığını önceden belirlenmiş ortaklık yüzdesiyle alabileceği gibi işin kahramanı ilan edilerek te alabilir.

Dikkatinizi çektiyse Amerika Birleşik Devletletleri özellikle Teknoloji alanında önemli girişimcilerini medya aracılığıyla kahraman yapabiliyor. Facebook, Apple, Google gibi dev şirketlerinin kurucularını ve girişimcilerini parlatarak başka girişimcileri özendirebiliyor. Bunu o kadar çok yapıyor ki bu girişimcilerin kendileri de belli bir süre sonra markalaşmış oluyorlar. Bu girişimcilerin arkasına baktığınızda müthiş bir sermaye, devlet ve medya desteği görürsünüz.

Kısaca dünya çapında rekabet etmenin yolu ilk önce milli sevdayla başlıyor. Bu sevdayı şiar edinmiş devlet yetkilisi sistemi ona göre dizayn ederek sermayederleri kendine çekiyor. Sermayeder de girişimci avına çıkıyor. Girişimci de golünü atmaya çalışıyor. Dünya şirketleri ile mücadele etmek birlikte marka yaratarak pazarda birlikte hareket etmekten geçiyor. İsviçre’nin büyük saat firmaları bir araya gelerek “Swiss Watch” markasını oluşturdular ve biz onları sadece bir markayla biliyoruz. Deri alanında iyi olduğumuz için bir aralar Türk Deri firmaları da bir araya gelerek dünya çapında marka oluşturmaya çalıştılar ancak bu çaba şu anda yarım kaldı. Herhalde işin girişimci yönünü ihmal ettiler.

Söylenecek çok şey var, ben sadece genel bir tablo çizmeye çalıştım. Bari diyorum en azından Olimpiyat Oyunları’nda rekabet edebilsek hiç fena olmayacak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s