Amerikalının Sistemci Düşünebilme Yeteneği

Yurt dışına geldiğimden beri pek çok şeyi gözlemlemeye çalışıyorum. Amerika’daki izlenimlerimi günlük yaşamımdan yola çıkarak elimden geldiğince sizlerle paylaşmaya gayret ediyorum. En büyük izlenimlerinden biri de Amerika’daki sistem kurgusuydu. Sistemci yaklaşımın Amerikalılara ait önemli bir yetenek olduğunu farkedince sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Sistem olarak Amerika’da ilk olarak kurumsal chat uygulaması ile tanıştım. Bütün dünya msn, skype, yahoo messenger gibi sohbet programlarıyla geyik yapmaya dursun, Amerikalılar kurumsal chat uygulamasını bütün kurumlarına yaymayı başarmışlar.

Kampüs yıllarımda kütüphaneden acilen bir kitaba ihtiyacım vardı. Üniversite’nin sitesinden bir chat uygulaması olduğunu görünce çok şaşırmıştım. Direkt kütüphanenin resmi görevlisiyle sohbet ortamında irtibata geçip kitap siparişimi verdim. Bu süre tam 10 dakika sürmüştü. 2 gün sonra da kitabım gelmiş ve kütüphaneden kitabı almam için  e-posta ile haberdar edilmiştim. Bir ara AT&T Telekomunikasyon şirketiyle cep hattım için irtibata geçmem gerekiyordu. İletişim için telefon numaralarını ararken onların da bir kurumsal chat uygulaması olduğunu farkettim. Hemen irtibata geçip işimi hallettim. Şimdiye kadar en az 30 defa farklı şirketlerle internet üzerinden sohbet ortamında iletişime geçip işimi halletmişimdir. Chat dediğim bildiğimiz basit bir Flash sobhet uygulaması ancak işinizi kısa zamanda ve telefon açmadan görebileceğiniz etkili bir çözüm. Bunun için resmi olarak mutlaka karşı tarafta biri sizi bekliyor. Siz bağlandığınızda sobhete başlayıp işinizi halledebiliyorsunuz.

Dikkatimi çeken başka bir sistemci yaklaşım da kendi sosyal ve ticari sistemlerini arabalara göre tasarlamaları olmuştu. Amerika’daki ilk yıllarımda kardeşimle birlikte arabanın yağını değiştirmek için “5 Minutes Oil Change” servisine gitmiştik. İsminden de anlayacağınız gibi 5 dakikada arabanızın yağını değiştirebiliyorlar. Düzeni bilmediğim için arabadan inmeye çalıştım ama ilgili görevli “no no sir” diyerek benim arabada kalmamı rica etti. Arabanın yağını ve bakımı 10 dakika sürse de sistem tıkır tıkır işliyor ve kısa zamanda işimizi hallediyorduk.

Sonra bankaya gittik ama içeriye girmeden arabadan işimizi hallettik. Bir fanus içine paranızı, çekinizi vs. koyuyorsunuz ve düğmeye bastığınızda uzun borudan bu fanus vakkumlanarak ilgili banka görevlisine ulaşıyor. Dilerseniz başka düğmelere de basarak banka görevlisiyle telsiz ortamında konuşup derdinizi  anlatmaya devam ediyorsunuz. Banka görevlisi işlemlerinizi yapıp, fanusun içine size ait olan parayı, faturayı tekrar geri gönderiyor ve arabadan inmeden 10 dakikada işleminiz halledilmiş oluyor.

Mc-Donalds veya Burger King gibi fast-food zincirlerinin dışarıda arabalar için kurmuş oldukları düzeni filmlerden hepimiz biliyoruz. Kısaca Amerika’da banka, yağ-bakım ve fast-food gibi sistemler tasarlanırken otomobiliniz mutlaka hesaba katılıyor. Zaten otomobilinize benzini birisi gelip doldurmuyor. Kredi kartınız ile pompa makinesinde ödeme yapıp kendiniz dolduruyorsunuz, yani bunun sistemi de hazır.

