Hep Yalnızdık Biz

Yalnızlık tek başına olmak değildir sadece, sevenlerin de olsa derdinin dinlenmemesidir ve anlaşılmamandır. Yalnızlık içinde büyük bir boşluk ta değildir, sadece ulaşmak istediğin ama ulaşamadığın, önünde aşılmaz engeller olduğunda bunu kayda değer kimseyle paylaşamamandır. Yalnızlık yurt dışında evinden yurdundan ayrı olmak ta değildir aslında. Niceleri ailelerinin, arkadaşlarının, hatta sevgililerin yanında olduğu halde büyük yalnızlık çekmiyorlar mı sanıyorsun. Yalnızlık bir palyaçonun derinden ağlaması, yalnızlık sevdiğinin başka birisiyle evlenmesi, yalnızlık fakirleştiğinde para bulamaman, zenginleştiğinde gerçek arkadaş bulamamandır. Yalnızlık kocaman bir kahkahanın ardından sessizliğe bürünmektir. Yalnızlık ağladığında yanında kimsenin olmadığını sanmandır.

Sevgililer de bazen yalnızdır. Birbirinin dilini anlamayan o kadar çok çift var ki hayatta. Aşkla yalnızlığını yenebileceklerini sananlar, bir gün anlayacaklardır elbette yalnızlığın gerçek yüzünü. Aşktan evliliğe, evlilikten çoluk çocuğa kavuşsalar bile, yalnızlığı sadece geciktirebileceklerini anlayacaklardır bir gün. Yalnızlık insanın en büyük özelliğidir çünkü.

Evet, yalnızlığı sadece geciktirebiliriz ama asla hayatımızdan çıkartamayız. Ölünce, üzerimize atılan topraktan sonra yalnız başımıza kalırız. Hem de yapayalnız. Tek başımıza Münker-Nekirin sorularını cevaplamak için hazır kıta bekleriz. Yalnız doğduk, yalnız ölüyoruz. Aslında hep yalnız yaşadık ama çoğu zaman farkında olmadık, ara sıra hisseder gibi olduk ama sonra yalanlarla dolanlarla kendimizi avutmaya çalıştık, oyalandık. Dilimizle kabul etsek bile, hiç kabul etmedik içimizde yalnızlığın Allah’a mahsus olduğunu.

Demek ki, Allah insanı yalnız yaratıyor ki, çaresiz bebek annesinin memesine tutunarak geçinsin doysun diye. Demek yalnızız ki, ilk okulda kabadayı insanlara karşı arkadaşımız bizi kollasın, dostluğumuz pekişsin, kankamız olsun diye. Gençliğimizde aşık oluyoruz ki, yalnızlığı unutup sevmenin ve aşkın ne demek olduğunu anlayalım diye. Evlendiğimizde yalnızlığımıza çocuğumuz yetişiyor, ölene kadar oyalanıp gidelim diye.

Hem zanneder misin yalnızlık normal insanlara mahsus bir şey.  Hz. Peygamber (s.a.v) yetim ve öksüz büyüdü. Hz. Yahya bir ağacın içinde testere ile kesildiğinde yanında ona yardım edebilecek bir Allah’ın kulu yoktu. Hz. Yusuf kuyuya atıldığında Hz. Yakup Yusuf’unun özlemi ile baş başa yalnız kaldı. Züleyha Hz. Yusuf’a gönlünü kaptırıp karşılık göremeyince onu zindana attırıp kendisini yalnızlığa mahkum etti. Hz. İsa halkından kabul görmeyip göğe yükseldi. Hz. İbrahim ateşe atıldığında yanında hiçbir insan yoktu.

Okulda bize yalnızlığı hep zıttıyla öğrettiler. İnsan sosyal bir varlıktır dediler. Açıktan açığa yalnız olduğumuzu, birbirimize ihtiyacımız olduğu için birlikte olduğumuzu itiraf edemediler. Kişisel gelişim kitaplarında kartalı örnek gösterdiler. Tavukların arasında yetişen bir Kartal kendisini farklı hissettiğinde “sen tavuksun” dedikleri için hep tavuk kaldığını söylediler. Bir gün farkına varıp gerçekten Kartal olduğunda ise yuvadan ayrılıp yalnız kaldığını ve yalnız avlandığını es geçtiler. Bize yalnızlığı hep yanlış tarif ettiler ama zaten hep yalnızdık biz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s