40-70 Nesli

Şimdiye kadar sosyal medyada hep 80 veya 90 nesli ile ilgili fotoğraflar dolaştı. Fotoğraflı sunumlarla nostalji yaparak eski güzel günlerimizi yadettik. İnsan elbette kendi neslini daha çok merak edecek ve yaşıtlarının yaşamış olduğu aynı kültürü bir kez daha paylaşmaktan daha çok zevk alacaktır. Bu sefer kendi genç neslimiz yerine hiç değinmediğimiz 1940-1970 arasında doğan nesli inceleyelim dedik.

40-70 nesli genelde bizim babamız, annemiz, amcamız veya halalarımız oluyor. Belki istisna olarak büyükbabanızı ve büyükannenizi de katabilirsiniz. Bu neslin en belirgin özelliği insanlığın yapmış olduğu yeni keşifleri birebir yaşamış olmalarıdır. Sadece vizontele kültürü değil aynı zamanda radyonun keşfine bile şahit olmuşlardır. Elektriğin kendi köylerine veya muhitlerine nasıl geldiğini size bire bir anlatabilirler. Bu nesil halen yaşadığı için internet, uydu teknolojisi ve cep telefonu gibi devrim niteliğindeki keşifleri bizim genç neslimizle birlikte yaşayan nesildir. Amerika’nın aya gidişi her ne kadar tartışılsa da bu nesil bu tarihi anı da birebir yaşamıştır.  20. ve 21. yüzyıl teknolojik yeniliklerden dolayı harikalar veya mucizeler asrı olarak tanımlandığı için 40-70 nesli bütün mucizelere tanıklık eden imtiyazlı mucize bir nesildir.

Kendi pederim Elazığ’daki Panik köyüne radyonun gelişini anlattığında can kulağıyla dinlemiştim. O zamanlar rahmetli dedem büyük pilleri olan kocaman bir radyoyu köye getirdiğinde herkes tarafından hayretle karşılanmış.  Her akşam “Kazım’ın evine gidip ajans dinleyelim” diyen köylüler evin etrafında bir araya gelir ve ortaya konan büyük eski radyodan Ankara’daki haberler dinlenirmiş. Bir keresinde bir köylü koşarak gelmiş ve heyecanla şunları söylemiş: “Ankara’da bir alet çıkmış, adamın biri Ankara’dan konuşuyor sen buradan görüyorsun” deyince başka bir köylü “Tövbe tövbe dünyanın sonu gelmiş” diyerek karşılık vermiş. Biz 80-90 nesli Vizontele filmini sadece sinemadan izleyeduralım, 40-70 nesli bu anları birebir yaşamıştır. Eminim onlar Vizontele filmini bizden çok daha farklı bir zevkle izlemiştir.

40-70 nesli Türkiye’nin anarşist yıllarını da görmüştür. Sağcı-solcu kavgalarının içine karışmış, kendi düşüncesinden olmayanı dövmüş,  sokakta darbelere, tanklara ve askerlere tanıklık etmiştir. O zamanlar Türkiye’ye komünizm hakim olacak korkusunu yayanlar sağcı gençleri solculara kışkırtmış, Dev-Sol örgütlenmeyle ülkede ancak bir devrim geldiğinde herşeyin düzeleceğine inanan Deniz Geçmiş gibi solcular da sağcıları hedef almış. Dünyayı değiştireceğine inanmış bütün sağcı ve solcu gençlerin çoğu idam edilmiş ve darbelerle hepsinin piyon olduğu çok sonra anlaşılmış. Şu an bu nesil dış mihraklarların oyununa geldiklerini kendisi itiraf ederek yaşadıkları zorlukları bizlere anlatmaya çalışıyorlar.

Bu nesil tartışma programlarına bayılırlar. Televizyonda açık oturumları futbol maçlarına tercih etmeleri yaşamış oldukları bu siyasi tecrübeden dolayıdır. İnanılmaz bir siyasi hava içerisinde yetişmiş 40-70 neslinin ortak amacına baktığınızda hepsinin aslında ortak argümanları savunduğunu ama yöntemlerinin farklı olduğunu görürsünüz. Bir keresinde bu nesilden bir büyüğüm şunu söylemişti: “Solcuların bizim zamanımızda istedikleri şeyleri şimdi biz onlardan istiyoruz.”

40-70 nesli aynı zamanda yokluğu birebir çeken sembol bir nesildir. Özellikle köyde yaşayanları bizim filmlerde izlediğimiz eski medeniyetlerin yaşadıklarını bizzat yaşamışlardır. Elektriğin olmayıp gazyağıyla idare edildiği, suyun eve ulaşmayıp çeşmelerde bidonlara doldurulup eve taşındığı ve çok eski köy evlerinde oturulduğu bir yaşamdır onlarınki. Ben 80 neslinden olmama rağmen köyde suyun çeşmelerden getirildiğini çok iyi hatırlıyorum. Bu yazıyı okuyan 80 nesli okuyucuların da bu türlü zorluklara tanıklık ettikleri anılar olmuştur elbette. Ancak hiç birimiz 40-70 neslinin çektiği zorlukları ve yoklukları tam tamına anlayamayacağız. Mesela annem ve babamın bir odada açık kalan elektiriğe gösterdikleri sert tepkiyi ben hiç anlayamadım. Doğal olarak yokluğu gören insanlar varlığın değerini bizden daha iyi biliyorlar.

40-70 nesli bazı insanlar tarafından “siyasi nesil”, “dava nesli”, “idealist nesil” veya “kandırılmış nesil” olarak adlandırılsa da ben kendim “en tecrübeli nesil” olarak adlandırıyorum. Türkiye’nin hem iyi hem de kötü günlerine de tanıklık ettikleri ve bütün teknolojik yenilikleri bizzat birebir yaşadıkları için bu tanımı daha uygun buluyorum. 40-70 nesli şu an yaşayan tarihtir ve biz gençlerin onlardan öğreneceği çok şeyler vardır. Hiç bir fikir ayırt etmeden en tecrübeli bu güzide neslin  ellerinden öpüyor, tecrübelerini biz gençlerle paylaşmalarını temenni ediyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s