Ben bu memlekette en büyük sistemin İnternet olduğunu düşünüyorum. İnternet üzerinden vergi, iş kurma ve sair ticari işlemlerinizi kısa sürede halledebiliyorsunuz. Türkiye’de bir projem için marka başvurusu yapmak için ilk önce avukat bulmam gerekmişti. Sonra avukatımla telefon ve email trafiği başlatıp marka başvurumuzu yapmıştık. Aynı marka başvurusunu ben Amerika’da da internet üzerinden yaptım. Başvurduğum Amerikalı avukatın ismini bile hatırlamıyorum ancak bütün işlemler online olduğu için 2 ay içinde markamı almış oldum. Türkiye’de marka başvurumun sonucunu ise halen bekliyorum. Öğrendiğime göre bir kaç ay daha sürecekmiş.

Bir keresinde kampüste bir kulüp aktivitesinde yemek için ağır içecekleri ve malzemeleri taşımamız gerekiyordu. Biz Türkler tekerleğin bin yıl önce icat edildiğini unutarak malzemeleri elimizde taşımaya çalışırken yanımıza Amerikalılar bir “cart” ile geldi. Bütün malzemeleri içine doldurup biz de rahat ettik. Ben bir Amerikalının bir şey taşıyıp kendine eziyet ettiğini neredeyse hiç görmedim. Ona göre bu işi kolaylıkla yapacak mutlaka tekerlekli küçük bir tezgah arabası vardı. Bir şeyi taşımak için bile bir sistemin varlığını hatırlayabiliyorlardı. Bundan dolayı Amerika’da bir işi yaparken zorlanıyorsan bir yerde yanlış yapıyorsun demektir çünkü o işin mutlaka bir aleti, adevatı veya makinesi vardır.

Biz bu durumu arkadaşımın bahçesindeki yaprakları toplarken yaşadık. Büyük bahçede düşen yaprakları toplarken güya Türk arkadaşımıza yardım ediyorduk. Sonra bir an durduk ve düşündük “bu işin de bir makinesi yok mu” diye kendi kendimize sorarken İnternetten yaprak toplayan makinelerin varlığının farkına vardık. Burada yaprakları toplama işi başlı başına bir sektör olmuş durumda. Makine pahalı olduğu için biz yine Türk’lüğümüze geri dönüp kendi ellerimizle toplamaya devam ettik.

Benzer bir durumu da Adana’daki bir Astsubay arkadaşım bana anlatmıştı. Mevsimlerden kış, her yer karla kaplı ve bembeyaz. Sabahleyin bütün askerler aldıkları emirle kazma kürek bütün yolları kendi elleriyle temizlemişler. Aynı lojmanda kalan bir Amerikalı subay bu durumu görünce 2 hafta sonra İncirlik üzerinden bir kar toplama makinesi getirmiş ve 10 askerin yaptığı işi bu makine ile kendi başına yapmıştı. Amerika düşünce sistemine göre bir işi yapmak için o işi kolaylaştıran mutlaka bir otomasyon sistemi vardır.

Ne yazık ki pek çok Türk arkadaşım Amerikalıları aşağılayarak “zeki” olmadıklarını iddia etmişlerdir. Halbuki biz Amerikalıların pratiklik yönüyle zeka yönünü birbirine karıştırıyoruz. Biz anlık sorunlarımıza pratik zekamızı kullanarak yaklaşıyoruz ancak Amerikalı aşırı sistemci bir ortamda bulunduğu ve yetiştiği için pratiklik yönleri körelmiş olabiliyor ama bu onların kesinlikle aptal oldukları anlamına gelmiyor. Bilakis, sistemci düşünce sistematiğine sahip insanlar işlerini daha kısa sürede ve daha kolay yaparlar. Amerika’da sistem en aptala göre tasarlandığı için zamanla zekiler de dahil olmak üzere herkes bu sisteme ayak uyduruyor.

Eminim Amerika’da yaşayan Türk dostlarımın da bu konuda benzer tecrübeleri vardır. Ben kendi yaşadığım tecrübelere dayanarak Amerikalıların sistemci düşünebilme yeteneğini göstermeye çalıştım. Bazen kendi kendime soruyorum, acaba Amerikalı sistemci düşebildiği için mi randevularında daha dakik, ders çalışırken daha programlı, web siteleri daha kullanışlı ve trafiği daha düzenli?  Bu soruların cevapları her ne olursa olsun Türkler olarak öz eleştiri yapıp Amerikalıların sistemci düşünebilme yeteneğini kazanmak için kafa yormalıyız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s